Cyber-Rights.Org.TR

Archive for the ‘AIHM’ Category

Bianet: YouTube Sansüründe İkinci Yıl Doldu; Lastfm de AİHM’ye Gitti

Thursday, May 6th, 2010

Bianet: YouTube Sansüründe İkinci Yıl Doldu; Lastfm de AİHM’ye Gitti – Bianet: YouTube Sansüründe İkinci Yıl Doldu; Lastfm de AİHM’ye Gitti

YouTube sansürü ikinci yılını da geride bıraktı. INTED Başkanı Akgül, yasakla çözüm aramanın Türkiye’ye zarar verdiğini açıkladı. Youtube’den sonra Lastfm.com.tr sitesinin kapatılması da AİHM’ye taşındı. Akdeniz de, ‘Yasak kullanıcıların erişim, bilgi edinme paylaşma haklarını ihlâl ediyor’ dedi.

Erol ÖNDEROĞLU, hukuk@bianet.org
İstanbul – BİA Haber Merkezi
06 Mayıs 2010, Perşembe

Dünyada günde bir milyara yakın video izlenen YouTube küresel video paylaşım sitesine Türkiye’de yargı kararıyla uygulanan erişim yasağı 5 Mayıs’ta ikinci yılını doldurdu.

YouTube.com sitesinden sonra Lastfm.com.tr sitesine sansür de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı.

Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, Atatürk’ün anısına saldırı niteliğinde videolar yerleştirildiği gerekçesiyle 5 Mayıs 2008′de youtube sitesine yasak koymuştu. Bu mahkeme kararı kaldırılsa dahi, sansür öngören 10′u aşkın mahkeme kararı daha sırada bekliyor.

Türkiye yetkilileri, Türkiye’de temsilcilik kurulmasını talep ederken site yetkilileri her bir ülkeye göre farklı içerik denetimi yapamayacaklarını ifade ederek bunu reddediyorlar.

Akgül: Başkasına değil Türkiye’ye zarar veriyor

İnternet Teknolojileri Derneği (INTED) Başkanı Mustafa Akgül, İnternetin marjinal problemlerine İnterneti yasaklayarak çözüm aramanın Türkiye’ye zarar verdiğini açıkladı.

‘İnternet’ten korkmanın, İnterneti ve çağı algılayamamanın, İnternete ilişkin düzgün yapılanma kuramamanın sonucu. Türkiye İnternet’le savaşarak ‘harakiri yapmayı’ sürdürüyor.

‘Yasaklama refleksinden vazgeçip, İnterneti yaşamı kolaylaştırmak, demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmayı sağlamak, dünya ile rekabet için kullanmaya odaklanmalıyız… Ülkemiz, bu potansiyeli kavrayamadığı için, matbaadaki gecikmeye benzer bir mantıkla, İnterneti yasaklıyor.’

Akdeniz, lastfm yasağını AİHM’ye taşıdı

Doç. Dr. Yaman Akdeniz, erişim yasağı kararlarının Türk kullanıcılarının erişim, bilgi edinme, ve bilgi paylaşma haklarını ihlâl ettiği gerekçesiyle lastfm.com.tr sitesiyle ilgili yasağı Cyber-Rights.Org.TR adına Strasbourg Mahkemesi’ne taşıdı.

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Akdeniz, başvurusunda ‘Web 2.0 tabanlı topluluklar ve bu toplulukları barındıran web sitelerine ’süresiz olarak’ erişim yasağının getirilmesi AİHS’nin 10. maddesine bir müdahaledir’ dedi.

Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği’nin (MÜYAP) başvurusuyla harekete geçen Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘fikri hakların ihlal edildiği’ gerekçesiyle 26 Haziran 2009′da siteye yasak koymuştu. Sorun giderilemeyince 19 Eylül’de erişime kapatılan site bugüne kadar da kapalı kaldı.

Facebook kullanıcısı sayısı 400 milyonu aştı

İnternet üzerinde 1,8 milyar insanın bulunduğuna dikkati çeken Akgül, şu tespitleri yaptı:

‘130 milyonu aşkın kişisel web ya da günlük var. İnternet’te 100 milyonlar ölçüsünde video var. Facebook’un kullanıcı sayısı 400 milyonu, ‘Twitter’ 105 milyonu 50 milyonu aştı. Dünyada günde 250 milyar e-posta gidiyor.

YouTube üzerinde günde 1 milyar video izleniyor. Video pazarının yüzde 40′ı YouTube’da. Her dakika 20 saatlik video Youtube’a yükleniyor. Türkiye’de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3,1 milyon bilgisayar, 215 bin Türkiye içinde, 870 bini Türkiye dışında alan adı var. Türkiye halkının yüzde 27’si İnterneti düzenli kullanıyor, yüzde 67’si hiç İnternet kullanmamış. Evlerin yüzde 81′inde internet yok.” (EÖ)

ECHR decision in Akdas v. Turkey (no 41056/04)

Tuesday, February 16th, 2010

129

16.02.2010

Press release issued by the Registrar

Chamber judgment1

Akdas v. Turkey (no 41056/04)

SEIZURE OF THE NOVEL Les ONZE MILLE verges BY Guillaume Apollinaire and conviction of the publisher hindered public access to a work belonging to the european literary heritage

Unanimously:

Violation of Article 10 (freedom of expression)

of the European Convention on Human Rights

Principal facts

The applicant, Mr Rahmi Akdaş, was born in 1958 and lives in Bandırma. He is a publisher and in 1999 published the Turkish translation of the erotic novel Les onze mille verges by the French writer Guillaume Apollinaire (“The Eleven Thousand Rods” – On Bir Bin Kırbaç in Turkish), which contains graphic descriptions of scenes of sexual intercourse, with various practices such as sadomasochism or vampirism.

Mr Akdaş was convicted under the Criminal Code for publishing obscene or immoral material liable to arouse and exploit sexual desire among the population. The applicant argued that the book was a work of fiction, using literary techniques such as exaggeration or metaphor, and that the postface to the edition in question was written by specialists in literary analysis. He added that the book did not contain any violent overtones and that the humorous and exaggerated nature of the text was more likely to extinguish sexual desire.

The seizure and destruction of all copies of the book was ordered and the applicant was given a “heavy” fine – a fine that may be converted into days of imprisonment – of 684,000,000 Turkish liras (equivalent to approximately 1,100 euros). In a final judgment of 11 March 2004 the Court of Cassation quashed the part of the judgment concerning the order to destroy copies of the book, in view of a 2003 legislative amendment. It upheld the remainder of the judgment.

Mr Akdaş paid the fine in full in November 2004.

Complaints, procedure and composition of the Court

Relying on Article 10, the applicant complained about his conviction as publisher of the novel Les onze mille verges by Guillaume Apollinaire and about the seizure of the book.

The application was lodged with the European Court of Human Rights on 2 September 2004.

Judgment was given by a Chamber of seven judges, composed as follows:

Françoise Tulkens (Belgium), President,
Ireneu Cabral Barreto (Portugal),
Vladimiro Zagrebelsky (Italy),
Danutė Jočienė (Lithuania),
Dragoljub Popović (Serbia),
András Sajó (Hungary),
Işıl Karakaş (Turkey), Judges,

and also Françoise Elens-Passos, Deputy Section Registrar.

Decision of the Court

It was not disputed that there had been an interference, that the interference had been prescribed by law and that it had pursued a legitimate aim, namely the protection of morals. The Court further reiterated that those who promoted artistic works also had “duties and responsibilities”, the scope of which depended on the situation and the means used.

The requirements of morals varied from time to time and from place to place, even within the same State. The national authorities were therefore in a better position than the international judge to give an opinion on the exact content of those requirements, as well as on the “necessity” of a “restriction” intended to satisfy them.

Nevertheless, the Court had regard in the present case to the fact that more then a century had elapsed since the book had first been published in France (in 1907), to its publication in various languages in a large number of countries and to the recognition it had gained through publication in the prestigious “La Pléiade” series. Acknowledgment of the cultural, historical and religious particularities of the Council of Europe’s member States could not go so far as to prevent public access in a particular language, in this instance Turkish, to a work belonging to the European literary heritage.

Accordingly, the application of the legislation in force at the time of the events had not been intended to satisfy a pressing social need. In addition, the heavy fine imposed and the seizure of copies of the book had not been proportionate to the legitimate aim pursued and had thus not been necessary in a democratic society, within the meaning of Article 10. There had therefore been a violation of that provision.

The Court considered that it was not necessary to examine the applicant’s other complaints.

Since the applicant did not submit a claim for just satisfaction within the time allowed, there was no need to make any award on that account.

***

The judgment is available only in French. This press release is a document produced by the Registry. It does not bind the Court. The judgments are available on its website (http://www.echr.coe.int).

Press contacts
Céline Menu-Lange (tel: + 33 (0)3 90 21 58 77) or

Stefano Piedimonte (tel: + 33 (0)3 90 21 42 04)
Kristina Pencheva-Malinowski (tel: + 33 (0)3 88 41 35 70)

Tracey Turner-Tretz (tel: + 33 (0)3 88 41 35 30)

Frédéric Dolt (tel: + 33 (0)3 90 21 53 39)

Nina Salomon (tel: + 33 (0)3 90 21 49 79)

The European Court of Human Rights was set up in Strasbourg by the Council of Europe Member States in 1959 to deal with alleged violations of the 1950 European Convention on Human Rights.

1 Under Article 43 of the Convention, within three months from the date of a Chamber judgment, any party to the case may, in exceptional cases, request that the case be referred to the 17-member Grand Chamber of the Court. In that event, a panel of five judges considers whether the case raises a serious question affecting the interpretation or application of the Convention or its protocols, or a serious issue of general importance, in which case the Grand Chamber will deliver a final judgment. If no such question or issue arises, the panel will reject the request, at which point the judgment becomes final. Otherwise Chamber judgments become final on the expiry of the three-month period or earlier if the parties declare that they do not intend to make a request to refer.

NTV: Erotik romanın AİHM zaferi

Tuesday, February 16th, 2010

Erotik romanın AİHM zaferi – Avrupa- ntvmsnbc.com:

AİHM Guillaume Apollinaire’in ‘On Bir Bin Kırbaç’ kitabının ‘cinsel arzuları tahrik ve istismar ettiği’ gerekçesiyle Türkiye’de yasaklanmasını gereksiz buldu.

Kayhan KARACA, ntvmsnbc
Güncelleme: 16:09 TSİ 16 Şubat. 2010 Salı

STRASBOURG – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fransız yazar ve şair Guillaume Apollinaire’in erotik öğeler içeren ‘On Bir Bin Kırbaç’ adlı romanına Türk mahkemeleri tarafından getirilen yasağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı buldu.

AİHM, Avrupa edebiyat mirasının bir eseri olarak nitelediği romanın toplatılması kararı için ‘demokratik bir toplumda gereksiz bir uygulama’ hükmünde bulundu.

Apollinaire’in romanı 1999 yılında Hades yayınları tarafından basılmış, ancak İstanbul Savcılığı ‘cinsel arzuları tahrik ve istismar ettiği’ gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 426 ve 427′inci maddelerine dayanarak, yayınevi sahibi Rahmi Akdaş hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Akdaş, açılan dava sonunda ağır para cezasına mahkum edilmiş ve kitap da toplatılmıştı.
Haberin devamı ↓reklam

Davacı, Yargıtay’ın da kararı onamasının ardından, ifade özgürlüğü ile adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle 2004 yılında AİHM’ye başvurmuştu.

AİHM; ahlaki konularda devletlerin geniş takdir yetkisine sahip olduklarını kabul etse de, bu yetkinin Avrupa edebiyat mirasının parçası olan bir romanın Türk okurlara erişmesini engellemeye kadar gidemeyeceği sonucuna vardı.

Mahkeme, davacı hakkında Türk mahkemeleri tarafından hükmedilen cezanın, sosyal bir ihtiyaçtan kaynaklanmadığı, hedeflenen amaçla orantılı olmadığı ve demokratik bir toplumda gereksiz bir uygulama olduğunu vurgulayarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10′uncu maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.

Davacının adil yargılanma ve mülkiyet haklarıyla ilgili taleplerini incelemeyi gereksiz gören AİHM, davacı talep etmediği için herhangi bir tazminata da hükmetmedi.

Apollinaire’in tartışmalı romanı ilk olarak 1907 yılında Fransa’da yayımlanmıştı. Roman, cinsel ilişkiyi sado-mazoşizm, vampirizm ve pedofili uygulamalarıyla abartılı ve metaforik biçimde anlattığı için ilk yayımlandığı tarihlerde ’skandal’ olarak nitelenmişti. Ancak roman, o tarihten bu yana onlarca dile çevrildi ve bugün internette de kolaylıkla bulunabiliyor.

Biamag: Tescilli Sansüre Devam: Terörle Mücadele Yasasının Son Marifetleri

Friday, January 29th, 2010

Mutlaka okunması gereken bir analiz…

Biamag: Tescilli Sansüre Devam: Terörle Mücadele Yasasının Son Marifetleri – Bianet

KEREM ALTIPARMAK’IN ANALİZİ
Tescilli Sansüre Devam: Terörle Mücadele Yasasının Son Marifetleri

İnsan hakları hukuku ve dünyadaki gelişmeler bölücülük, komünistlik gibi kavramları işlevsiz kılınca, bunların yerini yeni dönemin büyülü kavramı ‘terör’ aldı. İfade özgürlüğünü sınırlayan yeni araçların da bu kavram üzerinden tanımlanması şaşırtıcı değil. Sansür yasağı, yasal dayanak gibi temel hak güvenceleri bile terör kavramı karşısında anlamsız kalıyor.

Kerem ALTIPARMAK, altiparmak@yahoo.com
Ankara – BİA Haber Merkezi – 23 Ocak 2010, Cumartesi

Son dönemlerde popülerlik kazanan eski dönem dizilerini, filmlerini seyredip, demokrasi ve insan haklarında o zamanlar ne kadar gerideymişiz, bir zamanlar gazeteler, kitaplar, dergiler toplatılıyormuş diye iç geçirenlerin bir kez daha düşünmesinde fayda var. Sansür, İçişleri Bakanının demokrasi için kullandığı tabirle, kılcal damarlara kadar işlediği için hiçbir engel tanımıyor, hala daha çok sayıda gazete ve dergi toplatılıyor, dahası yayınları durduruluyor. Bu yetmezmiş gibi benzer nedenlerle şimdilerde bir de İnternet siteleri erişime engelleniyor.

Mutlaka eskiyle yeni arasında fark aramak gerekirse belki şu söylenebilir: Eski yayın durdurmalar yayınların komünist, bölücü olduğu gerekçesiyle yapılıyordu, şimdilerde terörist olduğu gerekçesiyle. Sonuç aşağı yukarı aynı olsa da, her dönemin ayrı bir siyasi dili var. Bu yeni dilin en belirgin örneği ise Terörle Mücadele Yasası (TMY). Bir işin içine terör, şiddet kavramı girince her türlü hak sınırlaması meşruluk kazandığından, sansürü de meşrulaştırmanın yolu terörle mücadeleden geçiyor. TMY’nin sansürü düzenleyen 6. maddesinin üç rauntluk son mücadelesi, Anayasa’nın 90. maddesinin de ne kadar anlamsızlaştırılabileceğini gösteriyor.

1. Raunt: Anayasa Mahkemesi

İşte bu yeni dilden yola çıkan AKP hükümeti de, terörle mücadelede zayıf kalındığı eleştirilerine karşı, 2006 yılında 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nda temel hak ve özgürlükleri ciddi anlamda tehdit eden değişikliklere gitti. Bu değişikliklerden biri 5532 sayılı yasanın 5. maddesiyle TMY’nin 6. maddesine getirilen ekti. Buna göre ‘Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik, işlenmiş olan suçları ve suçlularını övme veya terör örgütünün propagandasını içeren süreli yayınlar hâkim kararı ile; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Cumhuriyet savcısının emriyle tedbir olarak onbeş günden bir aya kadar durdurulabilir’.

İlk okuyuşta tereddütsüz bir şekilde bir sansür hükmü olduğu anlaşılan bu hükmü eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, diğer başka hükümlerle birlikte iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Anayasa Mahkemesi, 18 Haziran 2009 tarihinde verdiği kararda bu talebi reddetti.(1) Kullanılan oylar ve gerekçeler açısından ibretlik olan bu karar, bazı ezberleri bozmak için de hatırda tutulması gerekli bir metin. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Alifeyyaz Aksüt’ün -ve karşıoy kullanan diğer dört üyenin(2)- kısa ama özlü karşıoy yazısının çoğunluğu ikna edememesi, bu üyeyi demokrat tavır almamakla itham edenler açısından altı çizilmesi gerekli bir husus:

‘Anayasa’nın 28. maddesinin birinci fıkrasında basının hür olduğu, sansür edilemeyeceği belirtilmiş; dördüncü fıkrasında tedbir yoluyla dağıtımın önlenmesi, beşinci fıkrasında yayım yasağı, altıncı fıkrasında toplatma, sekizinci fıkrasında geçici olarak kapatma önlemleri düzenlenmiştir. Buna göre, basın ve yayın organlarına yönelik yaptırımlar Anayasa’da sınırlı olarak belirlenmiştir. Anayasada sayılanlar dışında basın özgürlüğünü sınırlayıcı bir önlemin yasalarla düzenleme konusu yapılmasına olanak bulunmamaktadır. İptal istemine konu kuralın korumak istediği hukuki yarar, esasen Anayasada sayılan diğer önlemlerle yeterince korunmaktadır. Anayasal hak ve özgürlüklerin Anayasa hükümlerinin sınırlı olarak öngördüğü nedenlerin ve önlemlerin dışında sınırlamalara tabi tutulması yolunun açılması halinde ise temel hak ve özgürlüklerin zamanla aşınarak yok edilmesi tehlikesi ortaya çıkar.

Anayasa’da mevcut olmayan ‘durdurma’ önlemini içeren kural, Anayasa’nın 28. maddesine aykırıdır.’ (abç)

2. Raunt: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi’nden alınan icazetle uygulanmaya devam eden durdurma yaptırımının ikinci durağı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) idi. Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Güncel ve Gerçek Demokrasi gazetelerinin sahipleri, yayın yönetmenleri ve çalışanları tarafından açılan davaları birleştiren AİHM, 20 Ekim 2009 tarihinde Ürper ve Diğerleri/Türkiye kararını verdi. AİHM, tedbir kararlarının tek başına (per se), AİHS’nin ifade özgürlüğünü koruyan 10. maddesine aykırı olmadığını; ancak bir gazetenin, yargı organı tarafından henüz içeriği bilinmeyen gelecek sayıların tamamının yayının durdurulması halinde durumun farklı olacağını belirtti. AİHM’ye göre; TMY 6(5) ve bunun ilgili başvurularda uygulanması, katılmadıkları yargılamada suçlu bulunan başvurucuların(3) ileride de benzer suçları işleyecekleri varsayımına dayanmaktadır. Bu nedenle TMY’nin yaptırımı ölçüsüzdür. Bunun yerine, mutlaka gerekiyorsa ilgili sayının toplatılması veya suç konusu makalelere sınırlama getirilmesi gibi önlemlerle meşru amaca ulaşılabilir.

AİHM, Anayasa Mahkemesi’nin söylemediğini açıkça belirtmiş ve TMY’nin 6 (5) hükmünün bir sansür hükmü olduğunu saptamıştır.

Hikayenin buraya kadarki kısmı tanıdık gelebilir. Ancak bizi 3 ay önce verilmiş bu karara ilişkin yazı yazmaya sevk eden ve sorunun güncelliğini korumasına neden olan husus, kararın anayasal niteliğidir . Çünkü, AİHM’nin saptaması TMY’nin 6. maddesinin başvuru konusu olaylara uygulanmasıyla sınırlı değil. Sorun, yanlış uygulamadan değil, 6. maddenin 5. fıkrasından kaynaklanmaktadır. Bunun için AİHM, Ürper ve Diğerleri vakasında pilot karar yöntemini uygulamaya karar vermiştir. Pilot karar, AİHS koruma sisteminin yapısal sorunların defalarca incelenmesi yoluyla tıkanmasını engellemek amacıyla oluşturan yeni bir karar tipi.(4) Bu usule göre, Mahkeme bir yasa veya uygulama ‘çok sayıda başvuru yapılmasına neden olacaksa devletlere uygun çözüm bulma yolunda ve Bakanlar Komitesi’ne kararların uygulanmasını denetlemede yardımcı olmak amacıyla, sistemik bir sorun ve bu sorunun nedenleri olduğunu düşündüğü durumları tespit’ etmektedir.(5) AİHM, Ürper ve Diğerleri davasında da halen önünde konuyla ilgili yapılmış başka başvurular olduğunu saptamış, sorunun sistemik bir sorun olduğunu belirterek genel bir çözüm önerisinde bulunmayı gerekli görmüştür. AİHM, bu amaçla hükümete kararın 35-45. paragraflarını dikkate alarak TMY 6(5) hükmünde değişiklik yapmasını önermiştir. Bu nedenle, Ürper ve Diğerleri sonrasında sansürün dayanağı olan TMY hükmünün uygulama olanağı kalmamış, sansür tescillenmiştir.
3. Raunt: Ulusal Mahkemeler; TMY 6 (5) Dimdik Ayakta

Karar sonrası, hükümet TMY’yi değiştirmek yönünde bir girişimde bulunmamıştır. İşin doğrusu, kanımızca çok bir şey yapmasına da gerek yoktur. 5170 sayılı yasayla Anayasa’nın 90. maddesine eklenen son fıkraya göre ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır’.

AİHM kararı, Türkiye’ye ilişkin olduğu ve Mahkeme açıkça TMY 6. maddenin sansürün kaynağı olduğunu saptadığı için kararın ulusal yasayla uyuşmaz olup olmadığını tartışmaya bile gerek yoktur. AİHM’nin sistemik bir bozukluğu saptadığı, bunun bir yasa hükmünden kaynaklandığını ve bunun açıkça sansür olduğunu saptadığı bir durumda 90. madde uygulanmayacaksa maddenin uygulama alanı neresidir? Ürper kararından sonra Türk hukukunda TMY 6. maddesinin 5. fıkrasının uygulanabilirliği kalmamıştır.

Görünen o ki, mahkemeler tam tersini düşünmektedir. Uygulama göstermektedir ki, fiilen tam tersine Anayasa’nın 90. maddesinin uygulama alanı kalmamış. Gerçekten de, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan Evren Özer, her zamanki titizliğiyle, Ürper kararının verildiği 20 Ekim 2009 tarihinden yılsonuna kadar 9 gazete ve derginin yayının durdurulduğunu saptamıştır. Bu yayınların dökümü şöyle:

Özgür Görüş (17 Ekim 2009); Haftalık Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm için Yürüyüş Dergisi (26 Ekim 2009); Sosyalizm Ü Azadi (27 Ekim 2009); Azadiya Welat (30 Ekim 2009); Yeniden Sosyalist Demokrasi Gazetesi (25 Kasım 2009); Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Yürüyüş (22 Kasım 2009); Kurtuluşun Yolunda DevGenç Dergisi (26 Kasım 2009); Aydınlık Dergisi (10 Aralık 2009); Atılım Gazetesi (11 Aralık 2009).

Devamı İnternet’te

Sansür düzeninin bir diğer ayağını ise İnternet oluşturmaktadır. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesi, tahdidi olarak erişim engelleme kararı verilebilecek suç tiplerini saymıştır. Bu suçlar arasında TMY’nin 6. maddesinde sayılan suçlar bulunmamaktadır. Ancak, özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin 6. maddeye dayanarak erişim engelleme kararları verdikleri bilinmektedir. 5651 sayılı Yasa’nın 10. maddesine göre, bu yasa uyarınca verilen görevleri yürütmekle görevli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Mayıs 2009′da yayımladığı son istatistiklere(6) göre 197 site, 8. maddede sayılmayan nedenlerle erişime engellenmiştir. Bu kararların çoğunun TMY 6. maddeye göre verildiği tahmin edilmektedir. Nitekim, geçen hafta katıldığımız bir toplantıda yargıdan bir temsilci 5651′de değişikliğe gerek olmadığını çünkü TMY 6. madde uyarınca erişim engelleme kararı verilebildiğini belirtmiştir.

Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlamasını, TMY’ye kıyas yoluyla İnternet sitelerine de uygulamanın kabul edilemezliği bir yana, Ürper kararı sonrasında İnternet sitelerinin TMY uyarınca erişime engellenmesi çifte hukuka aykırılık içerir hale gelmiştir. Ne var ki, bu alanda da 6. madde uygulamaları artarak devam etmektedir. Örneğin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 4 Kasım 2009 tarihinde verilen dengemed.com, dengemedya.com, dozaciwanan.com, gunlukgazetesi.com, kck-rojava.com sitelerine erişim muhtemelen bu hükme dayanarak engellenmiştir.
Sonuç

İnsan hakları hukuku ve dünyadaki gelişmeler bölücülük, komünistlik gibi kavramları işlevsiz kılınca, bunların yerini yeni dönemin büyülü kavramı ‘terör’ almıştır. Parti kapatmaları artık bölücülükten değil, teröre destekten verilmektedir. İfade özgürlüğünü sınırlayan yeni araçların da bu kavram üzerinden tanımlanması şaşırtıcı değildir. Öyle ki, sansür yasağı, yasal dayanak gibi temel hak güvenceleri bile terör kavramı karşısında anlamsız kalmaktadır.

Bunun sonucu olarak, Anayasa tarafından kanunlar karşısında esas alınması buyrulan bir yargı kararıyla sansür olduğu tescillenmiş bir yasa hükmü aylardır uygulanmaya devam etmektedir. Bu açık hukuka aykırılığın gecikmeksizin durdurulması gereği bir yana, şu ana kadar bu kapsamda verilen kararların mağdur ettiği yayın organlarının tamamına zararlarının giderilmesi de bir zorunluluktur.

Kim bilir, belki de AİHM’nin yapamadığını, taslağı herkesten bir sır gibi saklanan Ulusal İnsan Hakları Kurumu yapar!! (KA/TK)

* Kerem Altıparmak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi.

(1) AYM kararı, E. 2006/121, K. 2009/90, kt. 18.6.2009.

(2) Paksüt’ün karşıoyunun yanında Fulya Kantarcıoğlu, Mehmet Erten, A. Necmi Özler ve Zehra Ayla Perktaş’ın tarafından kaleme alınan karşıoyları da belirtmek gerekir.

(3) Yayın durdurma kararının verildiği vakaların hiçbirinde başvurucuların görüşü alınmamıştır.

(4) Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz. Kerem Altıparmak (2009), ‘Kopya Davalar ve Pilot Kararlar: Bir Kararda Bin Adaletsizlik?’, Kerem Altıparmak (yay. haz), 50. Yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: Başarı mı Hayal Kırıklığı mı?, (Ankara: Ankara Barosu Yayınları, s. 60-107.

(5) Resolution Res (2004) 3 on judgments revealing an underlying systemic problem (Sistemik bir sorunu ortaya koyan kararlar). Kararın Türkçe çevirisi için bkz. M. Semih Gemalmaz (2006), Ulusalüstü İnsan Hakları Usul Hukuku Mevzuatı, 2. Kitap, Avrupa Konseyi Belgeleri ve AİHM Kuralları Şerhi, (Legal: İstanbul), s. 799.

(6) Başkanlık bu tarihte, muhtemelen 5651 sayılı yasaya aykırı verilen erişim engelleme kararlarının sayısının artması nedeniyle istatistikleri yayımlamayı durdurmuştur.

ECHR: Ürper and Others v. Turkey

Thursday, January 28th, 2010

ECHR: Ürper and Others v. Turkey

065 – 26.01.2010

Press release issued by the Registrar

Chamber judgments

Ürper and Others v. Turkey (applications no. 55036/07, 55564/07, 1228/08, 1478/08, 4086/08, 6302/08 and 7200/08)

Özer v. Turkey (no. 2) (application no. 871/08)

VIOLATIONS OF RIGHT TO FREEDOM OF EXPRESSION

In each case: violation of Article 10 (freedom of expression)
of the European Convention on Human Rights

Principal facts

The applicants are 20 Turkish nationals, who are or were journalists, editors, senior executives or proprietors of newspapers. From 2001 in one case, and 2007 in the other, they had criminal proceedings brought against them (personally or through their newspapers) on account of certain of their publications.

The 19 applicants in the case of Ürper and Others published or wrote articles in five Turkish newspapers (Gündem, Yedinci Gün, Haftaya Bakış, Yaşamda Demokrasi and Gerçek Demokrasi), whose publication was suspended by the Istanbul Assize Court from October to December 2007. The reason given for that decision, taken under the Prevention of Terrorism Act, was that the newspapers were instruments of propaganda of a terrorist organisation (the PKK, Kurdistan Workers’ Party, an illegal organisation). The criminal proceedings (still pending) against four of the applicants (Mr Lütfi Ürper – proprietor of Gündem -, and Mr Ali Turgay, Mr Hüseyin Aykol and Mr Hüseyin Bektaş) concern the dissemination of propaganda for that organisation.

The applicant in the Özer (no. 2) case, Mr Aziz Özer, is the proprietor and editor in chief of the monthly Yeni Dünya İçin Çağrı (“Appeal for a New World”) having its registered office in Istanbul. In December 2000 an operation was conducted by the security forces in Turkish prisons, leading to the deaths of two officers and 30 prisoners. In February 2001 the magazine published two articles harshly criticising the operation, accusing the State, among other things, of a “brutal attack” against the prisoners, with a photo on the cover page of some who had been burned or beaten. On account of those articles, all copies of the February 2001 edition of the periodical were seized (judgment of 20 February 2001 of the Beyoğlu Police Court, on the application of the public prosecutor) and Mr Özer was sentenced to six months’ imprisonment, later commuted to a fine (judgment of 24 January 2006 of the Beyoğlu Assize Court), for impugning the moral authority of the State.

Complaints, procedure and composition of the Court

Relying mainly on Article 10 of the Convention, the applicants complained about the measures taken against them on account of their publications. They alleged that those measures had also entailed violations of Articles 6 (right to a fair trial), 7 (no punishment without law) and 13 (right to an effective remedy) and of Article 1 of Protocol No. 1 (protection of property).

The applications were lodged with the European Court of Human Rights between 6 December 2007 and 29 January 2008 (seven applications) in the case of Ürper and Others, and on 19 November 2007 in the Özer (no. 2) case.

The Ürper and Others v. Turkey judgment was given by a Chamber of seven judges, composed as follows:

Françoise Tulkens (Belgium), President,
Ireneu Cabral Barreto (Portugal),
Vladimiro Zagrebelsky (Italy),
Danutė Jočienė (Lithuania),
András Sajó (Hungary),
Nona Tsotsoria (Georgia),
Işıl Karakaş (Turkey), judges,

and Sally Dollé, Section Registrar.

The Özer v. Turkey (no. 2) judgment was given by a Chamber of seven judges, composed as follows:

Françoise Tulkens (Belgium), President,
Ireneu Cabral Barreto (Portugal),
Vladimiro Zagrebelsky (Italy),
Danutė Jočienė (Lithuania),
Dragoljub Popović (Serbia),
András Sajó (Hongary),
Işıl Karakaş (Turkey), judges,

and Sally Dollé, Section Registrar.

Decision of the Court

For interferences with the right to freedom of expression, such as those in the present cases, to be compatible with the Convention, it was not sufficient for them to be prescribed by law and to pursue legitimate aims, such as the protection of the rights of others or the prevention of disorder. They also needed to be “necessary” in a democratic society.

In the Ürper and Others judgment, the Court found that this was not the case: it reiterated that the practice of banning the future publication of entire periodicals went beyond any necessary restraint and amounted to censorship. In the Özer (no. 2) judgment it was not the case either: the impugned articles (containing harsh criticism of the State) had dealt with facts that were of great interest to public opinion, and the Court reiterated that the limits of permissible criticism were wider with regard to the Government than in relation to a private citizen. Furthermore, the dominant position which the Government occupied made it necessary for it to display restraint in resorting to criminal proceedings. In the present case the articles had not called on readers to commit acts of violence or terrorism.

The Court accordingly found, unanimously in both cases, that there had been a violation of Article 10. The other complaints were related to those submitted under Article 10 and so were not examined separately2.

Under Article 41 (just satisfaction), the Court awarded 1,800 euros (EUR) in respect of non-pecuniary damage to each of the applicants in the Ürper and Others case, together with EUR 2,000 jointly for costs and expenses; and in the case of Özer (no 2) it awarded the applicant a sum corresponding to the fine paid, namely EUR 423, together with EUR 3,000 in respect of non-pecuniary damage and EUR 2,000 for costs and expenses.

***

The Ürper and Others judgment is available only in English, and the Özer (no. 2) judgment only in French. This press release is a document produced by the Registry. It does not bind the Court. The judgments are available on its website (http://www.echr.coe.int).

Bianet: Sansürün AİHM’deki Ağırlığı: 87 bin TL Ceza – Bianet

Thursday, January 28th, 2010

Bianet :: Sansürün AİHM’deki Ağırlığı: 87 bin TL Ceza – Bianet: “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Sansürün AİHM’deki Ağırlığı: 87 bin TL Ceza

AİHM, Kürt Sorunu’nu merkez alan beş gazetenin kapatılmasıyla ilgili Türkiye’yi 76 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti. Cezaevi operasyonlarına ‘barbar saldırı’ dediği için Türkiye’de susturulan Aziz Özer’e de 11 bin 400 TL ödenecek.

Erol ÖNDEROĞLU, hukuk@bianet.org
Strasbourg – BİA Haber Merkezi
27 Ocak 2010, Çarşamba

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), beş gazeteyi bir ay süreyle kapattığı ve Cezaevleri operasyonlarına eleştiriyi cezalandırdığı için açılan iki davada Türkiye’yi, 87 bin 400 TL tazminat ödemeye mahkum etti.

Davayı açanlar, Gündem, Yedinci Gün, Haftaya Bakış, Yaşamda Demokrasi ve Gerçek Demokrasi gazetelerinin 19 çalışanı ile aylık Yeni Dünya İçin Çağrı dergisi sahibi ve sorumlu müdürü Aziz Özer idi.

Türkiye TMY’yi koruyor, AİHM mahkum ediyor

20 başvurucu, Türkiye’nin Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi’nden doğan sorumluluklarını yerine getirmediği ve ifade özgürlüğünü çiğnediğini savunuyorlar. Başvuruları dün (26 Ocak) karara bağlayan AİHM oybirliğiyle aldığı kararlarında başvuruculara hak verdi.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemeleri, ‘PKK örgütünün propagandası yaptıkları’ iddiasıyla Ekim-Aralık 2007 döneminde beş gazetenin yayınını, Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) 6/2 son maddesi uyarınca bir ay süreyle durdurmuştu.

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görüşünün aksine Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa aykırı görmediği TMY’nin gazetelerin bir aya kadar susturulmasına olanak sağlayan 6/2 son maddesi AİHM’de bir kez daha mahkum edilmiş oldu.

AİHM: Cezalar demokratik bir toplumda gereksizdi

Mahkemeler gazeteleri yasaklamakla kalmamış, gazete yetkilileri Lütfi Ürper, Ali Turgay, Hüseyin Aykol ve Hüseyin Bektaş’ı hapis istemiyle de yargılamıştı.

Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi de, Özer’i, 30′a yakın tutuklunun ölümüne neden olan Aralık 2000′deki cezaevi operasyonlarını Şubat 2001 sayısında ‘barbar saldırı’ olarak nitelendirdiği için yargılanmıştı. 20 Şubat 2001′de Beyoğlu Sulh Ceza Mahkemesi, dergi sayısını toplatmıştı.

AİHM, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin AİHS’ye uygun olup olmadığına karar vermek için, o müdahalenin ‘meşru bir amaca’ yönelik olması veya ‘yasada yerinin olmasının’ yeterli olmadığını, o müdahalenin ‘demokratik bir toplumda gerekliliğinin’ de zorunlu olduğunu vurguladı.

AİHM: Gazete kapatmak sansürdür

AİHM, gazetelere bütünüyle yayın yasağı getirilmesiyle ilgili ‘Kabul edilemez, sansür anlamına gelir’ açıklaması yaptı; Özer’in dergisinde yer verdiği cezaevi operasyonlarına ilişkin yayınların kamuoyunda büyük bir ilgiyle izlendiğini hatırlatarak, ‘Demokrasilerde hükümete yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırları bir sade vatandaşa göre çok daha geniştir’ diye duyurdu.

AİHM, gazete çalışanlarının her birine manevi tazminat olarak bin 800 avro, mahkeme gideri olarak da toplam 2 bin avro ödenmesine karar verirken; Özer’e, Türkiye’de verilen cezanın karşılığı olarak 423 avro; manevi tazminat olarak 3 bin avro ve mahkeme gideri olarak da 2 bin avro ödenmesine hükmetti.

20 Ekim 2009′da da AİHM, Türkiye’yi, Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Güncel ve Gerçek Demokrasi gazetelerinin 26 çalışanına ağır tazminat ödemeye mahkum etmişti. (EÖ)

Konferans: Internet’in getirdiği yeni haklar ve özgürlükler

Tuesday, January 5th, 2010

KONFERANS: “İNTERNET’İN GETİRDİĞİ YENİ HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER”

İstanbul Barosu – Bilişim Hukuku Merkezi, 9 Ocak 2009 Cts. / 13:30 – 18:30
İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonu, İstiklal Cad. No:158 Beyoğlu İstanbul

İnternet artık sosyal, ekonomik ve gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Bilgi teknolojileriyle giderek hızlanan bir zamanda, iletişim ve etkileşimin gelişmesiyle de giderek küçülen, sınırların anlamsızlaştığı bir dünyada yaşıyoruz. İnternet yeni topluluk biçimleri, yeni sosyal etkileşim tarzları yaratıyor. Dolayısıyla yeni hak ve özgürlük alanları beliriyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin Anayasa’ya yer alması gereği ortaya çıkıyor.

Bu hak ve özgürlüklerin ilgili yasalar çerçevesinde düzenlenmesi genellikle yeterli koruma sağlamıyor. Bu temel hak ve özgürlüklerin ancak anayasal koruma güvencesi altında işlerlik kazanabileceği düşüncesi giderek hukuk çevrelerinde kabul görüyor. İnternet odaklı çeşitli vatandaş inisiyatifleri, sivil toplum kuruluşları ve dijital aktivistler de bu yaklaşımın bir hukuk devleti ilkesi haline gelmesi için çalışıyor. Bir taraftan, sansüre uğrayan, erişime engellenen sitelerle; diğer taraftan “olumsuz” düzenlemelerle yaşıyoruz. Hukuk internetin hızına, düzenleme mantığı ise yeni teknolojilere ayak uyduramıyor; demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri zarar görüyor.

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi, 9 Ocak 2010 tarihinde, internetin getirdiği yeni hak ve özgürlüklerin konunun uzmanları tarafından tartışılacağı tam günlük bir etkinlik düzenliyor. Sadece hukukçuları değil, internetle yaşayan herkesi ilgilendiren bu etkinlikte, hukukçular, ilgili kurum temsilcileri ve sansür karşıtı dijital aktivistler ilk defa bir araya gelerek, Bilgi Teknolojisi dünyasının en sıcak konuları olan İletişim Özgürlüğü, İnternet Erişim Hakkı, Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı, Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı, “Netdaş”lık Hakları, Anonimlik hakkı, Yönetişim, İnternet Sansürü ve Telif Hakları konularını tartışacaklar. Bu etkinlik, sadece farkındalık yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda tarafların birbirlerini anlayabileceği ve değerlendirebileceği bir platform olacaktır.

PROGRAM:

13:30 Açılış Konuşması – Baro Bilişim Hukuku Merk. Bşk. Av. M. Gökhan Ahi
Açılış Konuşması – İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın

13:45 PANEL: Hukuk mu İnternet’i değiştirecek, İnternet mi Hukuku değiştirecek?

• İletişim Özgürlüğü ve İnternet Erişimi
• Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı ve İnternet
• İnternet Üzerinde Düşünce ve İfade Özgürlüğü
• Bilgi Edinme Hakkı ve İnternet
• Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı ve İnternet
• Yeni Anayasal Hak ve Özgürlük Hareketleri: “Netdaşlık Hakları”
• Anonimlik hakkı
• E-Demokrasi, Yönetişim

Moderatörler: Arda Kutsal (Webrazzi.com) – Dr. Özgür Uçkan (Bilgi Ü.)
Tartışmacılar: Doç. Dr. Bertil Emrah Oder (Koç Ü. – Anayasa Hukukçusu), Yar. Doç. Dr. Leyla Keser Berber (Bilgi Ü.), Dr. Barış Günaydın (Anadolu Ü.), Av. Taner Sevim (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Av. Serhat Koç (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Av. F. Ünsal Özmestik (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Mevlana Gürbulak (Digital Age)

15:45 Kahve Arası

16:00 PANEL: İnternet Sansürü ve Etkileri
• İnternet Sansürü ve İfade Özgürlüğü
• İnternet Sansürü ve İletişim Özgürlüğü
• İnternet Sansürü, Telif Hakları ve Bilgi Özgürlüğü
• Copyleft – Copyright
• İnternet Sansürü ve Bilginin Özgür Dolaşımı
• İnternet Sansürüne Karşı Çıkan Yeni Siyasal Oluşumlar
• İnternet sansürü ve Bilgiye Erişim Özgürlüğü
• İnternet Sansüründe Dijital Aktivizm

Moderatörler: Aşkın Baysal (MediaCat)- Doç. Dr. Yaman Akdeniz (Bilgi Ü.)
Tartışmacılar: Av. Erdem Türkekul (İstanbul Barosu), Dr. Ebru Baranseli (Anadolu Ü. – Sansüre Sansür), İsmail Hakkı Polat (Korsan P. Hareketi), Emre Sokullu (Eylem 2.0), Ahmet Asena (Müyap Genel Sekreteri), Av. Başak Purut (İstanbul Barosu), Füsun S. Nebil (İnternet Kurulu)

18:30 Kapanış ve Kahve İkramlı Tanışma

Program Kurulu:
Doç. Dr. Yaman Akdeniz
Dr. Özgür Uçkan
Av.M.Gökhan Ahi

Açık Radyo 94.9 FM: 2009 Yıl sonu değerlendirmesi

Monday, December 28th, 2009

Bilgi Çağının Hukuku” Programında 2009 yıl sonu değerlendirmesi yaptık. Programda, Türkiye’de sansür, telif hakları konusu ve erişim engellemeler, bilgi edinme hakkı ve dünya da sansür, net neutrality, çocuk pornografisi konularındaki gelişmeleri masaya yatırdık.

“Bilgi Çağının Hukuku” Programı: Açık Radyo 94.9 FM

28 Aralık, 2009: 1530:1630

Konu: 2009 Yılı Değerlendirmesi

Hazırlayıp sunanlar: Avniye Tansuğ – Yaman Akdeniz

Programda çalınan şarkılar: The Cribs, Cheat on Me (Ignore the Ignorant 2009), Hard-Fi, Watch Me Fall Apart, (Once Upon a Time in the West 2007), Scouting for Girls, She’s so Lovely (Scouting for Girls 2007).

Web’den indirmek ve dinlemek için (MÜZİKLİ): http://www.cyber-rights.org/Lectures/Bigi_Caginin_Hukuku_28122009.mp3

YouTube yasağı AİHM’e taşındı

Tuesday, December 1st, 2009

YouTube yasağı AİHM’e taşındı: “İnternet Teknolojileri Derneği (INETD), YouTube internet sitesinin erişiminin engellenmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açtı.”

(Via CNN Türk.)