BBC Turkce – Multimedya – Türkiye’de internet kısıtlamasına karşı ilk eylem
20.07.2010
Türkiye’de haftalardır tartışılan internet kısıtlamaları hafta sonunda ilk kez, İstanbul’da bir protesto eylemine hedef oldu.
Türkiye’deki kullanıcılar Google ve Youtube’un da aralarında olduğu binlerce siteye erişimde kısıtlamalarla karşılaşıyor.
sansürsüzinternet.org.tr adlı bir platform altında bir araya gelen yüzlerce gösterici, Taksim Meydanı’nda buluşarak, Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüdü.
Talepleri, bazı sitelere erişimin engellemesine karşı çıkmaktı.
İstanbul’dan Kürşat Akyol, bu gösteriyi izledi ve eyleme katılanlarla konuştu.
Göstericiler özellikle erişim engellemelerine gerekçe gösterilen 5651 sayılı yasanın kaldırılmasını istiyor.
Eylemciler bu gibi gösterileri Ankara ve İzmir’de de düzenlemeyi planlıyor.
sansürsüzinternet.org.tr platformu eylemlerine özellikle Eylül’den sonra hız vermeyi öngörüyor.
Yazan:Hakan Kilyusufoğlu Salı, 20 Temmuz 2010 13:57
İnternet sansürüne karşı ilk fiziksel eylem İstanbul Taksim Meydanı’nda gerçekleştirildi.
Youtube yasağı ile özdeşleşen sansür uygulamalarına karşı şimdiye kadar pek çok sanal eylem düzenlendi. Geçtiğimiz cumartesi günü ise bambaşka bir olay oldu ve günün çoğunu bilgisayar başında geçiren pek çok kişi klavye başından kalkarak Taksim meydanına indi!
Meydandan Galatasaray Lisesi’ne kadar ellerinde pankartlarla yürüyen yaklaşık 1000 kişilik grup oldukça renkli bir şekilde seslerini yükseltti. Yapılan basın açıklaması ile 6 binden fazla sitenin şu an çeşitli sebeplere erişime kapatılmış olmasının altı çizilerek vatandaşların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının engellenemeyeceğine vurgu yapıldı.
Radikal Gazetesi yazarlarından Serdar Kuzuloğlu’nun önemli katkılarıyla gerçekleştirilen bu eylem, hayatında daha önce hiçbir protesto yürüyüşüne katılmamış olması pek muhtemel yüzlerce kişinin ilk kurşunu beraber sıkması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Sanal alemde çok sayıda eylemle protesto edilen, hukuki ortamda da Doç. Dr. Yaman Akdeniz gibi akademisyenlerimizin öncülüğünde mücadele edilen internet sansürleri için sanal alemden fiziksel aleme doğru yaşadığımız bu eksen kaymasına galiba ihtiyacımız vardı. Sosyal ağlarda birbirlerini takma isimleriyle ve profil fotoğraflarıyla tanıyan insanlar belki de ilk defa birbirlerinin gözünde sanallıktan çıkarak gerçekliğe büründüler.
‘Türkiye’yi Youtube mu yönetiyor’ ve benzeri sert açıklamalarla sürekli sansürü savunan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a göre yapılan uygulamanın yanlış olduğunu söyleyen biz bilişim yazarları da Google’ın sponsorlarıyız. Vatan haini olmamıza da ramak kaldı…
Artık çok iyi biliniyor ki yasağın gerçek sebebi vergi meselesi. Nitekim ‘Vergilerini ödesinler, istedikleri yayını yapsınlar’ açıklamasının da sahibi olan Binali Yıldırım, milyonlarca internet kullanıcısının mağdur edilmesini de çok fazla önemsemiyor. Hatta vatandaşların bu yasaklamayı desteklediğini söylemekte bir sakınca görmüyor.
Youtube sansüründen kafamızı kaldırdığımızda bir iddiaya göre 6000 bir diğerine göre 8000 internet sitesinin erişime kapalı olduğu gerçeğini görüyoruz. Tam rakamı bilmiyoruz çünkü ilgili devlet kurumları açıklama yapmıyor. Bu noktada gittikçe keyfiyete dönen ve Türkiye’yi dünyaya kapatan bir karanlığın içine sürüklenmek endişesiyle sesimizi yükseltiyoruz. ‘Yavaş yavaş uygulamaya sokulan gizli bir plan mı var?’ düşüncesi kafalarda yer etmeye başlıyor…
Ulaştırma Bakanlığı ile arka bahçesi olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun en yetkili makamlarında oturanlar bizim vatan sevgimizi sorgulamaya devam etsinler, biz de bildiklerimizi herkese anlatmaya devam edelim…
Uluslararası bir kurumun ülkemizde vergi kaçırdığını iddia ediyorsanız yapılması gereken şey uluslararası ticaret mahkemelerine başvurmak ve devletlerarası ilgili kurumları iletişime geçirmek değil midir? Hukuk ve diyalog yerine inatlaşma ve sansür ile geldiğimiz nokta ortada…
Çocuk pornografisi, uyuşturucu kullanımı özendirme, terör örgütlerinin propagandası gibi konuları işleyen sitelerin yasaklanması hatta dijital iz takibi ile sorumlularının bulunması konusunda kimsenin itirazı yok. ‘Google dünya devi uluslararası bir şirkettir, vergi isteyemezsiniz’ diyen de yok! Biz soruna kavgacı değil yapıcı yaklaşan, düğümlemeye değil çözmeye çalışan ve tüm bunları hukuki açıkları silah olarak kullanmadan yapan yöneticiler görmek istiyoruz.
Gösterilen tepkilerin sokağa dökülmesi aslında sorunun çözülmek istenmediği, sansürlerin genişleyerek devam edeceği yöünündeki kaygıların artmasının bir yansıması olarak görülmeli ve o şekilde algılanmalıdır.
Sansürsüz internete kavuşmak dileğiyle…
Radikal / İnternet sitelerini yasaklamak (1) / Türkiye / JOOST LAGENDIJK
JOOST LAGENDIJK
Türkiye – 21/07/2010
joost.lagendijk@radikal.com.tr
Geçen cumartesi büyük bir başarıydı. 2 bine yakın insan, internete yönelik kısıtlamaları protesto etmek için Taksim Meydanı’nda toplandı. Göstericiler arasında, internete özgürlük çağrısı yapan sivil toplum kuruluşları, internet sitelerinin temsilcileri ve okurları, yanı sıra internet sansüründen olumsuz etkilenen özel şirketlerin çalışanları vardı. İlk kez 50’den fazla sivil toplum kuruluşu, sivil girişim, insan hakları örgütü ve online topluluklar, ‘İnternet Sansürüne Karşı Ortak Platform’ oluşturmayı başardı. Sitesine www.sansursuzinternet.org.tr adresinden ulaşılabilen platform, ‘interneti kontrol etmek yönünde yasadışı ve keyfi çabalar’ diye tanımladığı uygulamaları protesto etmeyi sürdürecek.
Üç yıl önce işlerin bu kadar tatsız bir hal alacağını pek kimse beklemiyordu. Mayıs 2007’de Türkiye hükümeti internetteki yayınları düzenlemek ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçları önlemek için 5651 sayılı yasayı çıkardı. Bu, popüler görüntü paylaşım sitesi YouTube üzerinden ulaşılabilen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü de içeren hakaret edici videolarla ilgili kaygılara bir cevaptı. Fakat yasa, çocuk pornografisi ve diğer müstehcen içerik barındıran, yanı sıra intihar ve uyuşturucular hakkında
bilgi veren, üstelik sayıları giderek artan sitelerle de başa çıkma amacı taşıyordu.
Kabul edilmesinin ilk yılında 5651 sayılı yasanın en bilinen tatbiki YouTube’la ilgili oldu. Çeşitli Türk mahkemelerinin, Atatürk’e hakaret eden bazı amatörce Yunan videolarını gösterdiği için YouTube aleyhinde kararlar vermesinin ardından, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi Mayıs 2008’de nihai engelleme talimatını verdi.
O dönemde pek az insan yasağı ciddiye alıyordu. Birçokları, ben de dahil, bunun bazı eski kafalı yargı üyesinin son çırpınışları olduğunu düşünüyordu; bu kararlar hiçbir yere varmayacaktı, çünkü herkes, hükümet de dahil, bu çağda internet sitelerini yasaklamanın hiçbir manası olmadığını çok geçmeden anlayacaktı. AB başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın 2008’de Avrupa Parlamentosu’nda YouTube yasağıyla ilgili soru soran parlamenterlere, geniş bir gülümsemeyle bunun geçici bir sıkıntı olduğunu ve oğlunun kendisine mevcut koşullarda yasağın etrafından dolanmanın yolunu gösterdiğini anlattığını hatırlarım. Başbakan Erdoğan da, gazetecilerin YouTube’a erişimin engellendiğini hatırlatması üzerine benzer açıklamalarda bulunmuş, ‘Ben girebiliyorum, siz de girebilirsiniz,’ diye yanıt vermişti. Yasak tepeden tırnağa gülünç görünüyordu; kısa süre sonra gerçeklik ve sağduyu
galebe çalacak gibiydi. Birçok insanın ruh halini, internet üzerinden yayılan şu tepki gayet iyi özetliyordu: ‘Atatürk resmi üzerine biraz ruj sürüp aptalca bir video yapan Yunanistan’daki sivilceli yeniyetme, şu an inanılmaz bir güç hissediyor olmalı. Olsa olsa bir olgunlaşmamışlık göstergesi şeklinde yorumlanması gereken bir eylemle, Türkiye’de yaşayan 75 milyon insanın Türkiye’nin kültürünün, güzelliğinin ve müziğinin dünyadaki milyonlarca insanla paylaşılabileceği bir siteye ulaşmasını engellemeyi başardı. Süregiden bu yasağın sorumlusu olanlar, Atatürk’ün çocukça bir videodan etkilenmeyecek olan gücüne ve vatandaşlarının neyi izleyip izlemeyeceğine kendilerinin karar verme yeteneğine ne kadar da güvensizler.’ Fakat bu sadece başlangıçtı.
Bu yılın ocak ayında, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Türkiye’deki internet sansürünü sertçe eleştiren bir rapor yayımladı. Rapor, 5651 sayılı yasanın tehlikelerini başından beri gören insanlardan biri olan, İstanbul Bilgi Üniversitesi doçentlerinden Dr. Yaman Akdeniz tarafından hazırlandı. Rapora göre, Aralık 2009’a gelindiğinde, yaklaşık 3 bin 700 siteye erişim, 5651 sayılı yasa uyarınca engellenmişti. Raporda varılan sonuçlara ve yasağın Türkiye’nin dış dünyadaki imajına verdiği zarara dair daha fazlası bir sonraki yazımda.



BBC Turkce – Haberler – Google: Türkiye’deki yasalara uyuyoruz
Gündem programında bu hafta Türkiye’deki internet yasaklarını ele alıyoruz.
GOOGLE’IN BBC TÜRKÇE’YE AÇIKLAMASI
* Vergi konusunda Google’ın Türkiye’deki faaliyetleri, diğer ülkelerdeki faaliyetleriyle gayet tutarlıdır.
* Türkiye’de elde ettiğimiz karı, Türkiye’de gerçekleştirilen satış ve pazarlama destek faaliyetlerimizle orantılı açıklıyoruz.
* Youtube San Bruno, Kaliforniya’da kayıtlı bir şirkettir. Türkiye’de dahil, ABD dışındaki hiçbir ülkede tüzel kişiliği yoktur.
* Bazı Google hizmetlerine ulaşımla ilgili zorluklara gelince; bu doğrudan Telekominikasyon Kurumu’nun Youtube’a getirilen erişim yasağını güncellemesiyle ilgilidir.
* Bildiğiniz gibi erişim yasağı Mayıs 2008′den beri yürürlükte. Bu güncellemeyle kesintiye uğrayan çoğu Google hizmetine erişim yeniden sağlanmıştır.
* Google, Türkiye’de tamamı Google’ın mülkiyetindeki bir alt kuruluş aracılığıyla faaliyet gösteriyor. Şirketin çoğu bölge ülkesindeki faaliyet yöntemi de böyledir. Google Türkiye’de elde ettiği karı, Türkiye’deki faaliyetleriyle uyumlu bir şekilde açıklar ve Türkiye’deki vergi yasalarına tam olarak uyar.
* You Tube’un Türkiye’de yasaklanmasının üzerinden iki yıl geçti ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişinin aldığı, bu güvenli ve yasal hizmete getirilen yasağın hala yürürlükte olmasından üzüntü duyuyoruz.
Google’a bağlı bazı hizmetlerdeki yavaşlama ve Youtube yasağı konusunda, Atatürk’e hakaretten, Türkiye’de ofis açma ve vergi ödeme tartışmasına kadar pek çok alt başlık yer alıyor.
Türkiye’de Youtube’a erişim, Mayıs 2007′de çıkan ve İnternet yasası olarak da bilinen 5651 sayılı yasanın kapsadığı Atatürk’e hakaret suçundan engellenmişti.
Türkiye ulaştırma bakanı Binali Yıldırım, Google yetkililerinin kendileri ile temasa geçmesi gerektiğini söylüyor.
Program için görüştüğümüz Google’ın İngiltere’deki ofisi, BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’deki vergi yasalarına tam olarak uyduklarını söyledi.
Bilişim hukuku uzmanı Yaman Akdeniz ve teknoloji yazarı Serdar Kuzuloğlu da BBC Türkçe’den Faik Uyanık’ın konuyla ilgili sorularını yanıtladı.
Tepkiler
Bu yıl içinde AGİT ve Sınır Tanımayan gazeteciler örgütü, Türkiye’deki internet sitesi engelleme girişimlerini kınayan birtakım açıklamalarda bulunmuştu.
AB de 2009 İlerleme Raporu’nda konuya yer vermişti.
Pek çok gözlemciye göre, Türkiye’deki internet yasaklarının AB Komisyonunun hazırladığı 2010 İlerleme Raporunda da yer alması muhtemel.
Türkiye’deki çeşitli sivil toplum kuruluşları ve bazı internet sitelerinin oluşturduğu Sansürsüz İnternet Platformu yarın (17 Temmuz Cumartesi günü) İstanbul’da internet sitelerine yönelik engellemeleri protesto amaçlı bir yürüyüş yapacak.
17 Temmuz 2010 Cumartesi saat: 17.00′de Taksim Meydanı’nda buluşup İstiklal Caddesi Üzerinden Galatasaray Meydanı’na kadar yürüyeceğiz! Sansürsüz internet isteyeceğiz.
Sansüre Karşı Ortak Platform – http://www.sansursuzinternet.org.tr/
“Bizler, internet kullanıcıları olarak; Bilgi Çağına uymayan hukuk kurallarını kabul etmiyoruz. Devlet kurumları tarafından son zamanlarda izlenen Internet politikasının aleni sansür olduğunu biliyoruz. 5651 sayılı kanun ile baskılayamadıkları internet kullanımını hukuk dışı keyfi uygulamalarla kontrol etmeye çalışan zihniyeti artık dinlemek istemiyoruz!
Bizler, 6.000’den fazla web sitesi erişime engellenmişken, ve bu sayı günden güne artarken artık susmayacağız. Temel hak ve özgürlüklerimize müdahale niteliğindeki uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağız.
Bizler, vatandaşların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı engellenemez mantrasıyla internette biraraya geldik ve çözümü sokakta arıyoruz. Ulaştırma Bakanı’nın, BTK, ve TİB’in geçtiğimiz ay içinde keyfi sansür uygulamaları ile kamuoyunu yanlış bilgilendirmesini ve Türk Internet Sansür Sistemi’nin altyapısını oluşturan 5651 Sayılı Kanunu protesto etmek, vatandaşlara hukuka aykırı uygulamaları anlatmak ve gerçeklerle buluşmak için 17 Temmuz günü saat 17.00’da Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Meydanı’na yürüyoruz. Biz yürürken, minik kelebekler bizimle beraber uçacak.”
SANSÜRSÜZ İNTERNET İSTİYORUZ!

Tarih : 17 TEMMUZ 2010
Yer : TAKSİM MEYDANI
Saat : 17:00
İnternet’te uygulanan sansürü protesto etmek için 17 Temmuz 2010 Cumartesi günü Taksim Meydanında buluşuyor, temel hak ve özgürlüklerimiz için yürüyoruz. Biz yürüyoruz, sizleri de bekliyoruz.
Yaman Akdeniz (Cyber-Rights.Org.TR)
Cyber-Rights.Org.TR Sansüre Karşı Ortak Platform destekleyicilerindendir.
Bianet: Vali Yardımcısı sanliurfa.com Sitesini Erişime Kapattırdı
Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Vali yardımcısı Yıldıray Malğaç ile ilgili eleştirel haber ve yorumlar nedeniyle Sanliurfa.com İnternet sitesi ile ilgili ihtiyati tedbir kararı aldı. Doç. Dr. Akdeniz, ‘Bu tamamen hukuka aykırı’ dedi.
Erol ÖNDEROĞLU, hukuk@bianet.org
şanlııurfa – BİA Haber Merkezi
14 Temmuz 2010, Çarşamba
Sanliurfa.com İnternet sitesi, Şanlıurfa Vali yardımcısı Yıldıray Malğaç ile ilgili çıkan haber ve okur yorumları nedeniyle erişime kapatıldı. 2 Temmuz’da siteye ihtiyati tedbir kararı alan Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 10 gün sonra da yapılan itirazı reddetti.
Karar, 4721 Sayılı Medeni Yasa’nın kişilik haklarına saldırıyı düzenleyen 24. maddesine dayandırıldı. Mahkeme başkanı Hakim İbrahim Balkan, Muhammet Taşçılar’ın yaptığı itirazı bu kişinin sitenin sahibi veya yetkilisi olmadığı gerekçesiyle geri çevirdi.
Akdeniz: Tamamen hukuka aykırı
Kararı bianet’e değerlendiren İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz, ‘Mahkemenin verdiği erişime engeli kararı tamamen hukuka aykırıdır. Politik söylemler içeren bu sitenin hukuka aykırı bir şekilde sansürlenmesi kabul edilemez. Basın ve medya özgürlüğü engellenemez, mahkemelerce engellenmemeli’ dedi.
Akdeniz, 5651 Sayılı İnternet Suçlarına İlişkin Yasanın 9. maddesinden ‘kişilik hakları’ ile ilgili itilafın ne şekilde çözülmesi gerektiği konusunda yol gösterdiğini, ‘hakaret’ gerekçesiyle sitelerin kapatılmaması gerektiğini açıkladı.
Malğaç’a karşı eleştiri ve yoruma yasak
Sitede 25 Mart 2010′da yayınalanan ‘Malğaç sus pus’ başlıklı haberde, Geçtiğimiz hafta Vali yardımcısı Yıldıray Malğaç tyarafından yapılan açıklamada harcanan geçtiğimiz yıl ödenen 1,5 trilyonun değişik kaynaklarca karşılandığı açıklaması kamuoyunda şaşkınlık yarattı’ ifadesi ve bu habere site yetkililerinden Metin Çınar’ın ‘Yıldıray Beyin çıkmazı, bu harcamaların sakın Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından karşılanmış olmasın?’ şeklindeki yorumu, 9 Şubat 2010′deki habere yayımlanan, ‘…Malğaç ayıp, sayın Yıldıray bey elini iyice altına attı, yakında patlar, sayın valimizden rica ediyoruz. Bazı ihalelerin altına attığı imzaları kontrol edin, hep yandaşlarına veriyor’ şeklinde yorum kapatmaya gerekçe gösterildi.
Ayrıca, Ali Kıran isimli yorumcunun 23 Mayıs 2010 tarihinde gönderdiği ‘Herkesle uğraştı, çaycıyla uğraştı, müdürle uğraştı, valiyle uğraştı, basınla uğraştı. ali kıran başkesen gibiydi neyse gidiyor urfada hoş seda ile anılmak dururken böyle raatsızlık vermek herkesin harcı değil bu sitede yazılanlar çok normal değil kedininde kuyruğuna basarsan onlarda böyle yapar’ şeklindeki yorum da buna dayanak oluşturdu.
24 Mayıs 2010 tarihinde yapılan yorumda, ‘Sayın Valim sizin bu sitedeki halinizi ibretle iziyorum sen herkese yukarıdan baktın bak şimdi giderayak herkes seni konuşuyor ne olurdu halk adamı olsaydın tamam vali oldun sonuçta insansın mezarımızda aynı olacak öbür dünyamızda sana gideceğin yerde başarılar diliyorum. İnşallah gittiğin yerde insanlara tepeden bakmazsın, insanlar senin kölen değil’ deniyordu.
23 Mayıs’ta da, ‘Yıldıray Efendi Yeter!!! başlığı ile yazılan yorumda Bu yıldıray varya urfayı bitirdi valiliğin anasını ağlattı’ diye yazılmıştı. (EÖ)
Bianet: İnternet Sansüründe Kur’an-ı Kerim’e de El Attık! – Bianet
Hatalı ve noksan Kur’an-ı Kerim metinleri de sitelerden kaldırılabilecek. Öğretim üyeleri Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak endişeli: ‘Laik bir hukuk düzeninde bir idari birim sitelerin dini içeriğine müdahale edemez’…
Ankara – BİA Haber Merkezi
14 Temmuz 2010, Çarşamba
İnternette sansürlenecek içeriklere ‘hatalı ve noksan olarak basıldığı veya yayımlandığı’ tespit edilen sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları da eklendi.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak dün (13 Temmuz) yaptıkları açıklamayla, yayından kaldırılacak içeriklere Diyanet İşleri Başkanlığı kapsamında oluşturulacak olan yeni bir Kurulun karar vereceğini bildirdiler.
Kararı mahkeme verecek, TİB kapatacak
Yeni kurulan söz konusu Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, ‘Hatalı ve noksan olarak basıldığı veya yayımlandığı’na kanaat getirirse ‘mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları’, Başkanlığın müracaatıyla yayımın yapıldığı yer sulh hukuk mahkemesi kararıyla toplatılacak ve imha edilecek.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca, yayının İnternet ortamında yapılması halinde, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilecek. Kanun dün Resmî Gazete’de (Sayı : 27640) yayımlandı.
İnternette sansürlenecek içerikler kapsamına hatalı ve noksan olarak basıldığı düşünülen sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınlarının da eklendiğini belirten Akdeniz ve Altıparmak, erişimin engellenmesi kararının Diyanet İşleri Başkanlığı talebi üzerine hukuk mahkemelerince verileceğini ve bunda Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) res’en erişim engelleme yetkisi olmayacağını açıkladı.
‘Din ve vicdan özgürlüğü ne olacak?’
Öğretim üyeleri, bu açıdan düzenlemenin 5651 sayılı İnternet Ortamında İşlenen Suçlara İlişkin Yasanın öngördüğü usule göre farklılık gösterdiğini söylediler.
Akdeniz ve Altıparmak yeni düzenlemenin hem esas hem de usul açısından endişe verici olduğunu vurguladılar.
‘Laik bir hukuk düzeninde bir idari birimin İnternet sitelerinin dini içeriğine müdahale etmesinin kabul edilemez olması bir yana, düzenleme Anayasa’da öngörülen temel haklar rejimine de her yönüyle aykırıdır.
‘Anayasa’nın 13. maddesine göre temel haklar ve özgürlükler ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere göre sınırlandırılabilirler. Ne var ki ne Anayasanın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. maddesi ne de 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti yasada gösterilen türden bir gerekçeyle hakların sınırlandırılmasını mümkün kılıyor.
‘13. madde düzenlemelerin demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olamayacağını düzenliyor. Oysa düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ettiği için hem demokratik toplum düzenine hem de laik Cumhuriyet gereklerine aykırı bulunuyor.’
Akdeniz ve Altıparmak, Türkiye’de sansür mekanizmasının giderek dağınık ve takibi imkansız bir hale büründüğünü belirttiler. (EÖ)
Diyanet’e de internete sansür hakkı verildi / Türkiye / Radikal İnternet
Diyanet’e de internete sansür hakkı verildi
14/07/2010 7:30
Diyanet’in bundan sonra ‘hatalı ve noksan basılan mushaf ve cüzlerle, sesli – görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları’nı mahkeme kararıyla engelleyebileceğini belirten akademisyenler, ‘Bu düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ediyor.
İSTANBUL – Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla ilgili kanunda yapılan bir değişiklikle, Diyanet’e internetteki yayınlara müdahale hakkı tanındığını belirtti.
Diyanet’in bundan sonra ‘hatalı ve noksan basılan mushaf ve cüzlerle, sesli – görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları’nı mahkeme kararıyla engelleyebileceğini belirten akademisyenler, ‘Bu düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ediyor. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen yetkiyle farklı kamu idare ve kurumlarına sansür yapma yolu da açılmış olur’ dedi.
Akdeniz ve Altıparmak’ın yaptığı açıklamaya göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan bir düzenleme kurumun ‘internete müdahalesi’nin önünü açtı. Bu kanuna göre Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu’nun saptadığı ‘hatalı ve noksan basılan mushaf ve cüzlerle, sesli – görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları’ mahkeme kararıyla toplatılacak ve imha edilecek.
Bu kanun uyarınca bu yayın internet ortamında yapılırsa yine başkanlığın müracaatıyla sulh hukuk mahkemesi erişimin engellenmesi kararı verebilecek. İki akademisyen söz konusu kanun değişikliğinin ‘internete yeni bir sansür’ getireceğini belirterek, şu görüşleri dile getirdi:
Laik hukuk düzenine aykırı
‘Düzenleme hem esas hem de usul açısından endişe verici. Laik bir hukuk düzeninde bir idari birimin internet sitelerinin dini içeriğine müdahale etmesi kabul edilemez. Düzenleme Anayasa’da öngörülen temel haklar rejimine de her yönüyle aykırı. Bu düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ediyor.
Ayrıca usul açısından da endişe verici. Türkiye’de sansür mekanizması giderek dağınık ve takibi imkansız bir hale bürünüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen yetkiyle farklı kamu idare ve kurumlarına sansür yapma yolu da açılmış olur.’ (Radikal)