Radikal / İnternet sitelerini yasaklamak (1) / Türkiye / JOOST LAGENDIJK
JOOST LAGENDIJK
Türkiye – 21/07/2010
joost.lagendijk@radikal.com.tr
Geçen cumartesi büyük bir başarıydı. 2 bine yakın insan, internete yönelik kısıtlamaları protesto etmek için Taksim Meydanı’nda toplandı. Göstericiler arasında, internete özgürlük çağrısı yapan sivil toplum kuruluşları, internet sitelerinin temsilcileri ve okurları, yanı sıra internet sansüründen olumsuz etkilenen özel şirketlerin çalışanları vardı. İlk kez 50’den fazla sivil toplum kuruluşu, sivil girişim, insan hakları örgütü ve online topluluklar, ‘İnternet Sansürüne Karşı Ortak Platform’ oluşturmayı başardı. Sitesine www.sansursuzinternet.org.tr adresinden ulaşılabilen platform, ‘interneti kontrol etmek yönünde yasadışı ve keyfi çabalar’ diye tanımladığı uygulamaları protesto etmeyi sürdürecek.
Üç yıl önce işlerin bu kadar tatsız bir hal alacağını pek kimse beklemiyordu. Mayıs 2007’de Türkiye hükümeti internetteki yayınları düzenlemek ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçları önlemek için 5651 sayılı yasayı çıkardı. Bu, popüler görüntü paylaşım sitesi YouTube üzerinden ulaşılabilen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü de içeren hakaret edici videolarla ilgili kaygılara bir cevaptı. Fakat yasa, çocuk pornografisi ve diğer müstehcen içerik barındıran, yanı sıra intihar ve uyuşturucular hakkında
bilgi veren, üstelik sayıları giderek artan sitelerle de başa çıkma amacı taşıyordu.
Kabul edilmesinin ilk yılında 5651 sayılı yasanın en bilinen tatbiki YouTube’la ilgili oldu. Çeşitli Türk mahkemelerinin, Atatürk’e hakaret eden bazı amatörce Yunan videolarını gösterdiği için YouTube aleyhinde kararlar vermesinin ardından, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi Mayıs 2008’de nihai engelleme talimatını verdi.
O dönemde pek az insan yasağı ciddiye alıyordu. Birçokları, ben de dahil, bunun bazı eski kafalı yargı üyesinin son çırpınışları olduğunu düşünüyordu; bu kararlar hiçbir yere varmayacaktı, çünkü herkes, hükümet de dahil, bu çağda internet sitelerini yasaklamanın hiçbir manası olmadığını çok geçmeden anlayacaktı. AB başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın 2008’de Avrupa Parlamentosu’nda YouTube yasağıyla ilgili soru soran parlamenterlere, geniş bir gülümsemeyle bunun geçici bir sıkıntı olduğunu ve oğlunun kendisine mevcut koşullarda yasağın etrafından dolanmanın yolunu gösterdiğini anlattığını hatırlarım. Başbakan Erdoğan da, gazetecilerin YouTube’a erişimin engellendiğini hatırlatması üzerine benzer açıklamalarda bulunmuş, ‘Ben girebiliyorum, siz de girebilirsiniz,’ diye yanıt vermişti. Yasak tepeden tırnağa gülünç görünüyordu; kısa süre sonra gerçeklik ve sağduyu
galebe çalacak gibiydi. Birçok insanın ruh halini, internet üzerinden yayılan şu tepki gayet iyi özetliyordu: ‘Atatürk resmi üzerine biraz ruj sürüp aptalca bir video yapan Yunanistan’daki sivilceli yeniyetme, şu an inanılmaz bir güç hissediyor olmalı. Olsa olsa bir olgunlaşmamışlık göstergesi şeklinde yorumlanması gereken bir eylemle, Türkiye’de yaşayan 75 milyon insanın Türkiye’nin kültürünün, güzelliğinin ve müziğinin dünyadaki milyonlarca insanla paylaşılabileceği bir siteye ulaşmasını engellemeyi başardı. Süregiden bu yasağın sorumlusu olanlar, Atatürk’ün çocukça bir videodan etkilenmeyecek olan gücüne ve vatandaşlarının neyi izleyip izlemeyeceğine kendilerinin karar verme yeteneğine ne kadar da güvensizler.’ Fakat bu sadece başlangıçtı.
Bu yılın ocak ayında, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Türkiye’deki internet sansürünü sertçe eleştiren bir rapor yayımladı. Rapor, 5651 sayılı yasanın tehlikelerini başından beri gören insanlardan biri olan, İstanbul Bilgi Üniversitesi doçentlerinden Dr. Yaman Akdeniz tarafından hazırlandı. Rapora göre, Aralık 2009’a gelindiğinde, yaklaşık 3 bin 700 siteye erişim, 5651 sayılı yasa uyarınca engellenmişti. Raporda varılan sonuçlara ve yasağın Türkiye’nin dış dünyadaki imajına verdiği zarara dair daha fazlası bir sonraki yazımda.
Youtube Yasağı için Kritik Temas haberi
27.06.2010
Türkiye’nin, uluslararası mecralarda tartışılmasına yol açan Youtube’a yönelik erişim yasağının kaldırılması için ilk kritik temas gerçekleştirildi.
BTK Başkanı Tayfun Acarer, yargı kararına karşın Atatürk’e hakaret eden 4 videoyu kaldırmamakta direnen video paylaşım sitesi Youtube ile bu sitenin kontrolünü elinde bulunduran Google yöneticileriyle bir araya geldi.
AGİT’in Türkiye’ye, Youtube’a erişim yasağının kaldırılması için çağrıda bulunduğu bir aşamada Ankara’da önemli bir görüşme gerçekleşmiş oldu.
Toplantıda, BTK yönetiminin, Google yöneticilerine Atatürk’e hakaret eden 4 videonun kaldırılmasını istedi. Dünya ve Avrupa’dan örnekler veren BTK; Youtube’un, Türkiye’ye özgü ‘tr’ uzantılı ‘yerel versiyon’ oluşturmasının önemine işaret etti.
Kurum, Youtube’un ve Google’lun, Türkiye’de ‘yer sağlayıcılık faaliyet belgesi’ alması gerekliliğini de bildirdi.
BTK’nın talep ve uyarılarını dikkate alan Google yönetimi, gündeme gelen konuları değerlendireceklerini belirterek, kısa süre sonra yeniden bir araya gelme talebinde bulundu. (Cihan Haber Ajansı)
OSCE calls on Turkey to stop blocking YouTube | Reuters
VIENNA, Tue Jun 22, 2010 11:14am EDT
VIENNA (Reuters) – Europe’s main human rights and security body told Turkey on Tuesday to stop blocking Google’s video-sharing website YouTube and thousands of other sites banned under its internet law.
The Organization for Security and Cooperation in Europe (OSCE) said the law, introduced in 2007, has been expanded to bar over 5,000 sites in the past two years and is severely damaging freedom of expression and information rights.
‘I ask the Turkish authorities to revoke the blocking provisions that prevent citizens from being part of today’s global information society,’ the OSCE’s media freedoms chief Dunja Mijatovic said in a statement.
Turkey initially passed the law to restrict access to pornography and other content it deemed harmful to children. The Vienna-based, 56-nation OSCE says the law has now been used to go far beyond that.
‘Instead of allowing free access to the internet, new ways have emerged that can further restrict the free flow of information in the country,’ Mijatovic said.
Turkey, an OSCE member, first started blocking YouTube in 2008 after it ruled that some videos posted on the site were insulting to Mustafa Kemal Ataturk, founder of the modern republic.
The Turkish government has also cited offences including child pornography and encouragement of suicide for blocking websites.
The OSCE said Mijatovic had written to Turkey’s foreign minister to complain about new restrictions introduced earlier this month that have hampered access to other Google services such as its instant translation site and web traffic tracker.
Mijatovic said the alleged reason behind the block was an unsettled tax row between Turkish authorities and Google but that this matter was not covered in the original law.
Earlier this month, Turkish President Abdullah Gul used his Twitter page to condemn the ban on YouTube and some Google services. He said he had asked ‘responsible institutions for a solution. I asked for a change in regulations on merit.’
The president’s role in Turkey is largely ceremonial; decisions are taken by the prime minister and cabinet.
(Reporting by Sylvia Westall; Editing by Mark Heinrich)
AGİT’ten Türkiye’ye internet eleştirisi | Avrupa | Deutsche Welle | 23.06.2010
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Türkiye’yi internet sitelerine uygulanan sansür nedeniyle kınadı. Teşkilat, Türkiye’de son iki yıl içinde binlerce internet sitesine erişimin engellendiğine dikkat çekti.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Türkiye’de çeşitli gerekçelerle çok sayıda internet sitesine uygulanan erişim yasağını eleştirdi. Teşkilatın basın özgürlüğünden sorumlu üyesi Dunja Mijatoviç, konuyla ilgili açıklamasında, Türkiye’de son iki yıl içinde 5 binden fazla internet sitesine erişimin engellendiğini vurguladı. Mijatoviç, bu siteler arasında sanal dünyanın tanınmış video paylaşım sitesi Youtube ile arama motoru Google’ın bazı servislerinin de bulunduğunu belirtti.
Türk resmî makamlarını konuyla ilgili daha hassas bir yaklaşım sergilemeye çağıran AGİT yetkilisi sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Türk yetkili mercilerinden ricam, halkı küresel bilgi toplumunun bir parçası olmaktan alıkoyan bu yasakların bir an önce kaldırılmasıdır.’ Mijatoviç, Türkiye’de ifade özgürlüğünün, uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.
Sansürsüz internet talebi
Öte yandan, Türkiye’de de internet sansürüne gösterilen tepki büyüyor. Aralarında Bianet, Ekşi Sözlük gibi önemli internet siteleriyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye İnsan Hakları gibi örgütlerin de bulunduğu 35 kuruluş, ‘İnternete’te Sansüre Karşı Ortak Platform Deklarasyonu’ adını verdikleri bir deklarasyon yayımladı.
www.sansursuzinternet.org.tr adresinden ulaşılabilecek 10 maddelik deklarasayon, ‘İnternet kullanıcılarının düşünce özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez’ maddesiyle başlıyor. Sansürsüz internet talebini güçlü bir şekilde dile getiren kuruluşlar, yasal değişiklik de talep ediyor.
© Deutsche Welle Türkçe
Dpa/DW, BÖ/MÇ
AGİT’ten ‘sansüre son’ çağrısı – İnternet- ntvmsnbc.com: “AGİT’ten ‘sansüre son’ çağrısı
Türkiye’deki internet sansürünün kaldırılması ve 5651 sayılı yasanın uluslararası yasalara uygun hale getirilmesi talep edildi.
ntvmsnbc: Güncelleme: 18:06 TSİ 22 Haziran. 2010 Salı
Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’ndan, sansürlenen sitelere erişimin açılması ve ifade özgürlüğünün önündeki engel olarak tanımlanan 5651 sayılı yasanın ulusşararası standartlara uygun hale getirilmesi çağrısı yapıldı.
AGİT’in Basın Özgürlüğü Komiseri Dunja Miyatoviç, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının küresel bilgi toplumunun bir parçası olmasını engelleyen erişim kısıtlamalarının kaldırılmaıs ve ‘internet yasası’ olarak bilinen 5651 sayılı kanunun reforme edilmesi tlaebinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na gönderilen mektupta, bu ay başlarında uygulamaya sokulan yeni erişim engellerinden duyulan kaygı dile getirildi. Miyatoviç’im mektubunda şu ifadeler yer aldı:
‘Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın YouTube ve bazı Google servislerine ait onlarca Internet Protocol (IP) adresine uygulanmaya başlayan erişim yasağından endişe duyduk. Üstelik, (Ulaştırma Bakanlı ile Google arasında vergilendirmeyle ilgili olduğu söylenen anlaşmazlığa ilişkin olarak), çok eleştirilen İnternet Yasası’na dayanarak kapatılan sitelere ait gerekçelerde vergi meselesine rastlanmamaktadır. İfade özgürlüğünü kısıtlayan ve vatandaşların bilgiye erişimini ciddi şekilde sınırlandıran 5651 sayılı yasanın acilen reforme edilmesini istiyoruz’.
Türkiye’de son iki yılda 5 binden fazla internet sitesinin erişime kapatıldığını hatırlatan AGİT temsilcisi, ‘son yasaklamalar, internete serbest erişimi sağlamak yerine ülkede bilginin serbest dolaşımını daha da kısıtlamaya yönelik yan yeni yöntemler ortaya çıktığının bir göstergesidir’ dedi.
OSCE media freedom representative asks Turkey to withdraw recent Internet blocking provisions, calls for urgent reform of law
VIENNA, 22 June 2010 – Dunja Mijatovic, the OSCE Representative on Freedom of the Media, today urged the Turkish authorities to restore access to YouTube and other services offered by Google, and bring the much-criticized Law No. 5651 – known as the Internet Law – in line with international standards on free expression.
‘I ask the Turkish authorities to revoke the blocking provisions that prevent citizens from being part of today’s global information society. I also ask them to carry out a very much needed reform of Law No. 5651,’ said Mijatovic.
In a letter sent to Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu, Mijatovic expressed concern about new blocking provisions imposed earlier this month.
‘I am alarmed by the decision of the Turkish Telecommunications Communication Presidency to block access to dozens of Internet Protocol addresses related to YouTube and Google services. As a result, since early June several services related to Google – including popular services like Analytics or Translate – have been either unattainable, or access to them has become very slow,’ she wrote.
The alleged reason behind the block is an unsettled tax dispute between the Ministry of Transport and Communication and Google, the owner of YouTube. ‘But even the widely criticized Internet Law does not include tax disputes among the reasons that it cites as cause for blocking websites,’ the Representative said.
‘My Office has been promoting the urgent reform of Law No. 5651, because it considerably limits freedom of expression and severely restricts citizens’ right to access information,’ she added.
‘More than 5,000 websites have been blocked in Turkey during the last two years. The recent blocking is a worrisome indicator that instead of allowing free access to the Internet, new ways have emerged that can further restrict the free flow of information in the country.’
The legal review of Law No. 5651, commissioned by the OSCE in January 2010, can be downloaded here: http://www.osce.org/item/42294.html
Özgür Radyo: İnternet sansürü Meclise taşındı
18 Haziran 2010 / Cuma 14:55
HABER MERKEZİ- – BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Türkiye’de giderek yaygınlaşan internet sansürüne ilişkin Meclis’e soru önergesi verdi.
BDP’li vekil Sebahat Tuncel, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın cevaplaması için verdiği soru önergesinde, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) göre Türkiye’de 2010 yılı itibariyle 3 bin 700 internet sitesinin ‘keyfi ve siyasi’ nedenlerle engellediğini hatırlattı.
Önergede şunlar ifade edildi: ‘AGİT, Türkiye’de medya özgürlüğü ve internette uygulanan sansürü konu alan ‘Türkiye’de medya özgürlüğü ve internet sansürü’ adlı raporunda sansürlerin durumu eleştirilerek Türkiye’nin internet yasasının ifade özgürlüğünü korumada başarısız olduğunu belirterek, yasanın reform edilmesi veya kaldırılması gerektiği çeşitli çevrelerce dile getirilmektedir. Muhalif basın internet üzerinden yasaklanarak cezalandırılmakta hatta hukuki yaptırımlara maruz kalabilmektedir. Google, Youtube gibi geniş kesimlerin kullandığı siteler siyasi nedenlerden dolayı kapatılırken, gundem-online.com haber sitesi 7 kez muhalif duruşu nedeniyle kapatılmıştır. Yine Atılım Gazetesi’nin internet sitesi, Eğitim-Sen’in kurumsal sitesi, Ekşisözlük internet sitesi gibi farklı alanlarda muhalif ve farklı duruşu olan pek çok site sansürlenmiştir. Basın özgürlüğünü de yok eden bu yasakçı uygulamalar ne yazık ki Türkiye’de ifade özgürlüğü ve demokratik anlayışın gelişmesinde engel olarak durmaktadır.’
Tuncel, Bakan Yıldırım’a şu soruları yöneltti:
*Bugüne kadar kaç internet sitesi hangi gerekçelerle yasaklanmıştır? Siyasi nedenlerle yasaklanan internet sitesini sayısı nedir?
*Türkiye, Avrupa ülkelerine göre yasaklı site sayısı açısından durumu nedir?
*Günümüz koşulları ve ihtiyaçlarını karşılamayan, yasakçı bir temeli olan Bilişim Yasasının, kamuoyundan gelen talepleri dikkate alarak, ifade özgürlüğü çerçevesinde yeniden düzenlenmesi söz konusu mudur?
*Muhalif basının ve kesimin internet üzerinden sürekli yasaklanması ve sansürlenen sitelerin haber alma özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü engellediği düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bu yasaklardan vazgeçecek misiniz?
OSCE concerned over ban on internet freedoms in Turkey
02 February 2010, Tuesday
ABDULLAH BOZKURT STRASBOURG

A senior official at the world’s largest intergovernmental organization focusing on media freedoms has lambasted Turkey for imposing restrictions on Internet sites and criticized media accreditation methods to ban reporters from attending press conferences.
The Organization for Security and Cooperation in Europe (OSCE) media representative Miklos Haraszti told Today’s Zaman in Strasbourg last week that Turkey needs to reform or abolish Law 5651, commonly known as the Internet Law, which restricts access to popular Web sites including video-sharing Web site YouTube. He also warned that changes made to notorious Article 301 of the Turkish Penal Code (TCK), which makes it a crime to attack the Turkish nation in the media, are inadequate and that the government simply needs to get rid of that law.
‘It puts Turkey in bad company with countries like Iran and China, though Turkey is basically a free country,’ Haraszti said, stressing that Turkey should either reform or abolish the Internet Law in its current form. He warned that the practice is simply not in line with OSCE commitments and other international standards on freedom of expression. ‘The government does have tools to go after illegitimate sites and punish those who violate laws. But do not block whole access to Web sites. It is not solving problems,’ he remarked.
The OSCE has recently issued a report on restrictions on the Internet in Turkey and criticizes current practices. ‘At present, 3,700 Internet sites are blocked in Turkey, including YouTube, GeoCities and Google sites. Even as some of the content that is deemed ‘bad,’ such as child pornography, must be sanctioned, the law is unfit to achieve this. Instead, by blocking access to entire Web sites in Turkey, it paralyzes access to numerous modern file-sharing or social networks,’ Haraszti stated, when announcing the report.
With respect to the amended Article 301, Haraszti emphasized that the government had not done enough in reforming the law. ‘Basically it was not a reform. The decision making was moved from the judiciary to the political level. That benefitted journalists because much less or no cases were allowed to proceed,’ he said. According to the amended law, any case brought against writers and media professionals requires the approval of the justice minister.
Article 301 criminalizes insulting ‘the Turkish nation.’ Before the current government passed an amendment, the crime of ‘insulting Turkishness’ was far more serious and broadly prosecuted, which led to the conviction of numerous intellectuals for criticizing the nation and the state. The government’s recent changes to the TCK now require the justice minister’s approval to take someone to court over Article 301 violations, thus eliminating prosecutorial discretion.
The OSCE media representative argued that this is not a solution. ‘The law is still there. The government cannot dictate solutions in every law. For now, the government has undertaken the political responsibility, and they are holding the [line] tight. But it cannot go on forever like this,’ he underlined, urging the complete abolishment of the notorious article.
Haraszti further noted concern over the usage of media accreditation as a censorship tool against media outlets. ‘Obviously we have concerns over these matters and noted it in our reports,’ he said. The Zaman Media Group, which also publishes Today’s Zaman, has not been allowed to cover the press briefings by the chief of General Staff because the group was not extended accreditation by the military.
Zaman: YouTube yasağı ve akreditasyon Türkiye’yi üçüncü sınıf yapıyor
Abdullah Bozkurt Strasbourg, 02 Şubat 2010, Salı

Avrupa Birliği’nin ardından Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı da internet yasakları ve bazı kurumların basına uyguladığı akreditasyon meselesi nedeniyle Türkiye’yi eleştirdi. Today’s Zaman’a konuşan AGİT temsilcisi Miklos Haraszti, bu uygulamaların Türkiye’yi üçüncü sınıf ülkeler kategorisine yakınlaştırdığını söyledi.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Türkiye’de internet sitelerine getirilen yasakların teşkilat kriterleri ile örtüşmediğini ve bazı kurumların akreditasyonu bir basın sansürü olarak kullanmasından endişe duyulduğunu bildirdi.
AGİT’in medya özgürlüklerinden sorumlu temsilcisi Miklos Haraszti, Today’s Zaman’a verdiği mülakatta YouTube gibi popüler sitelere erişimi engelleyen 5651 sayılı İnternet Yasası’nın ya değiştirilmesi ya da tamamen kaldırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca 301′inci maddede yapılan değişikliğin de yeterli olmadığını vurgulayan Haraszti, hükümetin bu yasadan kurtulması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye’nin basın özgürlükleri açısından esas olarak ‘özgür bir ülke’ olduğunun altını çizen AGİT temsilcisi, ancak internet kısıtlamaları ve yasaklarının ülkeyi, İran ve Çin gibi özgürlüklerin son derece kısıtlandığı üçüncü sınıf ülkeler kategorisine yakınlaştırdığı uyarısında bulundu. ‘Hükümet çocuk pornografisi, kumar gibi internette işlenen suçları takip edebilecek ve suçluları yakalayabilecek yetkilere zaten sahip. Ancak meşru olan bir siteye erişimin tamamen engellenmesi kabul edilemez. Bu, çağdışı bir uygulamadır.’ dedi.
AGİT temsilcisi, değiştirilen 301 No’lu yasa konusunda da hükümetin adım atmasını istedi ve, ‘Bu yasa tamamen kaldırılmalıdır.’ dedi. 301 No’lu yasa ‘Türk milletine ve Türklüğe’ basın yoluyla yapılan hakaretleri suç kabul ediyor ve hapis cezaları getiriyor. Bu madde sebebiyle geçmişte birçok gazeteci ve yazar mahkûm olmuştu. Son yapılan değişiklikle beraber davaların açılması Adalet Bakanlığı iznine tabi kılınmış ve açılan dava sayısı son derece azalmıştı. Haraszti, bu değişiklikle hükümetin siyasi risk aldığını ve karar mekanizmasının adli mercilerden siyasi yönetime geçtiğini söylüyor. ‘Ama yasa hâlâ orada duruyor. Bu geçici bir çözüm. Yasa tamamen kaldırılmalı.’ şeklinde konuştu.
Genelkurmay’ın başta Zaman olmak üzere bazı yayın organlarına akreditasyonu kullanarak basın toplantılarını takip etmeyi yasakladığının hatırlatılması üzerine Haraszti, bu konuda AGİT’te basın hürriyetinin ihlal edildiği konusunda endişeleri olduğunu ve konuyu raporlara yansıttıklarını ifade etti. ZAMAN
Newsweek Türkiye: İnternette özgür müyüz?
Doç. Yaman Akdeniz, 5651 no’lu İnternet yasası için, ‘Bu yasa içerik sağlayıcılar için Demokles’in kılıcı gibi’ diyor.
Mustafa Azizoğlu, 2010-02-01 15:03:58

Geçen hafta, gercekgundem.com sitesinde bir internet kullanıcısının yaptığı yorum sebebiyle, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Bürosu, sitenin sahibi Barış Yarkadaş’a ceza davası açtı. Savcılık, yorumu yapan internet kullanıcısının Danimarka’da yaşaması ve bulunamaması nedeniyle, cezai sorumluluğun sitenin sahibine ait olduğunu iddia ediyor. Yarkadaş ise, suçun şahsiliği kavramı üzerinde durarak ‘başkasının işlediği bir suçtan dolayı kendisinin yargılanmasının absürdlüğünü’ dile getiriyor.
Web 2.0 olarak da adlandırılan, internetin yalnız tek yönlü değil de kullanıcıların katılımıyla çok yönlü bir yayıncılığa dönüşmesinden bu yana yaşanan kafa karışıklığına konuyla ilgili çıkarılacak bir yasanın çare olabileceği düşünülüyordu. Ancak 2007′de çıkan 5651 no’lu, ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Kanunu’ sorunu çözmediği gibi, iyice kördüğüm haline getirdi.
Yasaya göre ‘İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler içerik sağlayıcı’ olarak ilan ediliyor ve bu içerikten sorumlu tutuluyor, ‘hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişiler ise yer sağlayıcı’ olarak adlandırılıyor ve içerikten sorumlu tutulmuyor. Ama pratikte hangi sitenin ‘içerik sağlayıcı’, hangisinin ‘yer sağlayıcı’ olduğu yoruma açık. Örneğin Ekşi Sözlük’ün avukatı Başak Purut, ‘yazar, editör ya da muhabir çalıştırmayıp yalnızca kullanıcılarının yazdıklarına yer verdikleri için kendilerinin yer sağlayıcı konumunda olduklarını, kendi sitelerinde bir suç işlenmişse bundan dolayı kendilerinin suçlu olmadığını’ söylüyor.
Savcılıktan istek geldiği takdirde Ekşi Sözlük ya da benzer forum siteleri o kullanıcının IP adresini de Emniyet’e teslim ediyorlar. Böylece bulunan kişi hakkında dava açılıyor. Ekşi Sözlük yazarları aleyhine açılmış 28 dava ya da soruşturma dosyası bulunuyor. Bunlardan dördü devlete karşı işlenmiş suçlara ilişkin.
Benzer şekilde haber siteleri de haberlerin altında bulunan ‘yorum’ bölümünde kullanıcıların yazdıkları yorumların vebalini üzerine almak istemiyor.
Bu durumda yasa kafa karışıklığını gidermediği için hangi sitenin neyle suçlanacağı da savcı ve hakimlerin merhametine kalmış durumda. Bu yasayla ilgili yazdığı rapor, iki hafta önce AGİT tarafından yayınlanan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Yaman Akdeniz, ‘Bu yasa içerik sağlayıcılar için Demokles’in kılıcı gibi. Bu yasa yüzünden 3700 siteye erişim engellendi. İnternette özgürlük konusunda Çin ve İran’a yakın bir noktadayız’ yorumunu yapıyor.
Gerçek hayatta ne kadar özgürseniz, sanalda da o kadar özgürsünüz. Siz siz olun, Taksim Meydanı’nda bağırarak söyleyemeyeceğiniz bir şeyi, internet forumlarında da yazmayın!