Cyber-Rights.Org.TR

Archive for the ‘Erişim Engelleme’ Category

309 İnternet adresi için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru

Monday, August 17th, 2015

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, 17 Ağustos 2015 Pazartesi günü Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü talebi üzerine Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği tarafından 5 farklı kararla (2015/646; 2015/647; 2015/648; 2015/650; 2015/662 D. İş sayılı kararları) erişime engellenen toplam 309 İnternet adresi için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

Başvuruda, 5651 Sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellenen bu site ve hesapların büyük bir çoğunluğunun uzun yıllardır yerel ve ulusal düzeyde yayım yapan Kürt ve muhalif haber siteleri ve ajanslarına ait olduğu belirtildi. Hem Türkçe hem Kürtçe yayın da yapan bu site ve hesapların Kürt siyaseti ve muhalif siyaset açısından alternatifi olmayan haber kaynakları olup, özellikle Kürt sorununa ilişkin haber ve görüşlerin dile getirilmesi ve bu konudaki tartışmaların yürütülmesi, yine muhalif görüşlerin ve haberlerin kamuoyuna aktarılması bakımından hayati bir öneme sahip olduğunun altı çizildi. Nitekim bu kararlarla engellenen sitelerden bazıları Özgür Gündem, Azadiya Welat, Yüksekova Haber, Rudaw, Erbil Merkezli BasNews, Hawar Haber Ajansı (ANHA), Fırat Haber Ajansı, Dicle Haber Ajansı (DİHA), Sendika Org, Etkin Haber Ajansı (ETHA) ve RojNews’dür. Bu sitelerin engellenmesi, olaylar ve konulara yönelik bir görüş açısının tamamen susturulması anlamına gelmekte olduğu Yaman Akdeniz & Kerem Altıparmak başvurusunda önemle belirtildi.

Bu sebeplerle 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında yapılan tüm bu engelleme ve sınırlamalar bakımından demokratik toplumda zorunlu bir ihtiyaçtan bahsedilmesi imkanı bulunmadığı belirtilirken, başvurucuların ve tüm yurttaşların Kürt sorunu ve muhalif siyasi görüşler bakımından önde gelen bu kaynaklara ulaşma ve böylelikle bilgiye erişme haklarının ihlal edildiği vurgulandı.

Başvurularında, Akdeniz ve Altıparmak, askeri operasyonların başlamasından 24 saat sonra erişime engellenen yüzlerce sitenin nasıl bir risk oluşturduğunun bu kadar kısa bir süre içerisinde tespitinin imkansız olduğunun altını çizdiler. Başbakanlık istihbaratı tarafından keyfi bir şekilde oluşturulan listenin somut hukuksal bir açıklaması olmadığı gibi Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği’nin kendisine sunulan listeyi hiçbir istisna olmaksızın, bir tartışma yürütmeksizin, sadece kanun hükmünü sayarak ve gerekçesiz olarak onaylaması yargı güvencesini anlamsız kılmıştır. 
Başvuruda, Hakimlik kararlarında tüm bu haber sitelerinin ve sosyal medya hesaplarının tamamına erişimi engellemenin hangi gerekçe ile verildiğine, durumun 5651 Sayılı Kanun’un 8/A(1) maddesi kapsamında niçin gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında değerlendirildiğine yer verilmediği de sorgulanmıştır. Başvuru dilekçesinde Sulh Ceza Hakimliklerinin 5651 Sayılı Yasa kapsamında İnternet içerikleri ve siteleri ile ilgili oynadıkları rolün bir nevi “yargısız infaz” mekanizmasına dönüştüğü belirtilmiştir.

Başvuruculara göre, 5651 8/A maddesi çerçevesinde verilen erişimi engelleme kararlarında demokratik toplumda basının haber vermesi dolayısıyla başvurucular ve yurttaşların bilgiye erişme özgürlüğünün engellenmesini gerektirecek derecede güçlü; açık bir şiddet çağrısı veya nefret söylemi gibi sebepler ortaya konulabilmiş değildir. Kaldı ki engellenen siteler bakımından bu yönde bir yayım faaliyetinden bahsetmek imkanı da yoktur. 

İçtüzüğün 68. maddesi uyarınca öncelik verilmesi ve tedbir talepli dilekçelerinde Yaman Akdeniz & Kerem Altıparmak, Anayasa Mahkemesi’nden:

a.İşbu başvurunun İç Tüzüğün 68. Maddesi gereğince öncelikli olarak ele alınmasına ve Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği’nin 25.07.2015 tarih ve 2015/646 D. İş sayılı, 26.07.2015 tarih ve 2015/647 D.İş sayılı, 27.07.2015 tarih ve 2015/648 D.İş sayılı, 28.07.2015 tarih ve 2015/650 D. İş sayılı, 2015/662 D. İş sayılı “İçeriğe Erişimin Engellenmesi” kararları hakkında İç Tüzüğün 49/5. Maddesi gereğince 24 saat içerisinde tedbir kararı verilmesini

b.Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği’nin 25.07.2015 tarih ve 2015/646 D. İş sayılı, 26.07.2015 tarih ve 2015/647 D.İş sayılı, 27.07.2015 tarih ve 2015/648 D.İş sayılı, 28.07.2015 tarih ve 2015/650 D. İş sayılı, 2015/662 D. İş sayılı kararlarıyla müvekkillerin ifade özgürlüğü (Anayasa md. 26 ve AİHS md. 10) ve adil yargılanma (Anayasa md. 36, AİHS md 6) haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesini,

c.5651 sayılı Yasa’nın 8/A maddesinin, başvurunun Genel Kurul’da görüşülerek İPTALİ yönünde karar verilmesini,

d.Esastan yapılacak inceleme sonucunda, ihlalin tespiti yanında 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin 1. fıkrası uyarınca erişim engelleme kararlarının kaldırılması için gereğinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve Erişim Sağlayıcılar Birliği’ne bildirilmesini, talep etmişlerdir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Yaman Akdeniz & Kerem Altıparmak

Cumhuriyet ve MIT TIR’ları ile ilgili erişim engelleme kararına itiraz

Monday, June 1st, 2015

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, 1 Haziran 2015 Pazartesi günü 5651 Sayılı Kanun’a yeni eklenen Madde 8A dayanak gösterilerek İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen Cumhuriyet gazetesinin websitesinde MİT TIR’larındaki silah görüntülerini içeren haber ve görüntüler ile ilgili erişim engelleme kararına itiraz ettiler.

İtiraz dilekçesini PDF olarak burada bulabilirsiniz

5651 Madde 8A ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne Başvuru

Monday, April 20th, 2015

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, 20 Nisan 2015 Pazartesi günü 5651 Sayılı Kanun’a yeni eklenen Madde 8A ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptılar.

İçtüzüğün 68. maddesi uyarınca öncelik verilmesi ve tedbir talepli dilekçelerinde Akdeniz & Altıparmak, Anayasa Mahkemesi’nden:

A. 15 Nisan 2015 tarihli ve 29327 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 6639 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. Maddesi ile 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 8/A maddesinin müvekkillerin Anayasa’nın 26. Maddesi ve AİHS’in 10. Maddesi’yle güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verilmesini

B. Başvurunun önemine binaen Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 68. maddesi uyarınca 5651 Sayılı Yasa’ya eklenen 8/A Maddesi hakkında tedbir kararı verilmesine ve kararın incelenmesine öncelik verilmesini

C. 5651 Sayılı Yasa’nın 8/A Maddesi hakkındaki taleplerinin Genel Kurul’da görüşülerek işbu yasa hükmünün İPTALİNİ

D. 5651 Sayılı Yasa’ya eklenen 8/A Maddesi’nin uygulanması halinde telafisi imkansız ağır ihlaller oluşacağından İç Tüzüğün 45/C Maddesi gereğince YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI kararı verilmesini

talep ettiler.

Bireysel Başvuru Dilekçesini PDF olarak burada bulabilirsiniz.

Charlie Hebdo ile ilgili erişim engelleme kararlarına itiraz

Wednesday, April 15th, 2015

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak 15 Nisan 2015 tarihinde Charlie Hebdo websitesi (http://charliehebdo.fr) ve Wikipedia’nın Charlie Hebdo’nun tarihçesi ile ilgili geniş kapsamlı bilgi veren sayfası (https://en.wikipedia.org/wiki/Charlie_Hebdo) hakkındaki Gölbaşı (Ankara) Sulh Ceza Hakimliği’nin 27.02.2015 tarih ve 2015/191 D.İş sayılı erişim engelleme kararına itiraz ettiler.

İtiraz dilekçesini PDF olarak burada bulabilirsiniz.

Twitter Hukuk Ekibine Gönderilen İhtarname

Friday, January 23rd, 2015

20 Ocak 2015 tarihinde Twitter Hukuk Ekibine (ABD / Türkiye) Prof.Dr. Yaman Akdeniz ve Yar.Doç.Dr. Kerem Altıparmak tarafından Twitter’ın Türkiye’deki insan haklarını ihlal eder nitelikteki uygulamalarından vazgeçmesi konusunda Noter aracılığıyla bir ihtarname gönderildi. Bu ihtarnamenin metnine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://cyber-rights.org.tr/docs/Twitter_ihtar_TR.pdf

IGF Boykot Açıklaması

Monday, August 18th, 2014

IGF Boykot Açıklaması

18 Ağustos 2014

Formatlı ve dipnotlu PDF sürümü buradan indirebilirsiniz

2-5 Eylül 2014 tarihlerinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ev sahibi olduğu ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun koordinasyonunu üstlendiği IGF (İnternet Yönetişim Forumu) 2014 İstanbul buluşmasını boykot etme kararı aldık. 

Yıllık olarak düzenlenen IGF (İnternet Yönetişim Forumu) buluşmalarının amacı, açık ve kapsayıcı bir diyalog ve fikir alışverişi için gerek duyulan olanakları en yüksek düzeye çıkarmak, tüm paydaşlar arasındaki kapasiteyi geliştirmek ve IGF’in sunduğu çok paydaşlı perspektiften yararlanılmasını sağlamaktır. 2003 Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi’nde kabul edilen Cenevre İlkeler Bildirgesi’nde  ‘Bilgi Toplumunun temel esaslarından biri olarak; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19’uncu maddesinde tanımlanan herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu; bu hakkın, düşünceyi hiçbir müdahale olmadan savunma, bilgiyi ve fikirleri herhangi bir vasıtayla ve sınırsızca araştırma, elde etme ve yayma hürriyetini içerdiği’ bir kez daha teyit edilmiştir. 

Dokuzuncu IGF Buluşması, 2-5 Eylül 2014 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacaktır. IGF toplantısının Türkiye’de yapılmasını neden boykot etme kararı aldığımızı kısaca anlatmak isteriz.

Türkiye, Mayıs 2007 ila Temmuz 2014 tarihleri arasında, çocukları zararlı içerikten korumak amacıyla İnternet sitelerine erişimin engellenmesine olanak tanıyan 5651 sayılı tartışmalı İnternet Yasası kapsamında 48.000 İnternet sitesine erişimi engellemiştir. 

Erişim engellemeye ilişkin 5651 sayılı Yasa ile getirilen hükümler başından itibaren sadece çocuklar için zararlı görülen içeriklerle sınırlı kalmamış, daha çok erişkinlerin bilgiye ulaşma hakkına getirilen kısıtlar olarak yapılandırılmıştır. 5651 sayılı yasada Şubat 2014’te yapılan değişikliklerle birlikte, zaten sorunlu olan bu yapı kişisel hakların ve özel hayatın ihlal edildiğine yönelik iddiaları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yasadaki değişikliklerle ayrıca, erişim engelleme kararlarının bildirildiği andan itibaren 4 saat içinde merkezi olarak uygulanmasını sağlamak amacıyla tüm İnternet Servis Sağlayıcılarının Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne üye olmaları şart koşulmuştur. Bütün İnternet Servis Sağlayıcılarının (İSS) yanı sıra, yer sağlayıcıların da, bir ila iki yıl boyunca trafik verilerini saklamasına yönelik şartlar getirilmiştir. Ayrıca, yeni hükümler uyarınca İSS’lerin proxy siteleri gibi alternatif erişim yollarına erişimi engellemek için gerekli tüm tedbirleri almaları gerekmektedir, ki buna diğer engellemeyi aşmaya yönelik diğer hizmetler ve muhtemelen VPN hizmetleri de dahildir. Ayrıca, 5651 sayılı yasanın değiştirilmiş yeni hali ile, Telekomünikasyon ve İletişim Başkanlığı (TİB) personeli, görevlerini yerine getirirken işledikleri suçlardan dolayı cezai soruşturma açılmasına karşı koruma altına alınmıştır.

Yasada yapılan tartışmalı değişiklikler sonrasında, Mart 2014’te, Twitter ve YouTube’a erişim TİB tarafından, Anayasa Mahkemesinin de kısa süre önce verdiği kararlarda doğrulandığı üzere, keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde engellenmiştir. Her iki erişim engelleme kararında da hükümet, 17 Aralık 2013 tarihinde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden önce yayılmasını engellemeyi amaçlamıştır. Ayrıca, erişimin engellendiği süre boyunca yetkililer, belli başlı İnternet Servis Sağlayıcılarına, Google DNS ve Open DNS sunucularını, DNS zehirlemesi yoluyla engellemeleri için talimat vermiş ve DNS sistemlerinin ayarlarıyla oynamak suretiyle iletişimi gözetlemeyi ve kullanıcıların erişim engellerini aşmalarının önüne geçmeyi amaçlamıştır. Anayasa Mahkemesi, Twitter’ın TİB tarafından engellenmesinin tüm kullanıcıların ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale niteliğinde olduğunu belirtmiştir.  Bunun dışında, Anayasa Mahkemesi 14’e karşı 2 oy çokluğuyla aldığı kararında, YouTube yasağının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve başvurucuların Anayasa’da korunan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. 

Ancak, söz konusu kuvvetli kararlara rağmen Twitter, Ülke Bazlı İçerik Engelleme Politikasını  Türkiye için uygulamaya karar vermiş ve bazı Türk Twitter hesaplarına ve münferit tweet’lere erişimi engellemeye başlamıştır. Haziran 2014’te çıkan bir habere göre, Twitter’ın 14 Nisan 2014 tarihinde Ankara’yı ziyaretinden itibaren 51 mahkeme kararından 44’üne uyduğu ifade edilmiştir.  ABD merkezli bu sosyal medya platformu, Türk yetkililerinin siyasi içeriklere Türkiye’den sansür uygulamasına yardımcı olmaya devam etmektedir.

Facebook da benzer şekilde 2013 yılında kendi sosyal medya platformunda yer alan, Yüksekova Haber, Ötekilerin Postası, Yeni Özgür Politika, Kürdi Müzik dahil olmak üzere Kürt hareketiyle ilgili başka grupların da yayın yaptığı çeşitli alternatif haber kaynaklarının sayfalarını yasaklamış  ve Barış ve Demokrasi Partisi ile ilgili bazı sayfaları yayından kaldırdığı için eleştirilmiştir. 

Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, halihazırda Scribd, Last.fm, Metacafe, ve Soundcloud gibi popüler platformlara Türkiye’den erişim engellidir. Bunun dışında, Wordpress, DailyMotion, Vimeo ve Google+ sitelerine erişim, geçen yıl içerisinde çıkan mahkeme kararları veya idari kararlarla geçici olarak engellenmiştir. Yine, Fırat Haber, Azadiya Welat, Dengemed ve Keditör de dahil olmak üzere, Kürt sorunuyla ilgili haber yapan çok sayıda alternatif haber sitesine Türkiye’den erişim süresiz olarak engellenmiştir. Kürt siyasal hareketi ile ilişkili veya sol görüşlü yayınlarından dolayı toplamda yaklaşık 200 İnternet sitesinin yasaklandığı tahmin edilmektedir. Bir sitenin tamamının engellenmesi suretiyle gelecekteki yayınlarının yasaklanması, demokratik bir toplumda ‘gerekli’ müdahale anlayışının çok ötesine geçerek sansür anlamına gelmektedir.

Geçen yıl içerisinde pek çok kullanıcı sosyal medyadaki faaliyetlerinden dolayı, genellikle terör, dine hakaret veya devleti ve devlet yetkililerini eleştirmek gibi suçlamalarla, ertelenmiş hapis ve para cezasına çarptırılmıştır. Eylül 2013’te, İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yeniden yargılamada, piyanist ve besteci Fazıl Say, yayınladığı bir dizi tweet’te dini değerlere hakaret ettiği gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, cezası ertelenerek denetim süresi uygulanmasına karar verilmiştir.  

Haziran 2013 Gezi Parkı eylemlerinin ardından yapılan polis müdahalesinde onlarca insan sosyal medyadaki yayınlarından dolayı gözaltına alınmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 214. ve 217. maddeleri kapsamında, suç işlemeye tahrik ve kanunlara uymamaya tahrikten, ve yine 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun çeşitli hükümlerine dayanılarak cezai soruşturma ve kovuşturmalar başlatılmıştır. Ne var ki, bu tarz cezai soruşturma ve kovuşturmalar ‘demokrasiye hizmet etmemekte ve hatta onu zedeleyerek’  tüm sosyal medya kullanıcılarını ciddi şekilde caydırmaktadır. Oysa AİHM’in norm haline getirdiği standartlara göre, ‘hükümetin işgal ettiği üstün mevki, özellikle muhaliflerinin veya medyanın haksız saldırılarına ve eleştirilerine cevap vermek için başka araçları kullanabileceği durumlarda ceza davasına başvurmada kendisini sınırlı görmesini gerektirir.’  Gezi eylemlerinden bu yana hükümet yetkilileri kendilerine bu şekilde hiçbir sınırlama getirmemiştir. 

Siyasi görüşleri susturmak için İnternet sitelerinin ve içeriklerinin yaygın olarak engellenmesi, ceza soruşturması ve kovuşturma başlatılmasının yanı sıra, Türk yetkililer, her türlü iletişimi kanuna aykırı bir şekilde izlemek için, derin paket analiz sistemlerinin (DPI) kullanıldığı denetim altyapıları kurmaktadır. 

Bu nedenlerle, biz, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ev sahibi olduğu ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun koordinasyonunu üstlendiği IGF 2014 buluşmasını boykot ettiğimizi ve bu vesileyle, IGF’e katılmayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. 

Yaman Akdeniz & Kerem Altıparmak

Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne Ek Dilekçe Sunuldu

Friday, March 28th, 2014

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz 24 Mart 2014 Pazartesi günü Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne 6216 Sayılı Yasanın 49. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tedbir, İçtüzüğün 68. maddesi uyarınca öncelik verilmesi talebi ile başvurdu.Bu başvuruya ek olarak 28 Mart 2014 Cuma günü Anayasa Mahkemesi’ne aşağıda bulunan ek dilekçe teslim edildi.

Ek Dilekçenin PDF sürümüne buradan erişebilirsiniz.

Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili TİB’e İtiraz

Monday, March 24th, 2014

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz 24 Mart 2014 Pazartesi günü Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın hukuka açıkça aykırı olan twitter.com sitesine koyduğu erişim engelleme kararının ivedilikle geri alınması ve uygulamasının durdurulması talebi ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na itiraz ettiler.

Başvuru dilekçelerinin PDF sürümüne buradan erişebilirsiniz.

Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne İtiraz

Monday, March 24th, 2014

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz 24 Mart 2014 Pazartesi günü Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne 6216 Sayılı Yasanın 49. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tedbir, İçtüzüğün 68. maddesi uyarınca öncelik verilmesi talebi ile başvurdu.

Başvuru dilekçelerinin PDF sürümüne buradan erişebilirsiniz.

5651 sayılı Kanunun Değişiklik Tasarısı ile ilgili Rapor

Tuesday, February 4th, 2014

İSTANBUL – 04 Şubat 2014 Basın Açıklaması

5651 sayılı Kanunun Değişiklik Tasarısının Getirdiği Değişiklikler Üzerine Bir Değerlendirme Raporu

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak son günlerde gündemde olan ve bu hafta içerisinde meclis gündemine de taşınacak olan “5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine bir değerlendirme raporu hazırladı.

Raporda 5651 sayılı Yasada öngörülen değişikliklere ilişkin tasarı metni uygulamadaki sorunlarla beraber eleştirel açıdan değerlendirilmiştir.

Raporda açıklandığı üzere mevcut yasa çoğu zaman yasal dayanakları aşan keyfi uygulamalara sebep olmaktayken ve daha da önemlisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından 2012 senesinde 5651 sayılı kanunun erişim engellemeye dair hükümlerinin sözleşmeye aykırı bulunduğuna hükmedilmişken kanunda, insan hakları ve özellikle ifade özgürlüğünü geliştirici nitelikte hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Mevcut insan haklarını ihlal eden hükümlerin mevzuattan ivedilikle kaldırılması gerekirken bu sorunlar görmezden gelinmiş ve hükümet orta ve uzun vadede çok daha vahim sonuçlara yol açacak, sansürü sistematikleştirecek yeni bir yasa tasarısını TBMM Genel Kurul’una göndermiştir.

Rapora göre, teklif edilen değişikliklerin hukuki süreci fazlasıyla hızlı ve alelacele olmuştur zira 42 farklı yasa bir aydan kısa bir sürede herhangi bir kamusal müzakere dahi olmaksızın değerlendirilerek bir Torba Yasa Tasarısı içine konulmuştur. Raporun açıkça ortaya koyduğu gibi Tasarının her bir maddesinin ayrı ayrı hukuksal sorunlara kaynaklık etmesinin ötesinde metin bir bütün halinde değerlendirildiğinde hukuk devleti açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu husus özellikle iki noktada tekrarlanmaktadır. Birincisi; yasa, kanuni idare ve hukuk devleti ilkesine aykırı olarak idareye keyfi düzenlemeler yapma, idare yaptırımlar uygulama yetkisi vermektedir. Bu uygulamaların yasal sınırları belirsiz olduğu gibi TİB hem yasama, hem yargı hem de yürütme yetkilerini tek elde toplamaktadır. İkinci temel sorun, yasa tasarısının keyfi uygulamalara karşı çıkmayı mümkün kılacak etkili başvuru yollarını içermemesidir. Bütün tasarı, İnternet üzerinden bilgi ve belge paylaşan kullanıcıların başta ifade özgürlüğü olmak üzere Anayasal hakları hiç dikkate alınmadan hazırlanmıştır.

Bu yapısal eksiklikler yasanın tamamını Anayasa ve insan hakları hukuku açısından sakatlamaktadır.

Raporda altı çizilen bir başka önemli konu ise TİB Başkanı’nın erişimi doğrudan olarak kendi kendine erişim engelleme kararı alabilecek olmasına dair teklif edilen düzenlemedir. Rapora göre olağanüstü bir yetki yasası niteliği taşıyan değişiklik teklifi; yasama, yürütme ve yargı erklerinin tamamını bir istihbarat örgütü haline dönüşen TİB’e devretmektedir. Tasarı, ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir yasadır ve böyle hassas bir konuda idari otoritelere aşırı derecede geniş takdir yetkisi tanınması ifade özgürlüğünün kullanılması açısından toplumda caydırıcı bir etki yaratacaktır.

Raporda önerilen sınırlamaların fazlasıyla geniş olması ve veri saklama süresi de dahil olmak üzere diğer tüm detayların düzenleyici işlemlerle idare tarafından düzenlenecek olmasının özel hayata önemli nitelikte bir müdahale olduğuna dikkat çekilmiştir.

Rapora göre tasarıyla getirilen Erişim Sağlayıcıları Birliği özgür irade ile kurulmuş olan bir kurum değildir ve kurumların Birliğe zorunlu üyeliği her açıdan dernek kurma özgürlüğü ihlal edilmektedir.

Rapor hukuka aykırı içeriğin uyar-kaldır yoluyla kaldırma uygulamasından çıkıp URL tabanlı engelleme yoluna gidilmesi kişisel Twitter, Facebook hesapları ve YouTube videoları veya hesaplarının da erişim engelleme kararlarına konu olacağını belirtmektedir.

Raporda belirtildiği üzere hükümetin, kanuni dayanaklardan yoksun ve ifade özgürlüğü, politik söylem ve bilgiye erişim gibi temel hak ve özgürlükleri orantısızca kısıtlayan mevcut tasarı yerine ifade özgürlüğünün İnternet üzerinde korunmasını daha da genişleterek Anayasa ve insan hakları sözleşmesine, uluslararası standartlara uyulan yeni bir politika geliştirilerek geniş bir kamuoyu yoklaması ile beraber şeffaflık, açıklık, çoğulcu, hukuki, temel hakları baz alan yeni bir mevzuat düzenlemesine gitmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Yasa Tasarısının her bir maddesinin Anayasa ve insan haklar sözleşmelerine aykırılığı bir yana, bir bütün olarak hukuk devletini yok etme yolunda atılan bir adım olacağı düşünülmektedir.