Cyber-Rights.Org.TR

Archive for the ‘Erişim Engelleme’ Category

IGF Boykot Açıklaması

Monday, August 18th, 2014

IGF Boykot Açıklaması

18 Ağustos 2014

Formatlı ve dipnotlu PDF sürümü buradan indirebilirsiniz

2-5 Eylül 2014 tarihlerinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ev sahibi olduğu ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun koordinasyonunu üstlendiği IGF (İnternet Yönetişim Forumu) 2014 İstanbul buluşmasını boykot etme kararı aldık. 

Yıllık olarak düzenlenen IGF (İnternet Yönetişim Forumu) buluşmalarının amacı, açık ve kapsayıcı bir diyalog ve fikir alışverişi için gerek duyulan olanakları en yüksek düzeye çıkarmak, tüm paydaşlar arasındaki kapasiteyi geliştirmek ve IGF’in sunduğu çok paydaşlı perspektiften yararlanılmasını sağlamaktır. 2003 Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi’nde kabul edilen Cenevre İlkeler Bildirgesi’nde  ‘Bilgi Toplumunun temel esaslarından biri olarak; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19’uncu maddesinde tanımlanan herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu; bu hakkın, düşünceyi hiçbir müdahale olmadan savunma, bilgiyi ve fikirleri herhangi bir vasıtayla ve sınırsızca araştırma, elde etme ve yayma hürriyetini içerdiği’ bir kez daha teyit edilmiştir. 

Dokuzuncu IGF Buluşması, 2-5 Eylül 2014 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacaktır. IGF toplantısının Türkiye’de yapılmasını neden boykot etme kararı aldığımızı kısaca anlatmak isteriz.

Türkiye, Mayıs 2007 ila Temmuz 2014 tarihleri arasında, çocukları zararlı içerikten korumak amacıyla İnternet sitelerine erişimin engellenmesine olanak tanıyan 5651 sayılı tartışmalı İnternet Yasası kapsamında 48.000 İnternet sitesine erişimi engellemiştir. 

Erişim engellemeye ilişkin 5651 sayılı Yasa ile getirilen hükümler başından itibaren sadece çocuklar için zararlı görülen içeriklerle sınırlı kalmamış, daha çok erişkinlerin bilgiye ulaşma hakkına getirilen kısıtlar olarak yapılandırılmıştır. 5651 sayılı yasada Şubat 2014’te yapılan değişikliklerle birlikte, zaten sorunlu olan bu yapı kişisel hakların ve özel hayatın ihlal edildiğine yönelik iddiaları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yasadaki değişikliklerle ayrıca, erişim engelleme kararlarının bildirildiği andan itibaren 4 saat içinde merkezi olarak uygulanmasını sağlamak amacıyla tüm İnternet Servis Sağlayıcılarının Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne üye olmaları şart koşulmuştur. Bütün İnternet Servis Sağlayıcılarının (İSS) yanı sıra, yer sağlayıcıların da, bir ila iki yıl boyunca trafik verilerini saklamasına yönelik şartlar getirilmiştir. Ayrıca, yeni hükümler uyarınca İSS’lerin proxy siteleri gibi alternatif erişim yollarına erişimi engellemek için gerekli tüm tedbirleri almaları gerekmektedir, ki buna diğer engellemeyi aşmaya yönelik diğer hizmetler ve muhtemelen VPN hizmetleri de dahildir. Ayrıca, 5651 sayılı yasanın değiştirilmiş yeni hali ile, Telekomünikasyon ve İletişim Başkanlığı (TİB) personeli, görevlerini yerine getirirken işledikleri suçlardan dolayı cezai soruşturma açılmasına karşı koruma altına alınmıştır.

Yasada yapılan tartışmalı değişiklikler sonrasında, Mart 2014’te, Twitter ve YouTube’a erişim TİB tarafından, Anayasa Mahkemesinin de kısa süre önce verdiği kararlarda doğrulandığı üzere, keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde engellenmiştir. Her iki erişim engelleme kararında da hükümet, 17 Aralık 2013 tarihinde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden önce yayılmasını engellemeyi amaçlamıştır. Ayrıca, erişimin engellendiği süre boyunca yetkililer, belli başlı İnternet Servis Sağlayıcılarına, Google DNS ve Open DNS sunucularını, DNS zehirlemesi yoluyla engellemeleri için talimat vermiş ve DNS sistemlerinin ayarlarıyla oynamak suretiyle iletişimi gözetlemeyi ve kullanıcıların erişim engellerini aşmalarının önüne geçmeyi amaçlamıştır. Anayasa Mahkemesi, Twitter’ın TİB tarafından engellenmesinin tüm kullanıcıların ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale niteliğinde olduğunu belirtmiştir.  Bunun dışında, Anayasa Mahkemesi 14’e karşı 2 oy çokluğuyla aldığı kararında, YouTube yasağının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve başvurucuların Anayasa’da korunan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. 

Ancak, söz konusu kuvvetli kararlara rağmen Twitter, Ülke Bazlı İçerik Engelleme Politikasını  Türkiye için uygulamaya karar vermiş ve bazı Türk Twitter hesaplarına ve münferit tweet’lere erişimi engellemeye başlamıştır. Haziran 2014’te çıkan bir habere göre, Twitter’ın 14 Nisan 2014 tarihinde Ankara’yı ziyaretinden itibaren 51 mahkeme kararından 44’üne uyduğu ifade edilmiştir.  ABD merkezli bu sosyal medya platformu, Türk yetkililerinin siyasi içeriklere Türkiye’den sansür uygulamasına yardımcı olmaya devam etmektedir.

Facebook da benzer şekilde 2013 yılında kendi sosyal medya platformunda yer alan, Yüksekova Haber, Ötekilerin Postası, Yeni Özgür Politika, Kürdi Müzik dahil olmak üzere Kürt hareketiyle ilgili başka grupların da yayın yaptığı çeşitli alternatif haber kaynaklarının sayfalarını yasaklamış  ve Barış ve Demokrasi Partisi ile ilgili bazı sayfaları yayından kaldırdığı için eleştirilmiştir. 

Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, halihazırda Scribd, Last.fm, Metacafe, ve Soundcloud gibi popüler platformlara Türkiye’den erişim engellidir. Bunun dışında, Wordpress, DailyMotion, Vimeo ve Google+ sitelerine erişim, geçen yıl içerisinde çıkan mahkeme kararları veya idari kararlarla geçici olarak engellenmiştir. Yine, Fırat Haber, Azadiya Welat, Dengemed ve Keditör de dahil olmak üzere, Kürt sorunuyla ilgili haber yapan çok sayıda alternatif haber sitesine Türkiye’den erişim süresiz olarak engellenmiştir. Kürt siyasal hareketi ile ilişkili veya sol görüşlü yayınlarından dolayı toplamda yaklaşık 200 İnternet sitesinin yasaklandığı tahmin edilmektedir. Bir sitenin tamamının engellenmesi suretiyle gelecekteki yayınlarının yasaklanması, demokratik bir toplumda ‘gerekli’ müdahale anlayışının çok ötesine geçerek sansür anlamına gelmektedir.

Geçen yıl içerisinde pek çok kullanıcı sosyal medyadaki faaliyetlerinden dolayı, genellikle terör, dine hakaret veya devleti ve devlet yetkililerini eleştirmek gibi suçlamalarla, ertelenmiş hapis ve para cezasına çarptırılmıştır. Eylül 2013’te, İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yeniden yargılamada, piyanist ve besteci Fazıl Say, yayınladığı bir dizi tweet’te dini değerlere hakaret ettiği gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, cezası ertelenerek denetim süresi uygulanmasına karar verilmiştir.  

Haziran 2013 Gezi Parkı eylemlerinin ardından yapılan polis müdahalesinde onlarca insan sosyal medyadaki yayınlarından dolayı gözaltına alınmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 214. ve 217. maddeleri kapsamında, suç işlemeye tahrik ve kanunlara uymamaya tahrikten, ve yine 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun çeşitli hükümlerine dayanılarak cezai soruşturma ve kovuşturmalar başlatılmıştır. Ne var ki, bu tarz cezai soruşturma ve kovuşturmalar ‘demokrasiye hizmet etmemekte ve hatta onu zedeleyerek’  tüm sosyal medya kullanıcılarını ciddi şekilde caydırmaktadır. Oysa AİHM’in norm haline getirdiği standartlara göre, ‘hükümetin işgal ettiği üstün mevki, özellikle muhaliflerinin veya medyanın haksız saldırılarına ve eleştirilerine cevap vermek için başka araçları kullanabileceği durumlarda ceza davasına başvurmada kendisini sınırlı görmesini gerektirir.’  Gezi eylemlerinden bu yana hükümet yetkilileri kendilerine bu şekilde hiçbir sınırlama getirmemiştir. 

Siyasi görüşleri susturmak için İnternet sitelerinin ve içeriklerinin yaygın olarak engellenmesi, ceza soruşturması ve kovuşturma başlatılmasının yanı sıra, Türk yetkililer, her türlü iletişimi kanuna aykırı bir şekilde izlemek için, derin paket analiz sistemlerinin (DPI) kullanıldığı denetim altyapıları kurmaktadır. 

Bu nedenlerle, biz, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ev sahibi olduğu ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun koordinasyonunu üstlendiği IGF 2014 buluşmasını boykot ettiğimizi ve bu vesileyle, IGF’e katılmayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. 

Yaman Akdeniz & Kerem Altıparmak

Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne Ek Dilekçe Sunuldu

Friday, March 28th, 2014

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz 24 Mart 2014 Pazartesi günü Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne 6216 Sayılı Yasanın 49. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tedbir, İçtüzüğün 68. maddesi uyarınca öncelik verilmesi talebi ile başvurdu.Bu başvuruya ek olarak 28 Mart 2014 Cuma günü Anayasa Mahkemesi’ne aşağıda bulunan ek dilekçe teslim edildi.

Ek Dilekçenin PDF sürümüne buradan erişebilirsiniz.

Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili TİB’e İtiraz

Monday, March 24th, 2014

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz 24 Mart 2014 Pazartesi günü Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın hukuka açıkça aykırı olan twitter.com sitesine koyduğu erişim engelleme kararının ivedilikle geri alınması ve uygulamasının durdurulması talebi ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na itiraz ettiler.

Başvuru dilekçelerinin PDF sürümüne buradan erişebilirsiniz.

Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne İtiraz

Monday, March 24th, 2014

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz 24 Mart 2014 Pazartesi günü Twitter’a Erişim Engellenmesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne 6216 Sayılı Yasanın 49. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tedbir, İçtüzüğün 68. maddesi uyarınca öncelik verilmesi talebi ile başvurdu.

Başvuru dilekçelerinin PDF sürümüne buradan erişebilirsiniz.

5651 sayılı Kanunun Değişiklik Tasarısı ile ilgili Rapor

Tuesday, February 4th, 2014

İSTANBUL – 04 Şubat 2014 Basın Açıklaması

5651 sayılı Kanunun Değişiklik Tasarısının Getirdiği Değişiklikler Üzerine Bir Değerlendirme Raporu

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak son günlerde gündemde olan ve bu hafta içerisinde meclis gündemine de taşınacak olan “5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine bir değerlendirme raporu hazırladı.

Raporda 5651 sayılı Yasada öngörülen değişikliklere ilişkin tasarı metni uygulamadaki sorunlarla beraber eleştirel açıdan değerlendirilmiştir.

Raporda açıklandığı üzere mevcut yasa çoğu zaman yasal dayanakları aşan keyfi uygulamalara sebep olmaktayken ve daha da önemlisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından 2012 senesinde 5651 sayılı kanunun erişim engellemeye dair hükümlerinin sözleşmeye aykırı bulunduğuna hükmedilmişken kanunda, insan hakları ve özellikle ifade özgürlüğünü geliştirici nitelikte hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Mevcut insan haklarını ihlal eden hükümlerin mevzuattan ivedilikle kaldırılması gerekirken bu sorunlar görmezden gelinmiş ve hükümet orta ve uzun vadede çok daha vahim sonuçlara yol açacak, sansürü sistematikleştirecek yeni bir yasa tasarısını TBMM Genel Kurul’una göndermiştir.

Rapora göre, teklif edilen değişikliklerin hukuki süreci fazlasıyla hızlı ve alelacele olmuştur zira 42 farklı yasa bir aydan kısa bir sürede herhangi bir kamusal müzakere dahi olmaksızın değerlendirilerek bir Torba Yasa Tasarısı içine konulmuştur. Raporun açıkça ortaya koyduğu gibi Tasarının her bir maddesinin ayrı ayrı hukuksal sorunlara kaynaklık etmesinin ötesinde metin bir bütün halinde değerlendirildiğinde hukuk devleti açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu husus özellikle iki noktada tekrarlanmaktadır. Birincisi; yasa, kanuni idare ve hukuk devleti ilkesine aykırı olarak idareye keyfi düzenlemeler yapma, idare yaptırımlar uygulama yetkisi vermektedir. Bu uygulamaların yasal sınırları belirsiz olduğu gibi TİB hem yasama, hem yargı hem de yürütme yetkilerini tek elde toplamaktadır. İkinci temel sorun, yasa tasarısının keyfi uygulamalara karşı çıkmayı mümkün kılacak etkili başvuru yollarını içermemesidir. Bütün tasarı, İnternet üzerinden bilgi ve belge paylaşan kullanıcıların başta ifade özgürlüğü olmak üzere Anayasal hakları hiç dikkate alınmadan hazırlanmıştır.

Bu yapısal eksiklikler yasanın tamamını Anayasa ve insan hakları hukuku açısından sakatlamaktadır.

Raporda altı çizilen bir başka önemli konu ise TİB Başkanı’nın erişimi doğrudan olarak kendi kendine erişim engelleme kararı alabilecek olmasına dair teklif edilen düzenlemedir. Rapora göre olağanüstü bir yetki yasası niteliği taşıyan değişiklik teklifi; yasama, yürütme ve yargı erklerinin tamamını bir istihbarat örgütü haline dönüşen TİB’e devretmektedir. Tasarı, ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir yasadır ve böyle hassas bir konuda idari otoritelere aşırı derecede geniş takdir yetkisi tanınması ifade özgürlüğünün kullanılması açısından toplumda caydırıcı bir etki yaratacaktır.

Raporda önerilen sınırlamaların fazlasıyla geniş olması ve veri saklama süresi de dahil olmak üzere diğer tüm detayların düzenleyici işlemlerle idare tarafından düzenlenecek olmasının özel hayata önemli nitelikte bir müdahale olduğuna dikkat çekilmiştir.

Rapora göre tasarıyla getirilen Erişim Sağlayıcıları Birliği özgür irade ile kurulmuş olan bir kurum değildir ve kurumların Birliğe zorunlu üyeliği her açıdan dernek kurma özgürlüğü ihlal edilmektedir.

Rapor hukuka aykırı içeriğin uyar-kaldır yoluyla kaldırma uygulamasından çıkıp URL tabanlı engelleme yoluna gidilmesi kişisel Twitter, Facebook hesapları ve YouTube videoları veya hesaplarının da erişim engelleme kararlarına konu olacağını belirtmektedir.

Raporda belirtildiği üzere hükümetin, kanuni dayanaklardan yoksun ve ifade özgürlüğü, politik söylem ve bilgiye erişim gibi temel hak ve özgürlükleri orantısızca kısıtlayan mevcut tasarı yerine ifade özgürlüğünün İnternet üzerinde korunmasını daha da genişleterek Anayasa ve insan hakları sözleşmesine, uluslararası standartlara uyulan yeni bir politika geliştirilerek geniş bir kamuoyu yoklaması ile beraber şeffaflık, açıklık, çoğulcu, hukuki, temel hakları baz alan yeni bir mevzuat düzenlemesine gitmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Yasa Tasarısının her bir maddesinin Anayasa ve insan haklar sözleşmelerine aykırılığı bir yana, bir bütün olarak hukuk devletini yok etme yolunda atılan bir adım olacağı düşünülmektedir. 

İnternet ortamında yayınlar yoluyla işlenen suçlara ağır yaptırımlar geliyor

Monday, January 6th, 2014

T24 ve Medyatava’nın haberi:  http://m.medyatava.com/NewsDetail.aspx?NewsID=101268&CategoryID=2
 
İnternet ortamında yayınlar yoluyla işlenen suçlara ağır yaptırımlar geliyor.

AK Parti’nin internette denetim ve yaptırımların genişletilmesine ilişkin verdiği kanun teklifinin, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki torba kanun tasarısına taşınarak alt komisyonda kabul edildi. Düzenlemeyle internet yayıncılığı ile internet ortamında yapılan yayınlar yoluyla işlenen suçlara ağır denetim ve yaptırım geliyor. Tasarıya göre; siteler mahkeme kararı olmadan da kapatılabilecek. Özel hayatın gizliliğinin ihlali veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması nedenlerine dayalı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde doğrudan TİB Başkanı veya ilgili Bakan emri ile erişim Başkanlık tarafından yapılacak.

(more…)

Akademisyenler Playboy erişim engelleme davasını Danıştay’a taşıyorlar

Wednesday, December 28th, 2011

Cyber-Rights.Org.TR Basın Bildirisi – http://privacy.cyber-rights.org.tr/

Akademisyenler Playboy erişim engelleme davasını Danıştay’a taşıyorlar.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Kerem Altıparmak tarafından, www.playboy.com İnternet sitesine Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nca (TİB) uygulanan erişim engelleme kararına karşı açılan iptal davası Ankara 11. İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.

Davacıların kullanıcı sıfatı ile yaptıkları başvuruda, TİB’e 5651 sayılı Yasa ile verilen erişim engelleme yetkisinin Anayasa’da öngörülen temel hakların korunmasına ilişkin rejime aykırı olduğu ileri sürülerek Yasanın ilgili hükümlerinin iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi istenmişti. Ayrıca başvuruda, tedbir kararının özel hayatın gizliliğine müdahale niteliği taşıdığı ileri sürülmüştü. Dava dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde gerekçeleri açıklanan bu itirazlar ilgili mahkeme kararında tartışılmamış sadece “savunma ekinde mahkemeye sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden söz konusu sitede herkesin kolaylıkla ulaşabilmesi mümkün müstehcen içerikli görüntülere yer verildiği” belirtilerek iptal talebi reddedilmiştir.

Dava devam ettiği ve karar temyiz edileceği için karara ilişkin ayrıntılı itirazlar temyiz dilekçesinde sunulacaktır. Bununla birlikte, bu aşamada şu hususların belirtilmesi gerekli görülmektedir:

1. İdare mahkemeleri önlerine gelen davalarda ret gerekçelerini açık bir şekilde kaleme almalıdır.

2. TİB’in erişim engelleme yetkisinin Anayasa’ya uygun olup olmadığı mutlaka tartışılmalıdır.

3. Müstehcen olduğu ileri sürülerek erişime engellenen İnternet sitelerinin özel hayata müdahale niteliği olup olmadığı değerlendirilmeden etkin bir hak koruması mümkün değildir.

4. Çocukları koruma amacı ile erişimi engellenen sitelere yetişkinler de girememektedir. Ölçülülük ilkesi çerçevesinde bir değerlendirme de mutlaka mahkemeler tarafından yapılmalıdır.

5. Müstehcenlik kavramı belirsizliğini tüm gizemiyle korumaktadır. Playboy.com sitesi müstehcen bulunarak erişime engellenebiliyorsa günlük gazetelerin İnternet siteleri de dahil milyonlarca sitenin erişime engellenmesi mümkün hatta zorunlu hale gelecektir. Söz konusu karar bu nedenle çok tehlikeli bir emsal oluşturmaya adaydır.

Yıldırım: Güvenli internette sansür yok

Thursday, November 24th, 2011

Yıldırım: Güvenli internette sansür yok – İnternet- ntvmsnbc.com

Yıldırım: Güvenli internette sansür yok
Bakan Yıldırım, güvenli internet uygulamasıyla sansür, kısıtlama, yasağın söz konusu olmadığını söyledi.
AA
Güncelleme: 10:16 TSİ 23 Kasım. 2011 Çarşamba

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, bakanlığının bütçesinin görüşmelerinde milletvekillerinin soru, görüş ve eleştirilerini yanıtladı. Güvenli internet ile ilgili hizmet alınmak istendiğinde ücret ödenmeyeceğini belirten Yıldırım, talepte bulunulmaması halinde şu andaki sistemin uygulanmaya devam edeceğini kaydetti.

Güvenli interneti tercih edenlerin de istedikleri anda bu uygulamayı terk edip tamamen serbest sisteme geçebileceğini anlatan Yıldırım, ”Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır. Amaç çocukları zararlı yayınlardan korumaktır. İnternet çok büyük nimet ama aynen ilaç gibi, tedavinin yan tesirleri de var. Bu da buluğ olmayan çocuklarımızı bu tip zararlardan korumak devletin görevi. Ama mecburiyet yok. Aileler isterlerse böyle bir koruma opsiyonunu kullanacaklar. Bunun dışında sansür, kısıtlama, yasak söz konusu değildir” dedi.

Youtube’un mahkeme tarafından kapatıldığını ve 31 tane mahkeme kararı bulunduğunu aktaran Yıldırım, mahkeme kararlarının tamamının Atatürk’e hakaret ile ilgili olduğunu bildirdi.

Binali Yıldırım, şunları ifade etti:

”Biz ne yapacaktık; ‘ey Youtube, sen istediği gibi Atatürk’e hakaret et, biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?’ diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım.

Mahkeme kararlarından sonra onlar inat etti biz inat ettik. Çok büyük mücadele verdim ama çok büyük de hakarete uğradım. Kendimi ifade edemedim, anlatamadım, çok da hırslandım ama sonunda biz Youtube’u dize getirdik. Nasıl dize getirdik? Telif hakkından hareket ederek, TRT’den, Tarih Kurumundan, Anadolu Ajansından bu gösterilen hakarete konu değiştirilmiş görüntüleri bir telif hakkı olmaksızın yayınladıklarından dolayı kendilerini dava edeceğimizi yazılı olarak uyardık ve bunun üzerine bu konu onlar tarafından kabul edildi ve derhal kaldırıldı.

Mahkemeye müracaat eden Atatürkçü Düşünce Derneğidir. Ben olsam ben de ederim. Türk vatandaşı Atatürk’e hakareti hiçbir zaman hoş göremez, kabul edemez. Ama bunlar çok iyi propaganda yaptılar. Sanal alemde bizden daha etkililer. O mukayeseli üstünlüklerini çok iyi kulandılar ve kamuoyunu bize karşı ciddi anlamda örgütlediler. ‘Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok’ dedim ertesi günü ’sana ne, sen kimsin, Maliye Bakanı mısın, internetimize nasıl laf edersin’ diye almadığım hakaret kalmadı. Önemli değil. Sonunda ısrar ettik, inat ettik, burada kim olursa bu ülkenin hukuk sisteminden güçlü hiç kimse yoktur. Bunu herkesin bilmesi lazım. Orada da boyunu ölçüsünü almıştır.”

Richard Dawkins sitesi tekrardan erişime açıldı!

Friday, July 8th, 2011

Richard Dawkins http://richarddawkins.net/ sitesi ile ilgili Kamuoyu Duyurusu

Cyber-Rights.Org.TR

Dünyaca ünlü etolog, evrimci biyolog ve yazar, Oxford Üniversitesi New College bölümünde Emeritus Profesör statüsünde bulunan öğretim üyesi Prof. Clinton Richard Dawkins’e ait İnternet sitesi http://richarddawkins.net/ milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen popüler bir bilim sitesidir. Kitapları dünyada en çok satanlar listesinde yer alan Dawkins’in ‘Gen Bencildir’, ‘Tanrı Yanılgısı’ ve son kitabı ‘Yeryüzündeki En Büyük Gösteri’ adlı kitapları da Türkçe dahil birçok dilde yayımlanmıştır.

Richard Dawkins’in http://richarddawkins.net/ web sitesine Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir kararı ile 03.09.2008 (Değişik İş 2008/199 sayılı ihtiyati tedbir kararı) tarihinde erişim engellenmiştir. Erişim engelleme kararının sebebi, Harun Yahya ismiyle yayınlar da yapan Adnan Oktar’ın Prof. Dawkins’in sitesi aracılığıyla kendisine hakaret edildiği iddiasında bulunmasıdır. Her ne kadar, iddia konusu ifadeler Prof. Dawkins’e ait değilse de, bu tedbir kararı sonrasında davacı Adnan Oktar tarafından Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Richard Dawkins sitesinin hazırlayıcılarına karşı bir hakaret davası da açılmıştır.

Site iki yılı aşkın bir süre erişime kapalı kaldıktan sonra; dava, 11.11.2010 tarihinde görülmeye başlanmış ve 30.06.2011 tarihinde 4. Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi dava ile ilgili kararını vermiştir. Hakaret davası Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilerek web sitesinin üzerindeki tedbir kararı da kaldırılmıştır. Temyiz yolu açık olduğundan karar kesinleşmemekle birlikte bu karar sonrasında site üzerindeki tedbir kalkacak ve siteye engel olmaksızın ulaşılabilecektir. Kararda, siteye girerek yorum yapan üçüncü şahıslara ait içeriklerden Richard Dawkins sitesinin sorumlu olmadığı ve İnternet yoluyla hakaret davalarında izlenmesi gereken yolun 5651 Sayılı Kanun’un 5 ve 9. Maddeleri olduğu belirtilmiştir.

50.000 kişi Internet sansürlerini protesto etmek için Istanbul’da yürüdü

Monday, May 16th, 2011
t1larg.turkey.march.cnn.jpg

15 MAYIS 2011 DEKLARASYONU

Temel Hak ve Özgürlükler Engellenemez

1. İnternet kullanıcılarının ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez.

Güvenli İnternet Filtreleme Uygulaması Kaldırılmalıdır

2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 22.02.2011 gün ve 2011/DK-10/91 sayılı düzenleyici işlemi yasal dayanaktan yoksundur. Yasal dayanağı olmayan işlem BTK’ya yasalarda öngörülmeyen bir yetki vermektedir. Aynı zamanda düzenleyici işlem Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerle korunan temel hak ve özgürlükleri doğrudan kısıtlamaktadır. Uluslararası kuruluşlar tarafından açık ve filtresiz İnternet erişimi temel bir insan hakkı olarak görülmeye başlanırken, filtreli İnternet Türkiye’de “standartlaştırılmaya” çalışılmaktadır.

3. BTK Başkanı’nın standart profilin mevcut profil olduğu, isteyenin filtrelemenin dışında kalabileceğine ilişkin açıklamaları doğru değildir. Hali hazırda standart profil diye bir kavram olmadığı gibi filtreleme de söz konusu değildir. Yeni gelen mekanizma ile filtreleme sistemi dışında kalmak mümkün olmayacaktır. Yetkililer gerçekten samimi iseler filtreleme olmayan bir alternatifi İnternet kullanıcılarına sunmak zorundadırlar.

4. Filtreleme sistemi ile izleme yapılmayacağına dair açıklamalar da güven vermekten uzaktır. Şüphesiz filtreleme sistemi ile her bir kullanıcının tek tek izleneceği iddia edilmemektedir. Ancak herkes filtreleme sistemine tabi olduğunda potansiyel olarak tüm kullanıcıların idarenin uygun gördüğü zamanda izlenmesinin yolu açılmış olacaktır. Devletin insanların evlerini izlemeye hakkı olmadığı gibi İnternetini de izlemeye hakkı olmamalıdır.

5. 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan BTK filtreleme uygulaması kullanıcılar tarafından öngörülebilir değildir, keyfidir, ve yapısal olarak bir kontrol ve sansür mekanizmasıdır. Filtreleme sistemi çerçevesindeki profillerden hangi sitelere erişim engelleneceği konusundaki kriterler kullanıcılara bildirilmemiştir. Filtreleme listelerinin oluşturulması için tam yetki BTK tarafından yine BTK’ya verilmiştir. Halihazırda uygulamada bulunan 5651 sayılı yasanın yol açtığı aşırı engellemenin ötesinde şimdi BTK tamamen keyfi tercihlerle yüzbinlerce İnternet sitesini ulaşılamaz hale getirecektir. Hukuka aykırı, ölçüsüz ve keyfi idari işlem demokratik hukuk devletinde kabul edilemez.

6. Türkiye’nin üyesi olmaya çalıştığı Avrupa Birliği, üyesi olduğu Avrupa Konseyi ve AGİT’e üye devletler içinde kullanılması zorunlu benzer bir devlet politikası bulunmamaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kamu otoritelerinin genel engelleme ya da filtreleme önlemleriyle, kamu bilgilerine erişimi ve İnternette sınır tanımayan diğer iletişimi kesintiye uğratmamaları gerektiğinin altını önemle çizmiştir, ve devletin ön denetimine dayalı bu ve benzeri uygulamalar kesinlikle kınanmalıdır ifadelerini kullanmıştır.

7. Daha önce erişim engelleme kararlarında olduğu gibi yetkililer hukuken gerekçelendiremedikleri kararlarını ilgisiz ülke örneklerini kullanarak meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Neden seçildiği anlaşılmayan bu ülke politikalarının aktarımında da kasıtlı saptırmalar yapılmaktadır. Israrla başkalarının hayatlarına müdahale etme isteğinde bulunan idari yetkililerin meşruiyetlerini dünyadaki olumsuz örneklerde araması kabul edilemez.

Çocukların Zararlı İçerikten Korunması için Öngörülen Devlet Politikası Yetişkinleri Etkilememelidir

8. Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa öz-denetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu bağlamda, yine her iki örgüt de çocukların erişimi için uygun olmadığı düşünülen ve hukuka uygun içeriğe yetişkin kullanıcıların ulaşmasını engellemeyecek önlemler alınmasının önemini vurgulamıştır. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile İnternet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde ülke çapında zorunlu filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır. Eğer filtre kullanımı aileler tarafından gerekli görülüyorsa, bu kullanım bireyler tarafından kendi kişisel bilgisayarları üzerinde gerçekleştirilmelidir.

Açık, Şeffaf ve Katılımcı Politikalar Geliştirilmelidir

9. TİB’in ısrarlı taleplere rağmen erişime engellenen sitelerle ilgili istatistikleri açıklamaması, idarenin şeffaflıktan uzak ve keyfi tercihleri politikasını belirleme konusunda ana yöntem olarak seçtiğini ortaya koymaktadır. Hükümet, mevcut politikası ve uygulamaları yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteği (sivil toplum, akademi, ve özel sektör) ile geliştirmelidir. Ancak bu yeni yapılanma, çoğunluğun ahlaki değerlerini diğerlerine dayatacağı bir çalışma olmamalıdır. Bu açıdan, BTK Başkanı’nın filtreyi meşrulaştırmak için kullandığı “Anadolu’nun ücra köşelerinden mütedeyyin insanların şikâyetini görmezden gelemeyiz” ifadesi kabul edilemez. İdarenin tüm Türkiye’ye Anadolu’nun muhafazakar değerlerini dayatma gibi bir görevi ve yetkisi yoktur. İnternet düzenlemesine ilişkin yeni politika, ifade özgürlüğüne ve yetişkinlerin her türlü İnternet içeriğine erişim ve tüketim haklarına saygı temelinde geliştirilmelidir. Bu ilkeleri içeren yeni politika, şeffaf, açık, katılımcı ve çoğulcu bir yöntemle belirlenmeli ve hayata geçirilmelidir.

1348164.jpg