Bianet :: Gazeteciler Ayrımcılıkla Mücadele Edebilir, Etmeli de
NEFRET SUÇLARI VE NEFRET SÖYLEMİ KONFERANSI
Gazeteciler Ayrımcılıkla Mücadele Edebilir, Etmeli de
“Ayrımcılık ve nefretin medya hali” panelinde Slovenya’dan Petkovic azınlıkların güçlendirilmesi ve söz söyleme hakları; Fransa’dan Blion gazeteciler kültürlerarası diyalog için bir araya gelme yollarını araştırması gereği; bianet’ten Korkut hak haberciliği ve barış gazeteciliği teknikleri, Doç. Dr. Akdeniz de İnternet’teki ırkçı içerik üzerine konuştu.
İstanbul – BİA Haber Merkezi, 11 Nisan 2010, Pazar
“Nefret Söylemi ve Nefret Suçları Konferansı”nın “Ayrımcılık ve nefretin medya hali” oturumunda konuşan aktivist, gazeteci ve akademisyenler, gazetecilerin ayrımcılıkla mücadele edebileceğini, etmesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Hrant Dink Vakfı’nın Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği konferansın dünkü (10 Nisan) son oturumunda konuşan, Slovenya’daki Ljubljana Barış Enstitüsü’nden Brankica Petkovic, ülkesinde medyada Romanlara yönelik ayrımcılığı nasıl izlediklerini aktardı.
Medyanın Romanlara yönelik ırkçı dilinden, 2 milyon nüfuslu ülkedeki yaklaşık 10 bin Romanı “toplum düzenine tehdit” olarak gösterişinden bahseden Petkovic, buna karşılık haberlerde Romanların kendi sözlerinin duyulmayışına, “haklarında konuşulduğuna” dikkat çekti. Türkiye’de Manisa Selendi’deki Romanlara yönelik ırkçı saldırının bir benzerinin 2006′da Ambrus köyünde yaşandığını ve medyadaki dışlamanın toplumsal dışlanmayla el ele yürüdüğünü anlattı.
“Azınlıklar kendi sözlerini söyleyebilmeli”
Petkovic medya izlşeme raporlarının, istatistiklerin, yasal değişiklik ve etik kodların oluşturulmasının gazetecilerin tutumunu değiştirmekte etkili olduğunu, ama yeterli olmadığını vurguladı. “Toplumla ve azınlıklarla doğrudan çalışmak ve azınlıkları güçlendirmek, medyada sözlerini söylemelerini sağlamak gerek” dedi. Petkovic Romanlarla yapılan gazetecilik çalışmalarının sonucunda kendi radyolarını kurduklarını ayrıca kamu yayıncılığı alanında Romanlara özel yayın başladığını da aktardı.
Blion: Gazeteciler yeni yollar bulmak için bir araya gelmeli
Reynald Blion, Avrupa Konseyi Eğitim, Kültür, Kültürel Miras, Spor ve Gençlik Çalışmaları Müdürlüğü’nde çalışıyor, Avrupa’daki “Ayrımcılığa Karşı Ses Çıkar” kampanya ekibinde yer alıyor.
Ayrımcılığın temelde azınlık haklarıyla ilgili bir konu olduğunu tanımlayan Blion, Avrupa Konseyi organlarına bir ilkeler dizisi sunduklarını, ifade özgürlüğünün ayrımcılık söz konusu olduğunda göreli bir hak olduğunu, ayrımcılığın yasaklanması, azınlıkların medyaya erişiminin sağlanması gerektiğini anlattı. Blion ilkelerden birinin de medyanın devlet erki olmaksızın, okur/izleyicilerin katılımıyla kendisini düzenlemesi olduğunu vurguladı.
Kampanya kapsamında kamu yayıncılığında hem içerikte hem de istihdamda çeşitliliği savunduklarını, gazetecilerle farkındalık artırma çalışmaları yaptıklarını anlatan Blion, kültürleraarası diyalog için yeni yollar araştırmak için farklı ülkelerden gazetecileri bir araya getirerek atölye çalışmlaarı yapmasının önemine de dikkat çekti.
Korkut: Ayrımcılıkla mücadele gazetecinin ödevi
bianet editörlerinden Tolga Korkut ayrımcılıkla mücadelenin gazetecilerin ödevi olduğunu vurguladı; bunun için hak haberciliği ve barış gazeteciliği tekniklerinin nasıl kullanılabileceğini anlattı.
Gazetecilerin tarafsız değil, haklardan yana olmasını öneren Korkut, ayrımcılığı ve hak ihlallerini görünür kılmanın, militarist, millliyetçi, eril, cinsiyetçi dili dönüştürmenin, hak taleplerini, mücadelelerini ve kazanımları haberleştirmenin, haberlerde toplumsal çeşitliliği yansıtmanın öneminden bahsetti. Ayrımcılığın ekonomik, kültürel ve sosyal haklar alanında görünmez kılındığını söyleyen Korkut, gazetecilerin ayrımcılığın ekonomipolitiğine odaklanmasını da önerdi.
Akdeniz: İnternet’te ırkçı içerik arttı
Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yaman Akdeniz de 1995′ten bu yana İnternet üzerinde ırkçı içeriğin artışını örnekleriyle gösterdi. Ülkelerin bu içeriği engellemekle ilgili yöntemlerde bir yöntem birliğine varmamış olduğuna, tartışmanın “ifade özgürlüğü” boyutuna dikkat çeken Akdeniz, Türkiye’nin henüz imzalamadığı Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi ve ırkçı, yabancı düşmanı içeriği cezalandıran ek protokolünden söz etti.
Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkelerin, erişim engelleme yöntemini uygulayışındaki sorunları da gündeme getiren Akdeniz, Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanlığı’nın Mayıs 2009′dan beri erişime kapanan sitelerin istatistiğini yayınlamadığını, bilgi ednme hakkı kapsamında da açıklamadığını, mayıs başı itibarıyla 3 bine yakın sitenin erişime kapalı olduğunu anlattı. Akdeniz Türkiye’de erişime kapatma ölçütleri arasında ırkçılık ve ayrımcılığın bulunmayışına da dikkat çekti. (TK)
* Konferansla ve Uluslararası Hrant Dink Vakfı’nın nefret söylemi ve medyayla ilgili çalışmaları için: nefretsoylemi.org
Sabah – Hrant’a sanal kurşun Agos sitesi hacklendi
Çağdaş ÇETİNDEMİR, 13.02.2010
Sitenin ana sayfasına Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın ‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez’ yazısı önünde çekilen fotoğrafı konuldu.
AGOS gazetesi ve Uluslararası Hrant Dink Vakfı’nın internet sitesi dün bilgisayar korsanlarınca hacklendi. Sitenin ana sayfasına Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın ‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez’ yazısı önünde çekilen fotoğrafı konuldu ve ‘Ya seversiniz ya terk edersiniz ya da Hrant haini gibi ölüp gidersiniz’ başlıklı bir mesajı konuldu. Agos Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan olayı, ‘Basmakalıp sözler. Ulusalcıların sergilediği standart uygulama’ diyerek yorumladı. Kendilerine ‘Ak hackers’ adını veren korsanlar, sitede ‘Ogün Samast’a selam olsun’ cümlesiyle başlayan tehdit dolu bir mesaj da yayınlandı. Eylemin Türkiye Cumhuriyeti adına yapıldığının belirtildiği mesajda, ‘Eğer yazılarınızı, sözlerinizi, eylemlerinizi bizim isteğimiz doğrultusunda düzeltmezseniz yeni Ogün Samastlar, yeni Hrant Dinkler mevcut olacaktır’ denildi.
AGOS: ALIŞTIK ARTIK
Agos Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan eylemin Türkiye’deki ulusalcıların sergilediği standart uygulama olarak değerlendirerek, ‘Bizim için rutin, alıştık artık. Demokratik talepleri olan bütün azınlıklara karşı bir bakış var. Agos da ondan nasibini alıyor’ dedi. Agos Gazetesi Avukatı Fethiye Çetin ise ‘Şişli Cumhuıriyet Başsavcılığı’na hafta başı suç duyurusunda bulunacağız. Bu, hem bilişim suçları anlamında suç, hem de metnin içeriği tehdit, hakaret, suç ve suçluyu övme gibi dünya kadar suçu ilgilendiriyor’ yorumunu yaptı. Agos Yazarı Aydın Engin, Hrant Dink davasınında olup bitenlerin yanında Agos’un internet sitesinin saldırıya uğramasının çok da önemli olmadığını kaydetti. Engin, siteye konulan metnin Türkçe ve mantık bozukluklarıyla dolu olduğunu belirterek, ‘Hrant’ın ölümünün hemen ardından beyaz bere giymiş bir güruhun stadyumda bir araya gelip ‘Hepimiz Samast’ız’ diyebildikleri bir ülkede bu saldırının ciddiye alınacak bir yanı yok’ diye konuştu.
YAKALANIRSA EN FAZLA 5 YIL
Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bilişim Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz, TCK’nın ’sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme’ maddesine göre, bilgisayar korsanına 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilebileceğini söyledi. Akdeniz, Türkiye’nin Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi’ni imzalamadığı için saldırının bu ülkelerden birinden gelmesi halinde bir yaptırım uygulanamayacağını aktardı. İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Bilişim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Akgül ise ‘Hackerın, ne kadar açık ve iz bıraktığına bağlı olarak bulunması mümkündür’ diye konuştu.
İnternet suçları neden engellenemiyor?
İnternet suçları neden engellenemiyor?
Konunun uzmanları HABERTURK.COM’a değerlendirdi
13.02.2010 09:47
Mahmut Hamsici / HABERTURK.COM (mhamsici@haberturk.com)
Türkiye kamuoyu son bir hafta içerisinde internet üzerinden işlenen iki büyük suça tanıklık etti. İzmir’de Deniz Kurmay Albay Berk’in geçen günlerde intihar etmesine, Berk’in kendisinin ve eşinin özel hayatına dair bilgilerin yer aldığı bir videonun internette yayılmasının yol açtığı iddia edildi. İntihardan kısa süre sonra video yayınlandığı uluslararası çaptaki siteden kaldırıldı. Dün ise Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i 2007′de suikasta kurban veren Agos gazetesinin internet sitesi hacklendi. Siteye nefret söylemi içeren bir metin ve Dink cinayetinin katil zanlısı Ogün Samast’ın fotoğrafı kondu.
Peki Türkiye’de internet üzerinden yapılan ve cinayetlerin, intiharların dahi önünü açabilen saldırılar ve kişilik hakları ihlalleri neden önlenemiyor? Bilişim suçlarıyla ilgili Türkiye’nin hukuki yapılanması yeterli mi? Vatandaşlar sanal alemde yaşadıkları bu tür mağduriyetler karşısında ne yapmalı? Batı ülkelerinde benzer sorunlar nasıl çözülüyor?
Butün bu soruları konunun uzmanlarına sorduk. ‘Alternatif Bilişim’ Hukuk Danışmanı Ayşe Kaymak, İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Tunç, aynı üniversitenin hukuk fakültesinden Doç. Dr. Yaman Akdeniz konuyu HABERTURK.COM’a değerlendi.
‘Batı’da erişime engelleme yapılmıyor’
Doç. Dr. Yaman Akdeniz / İstanbul Bilgi Üniversitesi
İşin hukuki tespit kısmında büyük zorluklar var. Mesela bir kişi hakaret içeren video yükledi diye Youtube’un içeriğine ulaşamıyoruz. Geçenlerde bir Albay’ın Dailymotion’a yüklenen bir videodan dolayı intihar ettiği iddia edildi, son olarak da Agos’un sitesine saldırıldı. Ortada bir sürü hakaret davası var ama kimlikler tespit edilemiyor. Agos olayında mesele sadece siteye zarar vermek meselesi değil. Burada sitenin hacklenip nefret söylemi içeriğinin siteye konması var. Ama işin tespit tarafına geldiğinizde bir tespit sorunu var. O siteyi kim değiştirdi, o albayla ilgili videoyu Dailymotion’a kim yükledi? Bir de Dailymotion yabancı bir site, burada uluslararası bir problem var. Bunu yapan insanların bulunması mümkün olmayabiliyor.
Türkiye’de de konuyla ilgili yasal düzenlemeler var ve okuduğunuz zaman gayet açık ve netler. Denetleme ve kişilerin tespit aşamasında problem var. Tespit edildikten sonra bu maddelerin uygulanması mümkün. Türkiye, uluslararası alanda Avrupa Konseyi’nin siber suçlar sözleşmesine taraf değil. O ülkeler arasında alışverişler mümkün.Türkiye’nin erişime engelleme politikası aslında demokratik ülkelerde yapılmayan bir şey. Dar anlamda, mesela çocuk pornosu ya da neo-nazi içerikle ilgili yapılıyor. Bizimki ormana mangal yapmaya gidip ormanı yakmaya benziyor. Türkiye’nin iletişim
engelleme politikası tartışılır ama kanunumuz diğer ülkelerle karşılaştırıldığından geri değil. Diğer ülkelerde de hacking olaylarının önlenmesi çok zor. Bunlar yüzlerini de saklamasını bilen insanlar, işin emniyet tarafı zor. Bütün bu probemleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir, kanun yoluyla da bu problemler ortadan kalkmıyor. Birisi video yükleyip suç işliyor onu yerine siteye erişim kısıtlanıyor böylece cezalandırılan biz oluyoruz.
‘Çözüm site kapatmak olmamalı’
Ayşe Kaymak / ‘Alternatif Bilişim’ Hukuk Danışmanı
5651 sayılı internet suçlarını düzenleyen çok tartışılan bir kanun var. Bu kanuna dayanılarak erişime engeleme kararı veriliyor. Bu kanunun 9 . maddesinde kişilik haklarının ihlali durumunda uygulanacak bir prosedürden bahsediliyor. Türkiye’de kişilik haklarına saldırı gerekçesiyle Medeni Kanun’a dayanılarak da erişim ihlali kararı alınabilir ama bence bu doğru değil, sansürü getiriyor. 5651 diyor ki kişi önce ‘benimle ilgili şunlar var, kaldırılsın’ talebiyle siteye başvurur. Eğer sitenin sorumuluları kaldırmazlarsa Savcılığa başvururlar. Ama ne yazık ki mahkemeler 9. maddeyi uygulamak yerine Medeni Kanun’a başvurmak yoluna gidiyor. İnternetin doğası gereği kontrol altına alamıyorsunuz. Bu konuda internet sitelerinin erişimini engelleme son çare olmalı. Hatta sadece hatalı içeriğin kaldırılması yapılabilir, ilgili sayfa kaldırılabilir. Ben internetin daha özgür kullanılmasını savunan bir hukukçu olarak bunları söylüyorum. Türkiye’de kolay yola kaçılıyor. Dediğim gibi o internet sitesinin temsilciliği varsa, oranın bir editörü vardır, öncelikle editörlük sisteminin uygulanması gerekiyor. O sitenin sorumlusuna ulaşılamıyorsa o zaman sayfanın kapatılması gerekir diye düşünüyorum.
Yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç var. 5651 sayılı kanun çok acele çıkarılmış. Çıkarılırken internetin ruhunu, özünü algılamış bilim adamlarına danışılmamış. Yasaklayarak çözüm üretilemiyor. Yeni yasalar yapılırken uzmanlara danışılmalıdır. Ana fikir sansür olmamalıdır. Avrupa’da da benzer yasalar var. Hukuka aykırı içerik kaldırılmalıdır.
Bu sorunu yaşadığınız sitenin Türkiye’de temsilciğli yoksa TİB iletişim engelleme kararı verebiliyor. Ama TİB idari bir kurum. Youtube gibi dünyaca kullanılan bir siteyi kapattığınızda bu çok komik oluyor. Böyle durumlarda TİB’e başvuru yapılabilir. Ama ben direkt ‘başvurun’ diyemiyorum çünkü önce hukaka aykırı içeriğin kaldırılmasını öneriyorum.
‘Kişilerin tespiti çok zor’
Doç. Dr. Mustafa Akgül / İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı
Kanunda öncelikle uyar kaldır mekanizması var. Şayet yayınla ilgili bilgi varsa siteye başvurulabilir olmazsa Savcılığa başvurulabilir. Medeni kanun üzerinden de dava açılması mümkün. Sonuçta mahkeme ‘düzelt’ ya da ‘kaldır’ der. Eğer site uluslararası bir siteyse o da ciddi bir sorun. Bizdeki kanunlarla oradaki kanunlar aynı değil. Bunun dışında kimlik tespiti sorunu yaşanıyor. O sorunun aşılması zor. İnternet üzerinden kimliği saklamak mümkün. Uluslararası kimlik tespiti ayrı bir sorun. Çok önemli konularda, kaçakçılık, çocuk pornosu gibi uluslararası hukuk devreye giriyor.
Bir sorunla karşılaşıldığında o bilgi yayılmışsa bütün sitelere ayrı yarı
başvurmak gerekiyor. İnternet çok hızlı değişen, kaygan bir zemin. Avrupa’da da benzer bir durum var. Şu an için internetin bazı sorunlarını çözmek mümkün değil. Avrupa ülkeleri kimliği saklama konusunda biraz farklı. Kullanıcıların kimliklerini saklamasına imkan veriyor, bunun toplumsal bir fayda olduğunu düşünüyorlar. Bizde ise ona pek sıcak bakılmıyor. Şu aşamasında internetteki bir takım sorunların kolay bir çözümü yok. Bu bir geçiş dönemi, ne olacağı ileride netleşecek. Artıları ve eksileri var ama kimse de bu gelişmenin önüne geçmek istemiyor. Bir de bazı sorunları tek bir ülkede çözmek mümkün değil, Bakış açısının değişmesi gerekir. Zamanla daha liberal olacak ama tabii ki hakaret gibi sorunları engelleyecek mekanizmaların kurulması vakit alacak.
‘Türkiye’de bilişim hukuku gelişmeli’
Doç. Dr. Aslı Tunç / İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi
Kişisel saldırıların, hakaretlerin, iftiraların internet üzerinden tespiti çok zor. İnternet kontrolsüz bir mecra, hem demokrasi doğuruyor hem de belli bir kaos yaratıyor. Vatandaş olarak büyük bir mağduriyet yaşıyoruz, kişiliğinize ya da özel hayatınıza belli bir saldırıyı takip etmeniz çok zor. Bu da tabii anonim olarak birçok saldırıyı gündeme geritiyor. Bu bazen hedef gösteren şovenist, faşizan eylemlere doğru gidebiliyor ki en son bunu Agos’un sitesine yapılan eylemde gördük. İnsanların özel hayatlarıyla ilgili de her türlü hakaret çok hızlı yayılabiliyor. Bunlarla savaşmak çok zor, hukuksal düzenlemeler yeni teknolojiye ayak uyduramıyor. Bu anlamda hukuksal düzenlemeler sansür düzeyinde kalıyor. Bu noktada 5651 kanunu ayrı bir yaradır. Bu yasa tam bir felaket, kesinlikle değiştirilmelidir. Ben de düzenlemeden yanayım ama bunun sansürle yapılmasına karşıyım. Bu, internetin ruhuna aykırı. Mesela Youtube’a erişimi engelliyorlar ama söz konusu zararlı yanını oradan kaldırıp yayına devam etmek mümkün. Böylelikle insanların kişilik haklarını da engelliyorlar. Bu, bir zararlı kitap için bütün kütüphaneyi demirlemeye ve kimseyi sokmamaya benziyor.
Tabii ki bu suçların çok sıkı denetlenmesi lazım. Yurttaşların bunların kaldırılması için baskı yapması lazım. Bu bir anlamda toplumun demokratikleşmesi ile ilgili bir şey. Bizde internete hala yazılı basın gözüyle bakılıyor. Nasıl ki gazeteler toplatılır bu mantık işliyor. İnternet böyle bir şey değil, internetle ilgili bilgisizliğin çözülmesi lazım. Bir yandan da bilişim hukukunun hızla gelişmesi gerekiyor. Kanun koyucuların uzmanları dikkate alması gerekiyor.
Bianet :: Yargı Aciz Kaldıkça Agos’a Yönelen Tehditler Sonlanmıyor – Bianet
Kurucusu öldürülen, cinayetin öncesinde olduğu gibi sonrasında da tehditlere maruz kalan gazetenin sitesi hacklendi. Avukat Çetin, yargının bu olaylara bakışının sorunlu olduğunu, özellikle İnternet üzerinden işlenen suçlarda etkisiz kaldığını söyledi.
Bawer ÇAKIR, bawer@bianet.org
İstanbul – BİA Haber Merkezi
12 Şubat 2010, Cuma
Türkçe ve Ermenice yayın yapan Agos’a, kurucusu Hrant Dink’in öldürülmesinden önce yönelen tehditler çoğunlukla cezasız kalıyordu. Gazetenin avukatlarından Fethiye Çetin, cinayetin ardından yargının olumlu yönde değişen kararlarına rağmen kontrol edilmesi zor olan İnternet üzerinden tehditlerin artarak sürdüğünü söyledi. Son olarak gazetenin web sitesini hackleyen bilgisayar korsanları Dink’in katili Ogün Samast’ın fotoğrafını siteye yerleştirdi.
Cinayetin ardından ana akım medyanın yaklaşımının değiştiriğini belirten Çetin ‘Özellikle ırkçı gruplar, nefret dolu söylemlerini ve ırkçı saldırılarını internet üzerinden örgütlüyorlar. Sayısız site açıp çok sayıda insana ulaşma imkânları var’ dedi.
Yargının yaklaşımı sorunlu
Türk Ceza Kanunu (TCK) bilişim sistemlerine hukuksuz biçimde giren ve işleyişini engelleyenler için hapis cezası öngörüyor.
Çetin, bu son olayda ayrıca halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suçu ve suçluyu övme, tehdit, hakaret gibi suçların da işlendiği kanaatinde.
Bilgisayar korsanları siteye yerleştirdikleri metinde ‘ya seversiniz ya terk edersiniz’ diyor; benzer cinayetlerin olabileceği tehdidini savuruyor.
Çetin’e göre yargının etkisiz kalmasının nedeni suç algısında yatıyor. ‘Bir takım suçlar konusunda hemen harekete geçebiliyorken, ancak gerçekten birlikte yaşamamızı engelleyen, birlikte yaşayacağımız geleceğimizi sabote eden böylesi eylemlere karşı duracak bir zihniyet yok.’
Olumlu kararlar
Dink cinayete giden dönemde birçok tehditle kaşılaşmış, bu tehditler yaptırımsız kalmıştı. Cinayetin ardından da gazetenin avukatları özellikle İnternet üzerinden yönelen tehditler hakkındaki başvurularının gereken karşılığı bulmadığını söylemişti.
Öte yandan aradan geçen dönemde mahkemeler dört ayrı davada caydırıcı olabilecek kararlar verdi. Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi, gazeteye hakaret, tehdit ve ırkçılık içeren e-posta gönderen Kenan Celepoğlu’nu, 8 bin TL para cezasına mahkum etti. Mahkeme, kimliği belirsiz kişilerce gönderilen mesajla ilgili avukatların başvurusu üzerine yürütülen soruşturmada Celepoğlu’na ulaştı.
28 Mayıs 2009′da Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 25 Ocak 2007′de gönderdiği e-postayla Agos gazetesi çalışanları ve Ermenileri tehdit ettiği gerekçesiyle Muhammet Karay’ı 3 yıl 3 ay üç gün hapis cezasına mahkum etti.
20 Mart 2008′de Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi, Dink cinayetinden 12 gün sonra gazeteyi tehdit eden Zafer Filiz’i üç yıl hapisle cezalandırdı, cezayı da ertelemedi.
Aynı mahkeme, Ekim 2007′de de, cinayet sonrası gazeteye tehdit mesajı gönderen 19 yaşındaki Rıdvan Doğan’ı iki yıl hapisle cezalandırdı; Doğan’ın iki yıl adli denetime tabi olmasına karar verdi.(EÜ)
Agos’a sanal saldırı – Genel Bakış- ntvmsnbc.com:
Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürüldüğü Agos gazetesine bu kez de sanal saldırı yapıldı.
Agos Gazetesi’nin internet sayfası hacklenerek Samast’ın resmi konuldu.
ntvmsnbc, Güncelleme: 09:51 TSİ 12 Şubat. 2010 Cuma
İSTANBUL – Agos gazetesinin internet sitesi hacklendi. Siteye, Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın Samsun’daki karakolda çekilen resmi konuldu.
Sayfada ‘Ogün Samast’a selam olsun’ cümlesiyle başlayan tehdit dolu bir mesaj yer aldı.
‘Ya sev ya terk et’ ifadesinin yer aldığı mesajda, ‘istedikleri gibi hareket edilmezse yeni Ogün Samast’ların yolda olduğu’ iddia edildi.
Haberin devamı ↓reklam
Söz konusu mesaj ‘Oyun bitti’ sözüyle sona eriyor.
Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de gazete binası önünde uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirmişti.
GÜREH: KORKMUYORUZ
ntvmsnbc’ye konuşan Agos muhabiri Sarkis Güreh, olayın ‘can sıkıcı’ olduğunu belirterek ‘Şu an bir şey yapmıyoruz ki bıraktıkları izler kaybolmasın. İnternet hizmeti aldığımız şirketi arıyoruz, ardından da yasal işlemleri başlatmak için avukatlarımızla görüşeceğiz’ yorumunu yaptı.
Olayın kendisini üzdüğünü ifade eden Güreh, ‘Ama korku duymuyoruz’ dedi.
ÇALIŞLAR: CESARET BULUYORLAR
Konuyla ilgili NTV’ye konuşan Radikal gazetesi Oral Çalışlar ise şunları söyledi:
‘Devlet isterse bu tür müdahaleleri saptayabilir. Bir an önce hukuki süreci başlatılması gerekiyor. Daha önce de kahraman gibi karşılanmıştı, bu ilk kez karşılaşılan bir olay değil.
Devlet güçleri yeterli duyarlılığı göstermiyor. Bu cesareti boşuna bulmuyorlar, onlara bu cesareti veren güçler var.
Yazıda tehdit de yer alıyor. Yetkililerin hemen harekete geçmesi gerekiyor.’
Fourth Law and Information Society Symposium: Hate Versus Democracy on the Internet
Date: Friday, 26 March, 2010
Time: 9:00 a.m. – 5:00 p.m.
Location: Pope Auditorium, Fordham Law School, New York.
Sponsor: Center on Law & Information Policy

From political blogs to the exposure of rights abuses, the Internet advances communication and the free flow of information that is at the heart of democracy. Yet, from Holocaust deniers to terrorist organizers, the Internet also serves as an enabler for extremists promoting hate, violence and the corrosion of democratic values. This conference will explore the legal and policy dimensions of the Internet’s dual impact.
8:30 – 9:00 Registration and Breakfast
9:00 – 9:15 Welcome
9:15 – 10:45
Panel 1: The Internet as a Dual Use Technology: Democracy and Extremism
This panel will examine the Internet’s dual impact on democracy and extremism. Panel members will explore how social networks, blogs and websites have been used simultaneously to spread democracy and promote hate. They will discuss the tensions that arise on the Internet between these competing interests.
Moderator: Zephyr Teachout, Associate Professor of Law, Fordham Law School
Panelists:
• Bruce Etling, Director of the Internet & Democracy Project, Berkman Center for Internet and Society, Harvard University
• Holly Hawkins, Director of Consumer Advocacy and Privacy, AOL
• Alexander Tsesis, Assistant Professor of Law, Loyola University School of Law
• Mark Weitzman, Director of Task Force on Hate & Terrorism, Simon Wiesenthal Center
10:45 – 11:00 Break
11:00 – 12:30
Panel 2: Distinguishing Hate Speech from Legitimate Political Expression
This panel will explore how we distinguish hate speech from legitimate political expression and whether such a line can be drawn. Panel members will consider what characteristics make hate speech dangerous and different from democratic political debate. The panel will consider specific examples of online “hate sites” and other ways that the Internet has been used to spread extremist thought.
Moderator: Ann Bartow, Professor of Law, University of South Carolina School of Law
Panelists:
• David E. Bernstein, Professor of Law, George Mason University School of Law
• Steven J. Heyman, Professor of Law, Chicago-Kent College of Law
• Kenneth Lasson, Professor of Law, University of Baltimore School of Law
• Nicole Wong, Vice President & Deputy General Counsel, Google, Inc.
12:30 – 2:00 Lunch and Keynote Address
Jing Zhao (aka Michael Anti)
Political Columnist and Blogger
Harvard Nieman Fellow
2:00 – 3:30
Panel 3: Online Hate Speech and Diverse International Concerns
This panel will explore the competing cultural concerns about hate speech that make international regulation challenging. Panel members will consider how the definition of hate speech and norms about regulation differ internationally.
Moderator: Julie Suk, Associate Professor of Law, Benjamin N. Cardozo School of Law
Panelists:
• Raphael Cohen-Almagor, Professor, Chair in Politics, University of Hull
• Sandra Coliver, Senior Legal Officer, Open Society Justice Initiative
• Peter Molnar, Senior Research Fellow, Center for Media and Communications Studies, Central European University
• Philippe A. Schmidt, Managing Partner, SBKG & Associates and Chairman of the International Network Against Cyber Hate
3:30 – 3:45 Break
3:45 – 5:15
Panel 4: How to Combat Hate Speech While Promoting Democracy
This panel will explore various ways that we can combat or prevent hate speech online while still allowing robust democratic expression. Panel members will consider regulatory and non-regulatory options and will discuss which methods best serve the dual goals of promoting democracy and tolerance.
Moderator: Joel R. Reidenberg, Professor of Law and Academic Director of the Center on Law & Information Policy, Fordham Law School
Panelists:
• Yaman Akdeniz, Associate Professor, Human Rights Law Research Center, Istanbul Bilgi University & Director, Cyber-Rights.Org
• Susan Benesch, Senior Fellow, World Policy Institute
• Danielle Citron, Professor of Law, University of Maryland School of Law
• Philippe Dufresne, Director & Senior Counsel, Canadian Human Rights Commission
The conference is free and open to the public. 6 Non-Transitional, Professional Practice NYS CLE Credits are available for $90 ($50 for Fordham Law alumni & public interest attorneys). If you desire CLE credit please register online and complete and submit a copy of the PDF registration form provided below as instructed.
Fordham Law School has a financial hardship policy for the conference. For additional information please visit: http://law.fordham.edu/cle.
AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Miklos Haraszti’nin ofisi için hazırladığım 36 sayfalık Türkiye’de Internet sansürü raporu bugün yayınlandı. Haraszti, Medya Özgürlüğü konusunda İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Kampüsü, Mahkeme Salonunda 13 Ocak 2010 Çarşamba günü 14:00–17:00 arasında bir konuşma yapacak. Konuşması sırasında bu raporu da tanıtacak.
Report of the OSCE Representative on Freedom of the Media on Turkey and Internet Censorship (PDF file)
Prepared by Dr. Yaman Akdeniz, Associate Professor, Human Rights Law Research Center, Faculty of Law, Istanbul Bilgi University.
Executive Summary
The following survey was commissioned by the office of the OSCE Representative on Freedom of the Media. It analyzes Law No. 5651, widely known as the Internet Law of Turkey which has served since 2007 as the basis of a mass blocking of websites in Turkey. The report offers recommendations on how to bring the law in line with international standards protecting freedom of expression. The aim of the survey is to provide a useful tool to the Turkish authorities in their current efforts to reform the much-debated legislation.
The Turkish government enacted Law No. 5651, entitled Regulation of Publications on the Internet and Suppression of Crimes Committed by means of Such Publication, in May 2007. The enactment of this law followed concerns about defamatory videos available on YouTube involving the founder of the Turkish Republic Mustafa Kemal Atatürk, combined with increasing concerns for the availability of child pornographic, and obscene content on the Internet, and websites which provide information about suicide, or about illegal substances deemed harmful or inappropriate for children.
Since then, up until December 2009, access to approximately 3700 websites have been blocked under Law No. 5651. This includes access to a considerable number of foreign websites- including prominent sites such as YouTube, Geocities, DailyMotion, and Google- that have been blocked in Turkey under the provisions of this law, by court orders and administrative blocking orders issued by the Telecommunications Communication Presidency (TIB). Similarly, websites in Turkish, or addressing Turkey related issues have been subjected to blocking orders since Law No. 5651 came into force. This is particularly prevalent in news sites dealing with south-eastern Turkey, such as Özgür Gündem, Keditör, and Günlük Gazetesi. However, Gabile.com and Hadigayri.com, which combine to form the largest online gay community in Turkey with approximately 225,000 users, were also blocked. Furthermore, access to popular web 2.0 based services such as Myspace.com, Last.fm, and Justin.tv have been blocked on the basis of intellectual property infringement.
This study therefore provides a review of the implementation and application of Law No. 5651, and includes an analysis of the current legal provisions under Law No. 5651, an analysis of the Law’s application by the courts and by TIB, an assessment of related Internet website blocking statistics, the identification of the legal and procedural defects of Law No. 5651, and an assessment with regards to Article 10 of the European Convention on Human Rights.
The detailed study shows that the impact of the current Turkish regime and related procedural and substantive legal deficiencies are widespread, affecting not only the freedom to speak and receive information, but also the right to receive a fair trial, so far as blocked websites are concerned.
The study further shows that lack of judicial and administrative transparency, with regard to blocking orders issued by the courts and TIB, continue to be a major problem. Furthermore, the fact that TIB has not published the blocking statistics since May 2009 is a step backwards.
As this study outlines, at least 197 court ordered blocking decisions were issued outside the scope of Article 8 of Law No. 5651. As of December 2009, the extent of this breach and blocking remains unknown, as TIB did not publish the blocking decisions beginning in May 2009.
The study argues that there could be a breach of Article 10 of ECHR if blocking measures or filtering tools are used at state level to silence politically motivated speech on the Internet, or the criteria for blocking or filtering is secret, or the decisions of the administrative bodies are not publicly made available for legal challenge. Based on such concerns, and ongoing censorship of the YouTube website since May 2008, an appeal has been lodged with the European Court of Human Rights by INETD (The Society for Internet Technology). INETD challenged the YouTube blocking order issued by the Ankara 1st Criminal Court of Peace having exhausted all the possible national legal remedies.
As will be argued in this study, blocking orders issued and enforced indefinitely on certain websites could result in “prior restraint”. In this connection, it is argued that prior restraint and bans imposed on the future publication of entire newspapers, or for that matter websites such as YouTube, are incompatible with the European Convention standards.
Based on legal and procedural deficiencies related to Law No. 5651 practice, the study will conclude that the government should urgently bring Law No. 5651 in line with OSCE commitments and other international standards on freedom of expression, independence and pluralism of the media, and the free flow of information. If kept in its present form, the law should be abolished. It will be argued that the government should commission a major public inquiry to develop a new policy which is truly designed to protect children from harmful Internet content while respecting freedom of speech, and the rights of Turkish adults to access and consume any type of legal Internet content.
Bilgi Çağının Hukuku” Programında 2009 yıl sonu değerlendirmesi yaptık. Programda, Türkiye’de sansür, telif hakları konusu ve erişim engellemeler, bilgi edinme hakkı ve dünya da sansür, net neutrality, çocuk pornografisi konularındaki gelişmeleri masaya yatırdık.
“Bilgi Çağının Hukuku” Programı: Açık Radyo 94.9 FM
28 Aralık, 2009: 1530:1630
Konu: 2009 Yılı Değerlendirmesi
Hazırlayıp sunanlar: Avniye Tansuğ – Yaman Akdeniz
Programda çalınan şarkılar: The Cribs, Cheat on Me (Ignore the Ignorant 2009), Hard-Fi, Watch Me Fall Apart, (Once Upon a Time in the West 2007), Scouting for Girls, She’s so Lovely (Scouting for Girls 2007).
Web’den indirmek ve dinlemek için (MÜZİKLİ): http://www.cyber-rights.org/Lectures/Bigi_Caginin_Hukuku_28122009.mp3
Facebook’ta nefret grupları: “
Dünyanın en serbest siber-sosyalleşme sitesi Facebook, nefret suçlarının tanımlandığı bir internet yasası bulunmayan Türkiye’de linç gruplarının da favori platformlarından.
“
(Via NTVMSNBC.com: Teknoloji.)
“Irkçı Söylemle Mücadele Ortaklaşmalı”: “İHOP’tan Doğanay, Dink’in öldürüldüğü dönemde Hürriyet’te 610, Zaman’da 443 ırkçı-ayrımcı haber çıktığını söyledi. Yüksek lisans öğrencileri Aygül ile Çomu uyardı: ‘Facebook’ta ırkçı-homofobik söylem yükseliyor’. Kaos GL’den Güner, ‘Yargının homofobiyle mücadelesi çok zayıf’ dedi.”
(Via Bianet :: Bianet.)