Google Analytics düzeldi – İnternet- ntvmsnbc.com: “Google Analytics düzeldi
Türkiye’de dolaylı sansür yüzünden erişim güçlüğü çekilen Google Analytics’te firmanın yaptığı düzenlemeler sorunu çözdü.
ntvmsnbc, Güncelleme: 09:42 TSİ 30 Haziran. 2010 Çarşamba
YouTube sansürüne bağlı olarak bir süredir erişim güçlüğü çekilen Google servislerinden en önemlisi olan Analytics’e erişim artık sorunsuz sağlanabiliyor. Firmadan yapılan açıklama şöyle:
”Geçen birkaç haftalık süreçte Google Analytics’e erişimde zorluklar yaşadığınızı biliyoruz. Google Analytics’in de dahil olduğu bazı Google servislerine erişimde yaşanan zorluklar, Türkiye’de halen devam etmekte olan YouTube yayın yasağıyla doğrudan ilişkilidir. Bu doğrultuda yapılan gerekli düzenlemelerle Google Analytics’in Türkiye erişiminin şu anda düzeltilmiş olduğunu memnuniyetle bildiririz. Bu süreç boyunca gösterdiğiniz sabır için teşekkür ederiz.”
Google Analytics, pek çok sitenin kendi trafiklerini takip ve kontrol etmek için kullandıkları çok popüler bir sayaç ve istatistik sistemi. Bunu kullanmak isteyen site sahipleri, üye olduktan sonra Analytics’e ait kodları sayfalarına yerleştiriyor. Sistem de sitenin trafiğini izleyip istatistiğini tutuyor. Pek çok site için bu istatistikler hayati önem taşıyor.
Türkiye’de YouTube’a uygulanan sansür kapsamına yeni IP’lerin alınması ve bu IPlerden bazılarının Google ile ortak kullanılıyor olması yüzünden Analytics’e erişimde güçlükler yaşanıyordu.
Radikal / Böyle bakanlığa böyle zihniyet! / Politika / HALUK ŞAHİN
27/06/2010
sahinha@yahoo.com
Türkiye’de eksenin kayıp kay-madığını hâlâ merak edenlere internetin çeşitli servislerini yasaklayan ülkeler listesine bakmalarını tavsiye ederim:
İkinci yılını dolduran YouTube yasağı ve son Google engellemeleri yüzünden AB’ye üye olmak için ‘sözde’ müzakereler yapan Türkiye’nin adı Suudi Arabistan, İran, Kuzey Kore, Myanmar, Çin ve Suriye gibi ülkelerle birlikte anılıyor.
Ülkemizin hiçbir zaman şimdiki kadar özgür olmadığını iddia eden AKP hükümetinin Ulaştırma Bakanı bu yasağı ‘Bunlar Türkiye Cumhuriyeti ile uğraşıyorlar’ türünden paranoya kokan, demode gerekçelerle haklı göstermeye çalışıyor.
Bilmiyor ki, çağımızda böyle ‘anakronik’ bir yasak hiçbir gerekçe ile haklı gösterilemez.
Önemli olan yasakçı zihniyettir, yarın başka bir yasaklama gerekçesi bulmakta hiç zorlanmaz.
Bu zihniyetin gittikçe daha fazla egemen olduğu Pakistan’ın Lahor Yüksek Mahkemesi
daha da ileri giderek Google, Yahoo, Hotmail, MSN gibi arama motorlarını ve paylaşım sitelerini de yasaklamış. Gerekçe, bunlarda İslam dinine hakaret eden yazılar bulunmasıymış!
Oysa aynı kaynaklarda İslam dinini açıklayan, öven, yücelten milyonlarca yazı da yer alıyor.
Şimdi onlar da yasaklı duruma düştü.
Matbaanın, Osmanlı tarafından iki buçuk asır kullanılmamasının ne kadar ağır ve telafisi mümkün olmayan zararlara yol açtığını tarihte okuyoruz.
O zaman da matbaa yasağının başlıca nedeni gerekçesi dinin elden gideceğine ilişkin kaygılardı.
Batı’da ‘Aydınlanma’, sanayileşme ve demokratikleşmenin belki de en başta gelen dinamosu matbaanın mümkün kıldığı eğitim patlamasıdır.
Günümüzde Internet’i yasaklayan zihniyet, Türkiye’nin ‘Bilişim Çağı’ trenini de kaçırmasına neden olacağa benziyor. Türkiye acilen geçmesi gereken makasa geçmiyor, gitmesi gereken yere gitmiyor.
Niçin mi? Çünkü ülkeyi yöneten zihniyet, tüm cakasına karşın, çağımızın nasıl bir çağ olduğunu kavramakta zorluk çekiyor.
Kuşkusuz, bunun en açık göstergelerinden birisi Ulaştırma Bakanlığı’nın yapısı ve başında bulunan kişinin mesleki kimliğidir.
Bizim Ulaştırma Bakanlığı’nın yapısının ardındaki zihniyet 19. yüzyılın ilk yarısından kalmadır.
O zamanlar henüz elektrik iletişim amaçlı olarak kullanılmadığından ‘communication’ yani iletişim kelimesi ile ‘transportation’ yani taşıma ya da ulaştırma kelimesi eş anlamlı olarak kullanılabiliyordu. Çünkü iletişim için de mesajın fiziken bir yerden ötekine aktarılması, ulaştırılması gerekiyordu.
Derken bu iki alan birbirinden ayrıldı. Telgraftan itibaren iletişim elektrik hızına ulaştı, taşıma ise hâlâ olsa olsa en hızlı giden taşıt aracı hızıyla yapılıyor.
Günümüzde, özellikle son çeyrek yüzyılda, fiziken ulaştırılan mesaj oranı azalırken elektronik olarak iletilen mesaj oranı artıyor.
Bilgisayarla iletişim, işte bu son evrenin ana damarı, ‘süper otoyolu’dur. Ülkelerin yarınını onu ne kadar iyi kullandıkları belirleyecektir.
Bizim 19. yüzyıl mirası, çağ dışı Ulaştırma Bakanlığı’nın bünyesinde hem Internet iletişimi ile ilgili birimler var, hem limanlarla, havaalanlarıyla, karayollarıyla, gemicilikle ilgili birimler var.
Yani onlar için ha ‘iletişim’ ha ‘taşıma’.
Oysa günümüzde bunlar apayrı uzmanlık alanları. Liman idaresinden iyi anlayan birinin çağımıza damgasını vuran elektronik iletim ağlarının rolünü anlaması kolay değildir.
Biyografisine baktım, internet yasaklarını savunmaya çalışan bizim Bakan, Binali Yıldırım, taşımacı ve ulaştırmacı, yani iletişimci değil. Gemi İnşa Mühendisliği okumuş, tersane yönetmiş, Deniz Otobüsleri’ne müdürlük yapmış.
Yani, o hala mesajı fiziksel olarak taşınan bir şey olarak görüyor ve bir şeyi beğenmeyince o zihniyetin silahlarına başvuruyor: Durdurma, yasak, sansür, ceza!
Oysa, mesajların anında elektronik olarak paylaşıldığı çağımızda o eski silahlar çok hantal
kalıyor ve utandırıyor!
Çağımızda o silahların yerini yenileri aldı:
Özgürlük, üretkenlik, cevap hakkı, ikna..
BTK da bunu anlamakta zorlanıyor CNNTurk.com
29.06.2010
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, son dönemde internet sitelerinin yasaklanmasıyla ilgili tartışmaları değerlendirirken, ‘Atatürk ile ilgili hassasiyeti nedense ya biz anlatmakta zorlanıyoruz ya da dışarıdaki arkadaşlarımız anlamakta zorlanıyorlar’ dedi. Biz de kendisine ‘İyi de sayın Acarer, Atatürk’le ilgili videoları bizim dışımızda bütün dünya izliyor. Ama bazı kurumlar bunu anlamakta zorlanıyor’ diye cevap veriyoruz.
Bilişim sektörü mensuplarının çok realist, popülist ve uygulanması olanaksız yaklaşımlardan kaçmaları gerektiğini ifade eden Acarer, şöyle konuştu:
‘Ülke gerçeklerine ve milli mevzuata uymayan yaklaşım ve ifadelerin kamuoyunda gelişigüzel sarf edilmesini ben esefle kınıyorum. Çünkü kullanımdaki ifadeler toplumdaki geniş kitlelerin yanlış algılamalarına yol açabiliyor. Özellikle son günlerde Youtube ve Google ile ilgili yapılan tartışmalar bunun en güzel örneği… İleride karşılaşacağımız karmaşık olayların çözümüne de maruz kaldığımız bu olay ışık tutacak.
İnternette özgürlük, bu özgürlük lafının sınırlarını mutlaka çizmemiz lazım. Kişisel hakaret sitelerinden, özellikle seçim dönemlerinde buna çok rastlıyoruz, o kadar çok insan maddi, manevi mağdur oluyor, sosyal yaşantıları o kadar alt üst oluyor ki, bu konuda canı yanan insanlar bizlere ‘Neden müdahale etmiyorsunuz?’ diye eleştiride bulunuyor.
Seçime giren bir yerel başkan adayı ile ilgili bir site açılıyor. Adam o siteyi kaldırana kadar zaten seçimi kaybediyor. Bu nedenle düzenlemelerin, hem evrensel değerlere hem de ülkelerin iç mevzuatına uygun yapılması lazım. Atatürk ile ilgili hassasiyeti nedense ya biz anlatmakta zorlanıyoruz ya da dışarıdaki arkadaşlarımız anlamakta zorlanıyor. Halbuki, aynı kuruluşlar Almanya’nın Nazilerle ilgili ABD’nin El-Kaide ile ilgili hassasiyetlerini hiç itiraz etmeden kabul ediyor.’
Türkiye’nin değerlerine ve hassasiyetlerine saygı duyulması gerektiğini ifade eden Acarer, birçok ülkede ne yapılıyorsa Türkiye’de de aynısının yapılması gerektiğini belirtti.
Bakan Yıldırım’dan hep aynı nakarat CNNTurk.com
29.06.2010
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, CHP eski genel başkanı Deniz Baykal ile ilgili yayınlanan videoyu sadece Youtube’un kaldırmadığını ifade ederek ‘Herkes bu ülkenin hukukuna uymak mecburiyetinde. Kimsenin özgürlüğüyle internetiyle alışverişiyle işimiz yok. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun gücü herkesi bağlamalıdır’ dedi.
Yıldırım, İnterpromedya Araştırma Hizmetleri’nin yaptığı ‘Bilişim 500′ araştırmasının ödül töreninde yaptığı konuşmada, Youtube internet sitesine erişimin engellenmesine yönelik eleştirilere yanıt verdi.
Fatma neyse YouTube da o…
Türkiye’de kolaycılığın artık gelenek haline geldiğini belirten Yıldırım, şöyle konuştu:
‘Bu dünya markası falan filan… ‘Efendim, sen bu koskocaman firmaya nasıl kafa tutarsın’. Kim olursanız olun, evrensel hukuka inanıyorsanız, ülkelerin hükümranlığına saygınız varsa o ülkenin kurallarına uyacaksınız. ‘X’ ülkesinin vatandaşının, ‘Y’ ülkesinde geçiş üstünlüğü olmaz. Bu anlayış demokrasiyle de çağdaşlıkla da bağdaşmaz. Ne yazık ki ülkemizde bunu çağdaşlık adına savunanlar var. Acı olan budur. Herkes bu ülkenin hukukuna uymak mecburiyetinde. Kim olursa olsun kimsenin geçiş üstünlüğü yok. Onun burada gönüllü mümessilleri olabilir, ateşli savunucuları olabilir, bu bizi ilgilendirmez. Diyoruz ki ‘buyurun, burada iş yapıyorsanız, buranın hukuku neyse, Fatma, Ayşe Türkiye Cumhuriyeti’nde nasıl muamele görüyorsa siz de aynı muameleyi göreceksiniz’. Kimsenin özgürlüğüyle internetiyle alışverişiyle işimiz yok. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun gücü herkesi bağlamalıdır.’
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, hükümetin son günlerde aldığı bir kararla Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi’ne üye olma sürecini başlattığını anımsatarak, bu anlaşmaya taraf olan ülkelerin herhangi bir olay karşısında hukuki alışverişi olsun olması diğerine hemen haber vereceğini anlattı.
Kırmızı kitapta cemaatlerin yerine YouTube mu girdi?
Bu konuyu Youtube tartışmaları ile örneklendiren Yıldırım, ‘Diyelim ki bir suç teşkil eden, hakaret içeren bir veri var. Youtube’u savunanlara soruyorum. 47 siteye Genel Başkan ile ilgili video koyuldu, girişimleri yaptık, bunların hepsini çıkardılar. Tek çıkarmayan Youtube’du. Hala çıkarmamışlar. Atatürk için aynı şeyi yapmıştır. Buradaki sorunumuz, biz firmalarla falan uğraşamayız. Buradaki sorun, Türkiye’yi muhatap alıp almama sorunudur. Ben bunu tenkit ediyorum. Bu ülkeyi bu kadar hafife almak, küçümsemek kimsenin hakkı değil’ diye konuştu.
NEDİR BU KIRMIZI KİTAP?
‘Bilişimle mevzuat iyi arkadaş olamaz’
Binali Yıldırım, bilişimle mevzuatın çok iyi arkadaş olamayacağını dile getirerek, bilişimin ezberleri bozan, tutuculuğu ortadan kaldıran ve zihniyet dönüşümü yaratan bir alan olduğunu, mevzuatın ise her şeyi kontrol etmeye çalıştığını ifade etti.
‘(Ben akıl için para vermem) anlayışı sona ermediği için biz burada yavaş büyüyoruz’ diyen Yıldırım, bilişimin ilerlemesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye’nin kağıt devletten elektronik devlete dönüştüğünü anlatan Yıldırım, milyonlarca kağıt belgenin sanal arşiv kentlere dönüşeceğini, sadece bir kurumun 100 milyondan fazla dokümanı olduğunu ve bunlar dikkate alındığında ‘işsizlik’ diye bir şeyin kalmayacağını söyledi.
Yıldırım, bazen bürokrasi ve mevzuatın işleri yavaşlattığını ifade ederek, ‘Bakanlığımın çağrı merkezi için dışarıdan hizmet alımı için 1,5 sene mücadele ettim. Güya bende bakanım yani… O Bakanlığın patronuyum ama mevzuat diye gizli bir güç var. Ne olursanız olun, her yerde karşınıza çıkıyor. Mevzuatla tuş birbirini sevmiyor’ şeklinde konuştu.
Türkiye’de 17 milyon numara taşınması işlemi yapıldığını hatırlatan Yıldırım, ‘Bu numara taşınmasının bir kısmı da numara ama bu da bir kolaylık’ dedi.
Yıldırım, IP6 teknolojisinin çalışmalarını da sürdürdüklerini ifade ederek, 11 haneli telefon numaralarının 16-17 haneye çıkacağını ve bununla ilgili çalışmaların da devam ettiğini söyledi.
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, ödül gecesine katılan Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince’den bilişim konusunda destek isterken Sermaye Piyasası Kurumu Başkanı Vedat Akgiray’a ‘Sermaye Piyasası olarak vatandaşın parasını topluyorsunuz. Biraz da onlara hayrınız olsun’ diye seslendi.
Konuşmaların ardından İnterpro Holding Yürütme Kurulu Başkanı Ruşen Yaygın, Bakan Yıldırım’a bilişim sektörüne katkılarından dolayı plaket sundu.Yıldırım bunun üzerine ‘Bu plakete layık olup olmadığımı aziz milletim bilir. Ben amele bir bakanım…’ dedi.
Youtube Yasağı için Kritik Temas haberi
27.06.2010
Türkiye’nin, uluslararası mecralarda tartışılmasına yol açan Youtube’a yönelik erişim yasağının kaldırılması için ilk kritik temas gerçekleştirildi.
BTK Başkanı Tayfun Acarer, yargı kararına karşın Atatürk’e hakaret eden 4 videoyu kaldırmamakta direnen video paylaşım sitesi Youtube ile bu sitenin kontrolünü elinde bulunduran Google yöneticileriyle bir araya geldi.
AGİT’in Türkiye’ye, Youtube’a erişim yasağının kaldırılması için çağrıda bulunduğu bir aşamada Ankara’da önemli bir görüşme gerçekleşmiş oldu.
Toplantıda, BTK yönetiminin, Google yöneticilerine Atatürk’e hakaret eden 4 videonun kaldırılmasını istedi. Dünya ve Avrupa’dan örnekler veren BTK; Youtube’un, Türkiye’ye özgü ‘tr’ uzantılı ‘yerel versiyon’ oluşturmasının önemine işaret etti.
Kurum, Youtube’un ve Google’lun, Türkiye’de ‘yer sağlayıcılık faaliyet belgesi’ alması gerekliliğini de bildirdi.
BTK’nın talep ve uyarılarını dikkate alan Google yönetimi, gündeme gelen konuları değerlendireceklerini belirterek, kısa süre sonra yeniden bir araya gelme talebinde bulundu. (Cihan Haber Ajansı)
* AA
* Giriş Saati : 25.06.2010 14:29
Güncelleme : 25.06.2010 14:32
İnternet Teknolojileri Derneği (INETD), Youtube internet sitesinin erişiminin engellenmesinin temel hukuk kurullarına, Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve direktiflerine aykırı olduğu iddiasıyla yürütmenin iptali istemiyle dava açtı.
INETD Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, mahkemenin 05.05.2008 tarihli ve 17.06.2010 ek kararı ile Youtube.com sitesine tedbiren erişimin engellendiğini anımsattı.
Derneğin geçen yıl Youtube yasağını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdığını dile getiren Akgül, şöyle konuştu:
”Söz konusu mahkeme kararları, bir kitap yüzünden milyonlarca kitabı içeren bir kütüphanenin kapısına kilit vurmak anlamına geliyor. Türkiye’den erişilemeyen içeriğin tüm dünyadan kaldırılmasını istemek, mahkemenin uluslararası hukuku tesis etmeye çalışmasıdır. Bu bir yetki aşımıdır. Youtube’un kapatılması Türk ve dünya kamuoyunda matbaanın yasaklanmasına benzer bir algılamaya sebep olmaktadır. AİHM’de davamıza bu nedenle öncelik verilmiştir.”
Akgül, yasağa ilişkin mahkeme kararlarının birkaç Türkiye düşmanının koyduğu ve Türkiye’de erişimi mümkün olmayan birkaç video yüzünden yargısız infaz görüntüsü verdiğini belirterek, bu yasağın kaldırarak internetin özgürleştirilmesi ve bu yolla Türk toplumunu gelişmesine katkıda bulunmasını hukuk ve adalet sisteminden beklediklerini ifade etti.
-”TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI SAYGINLIĞI…”
Dün, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde ise karardan zarar gören, iletişim ve düşünce açıklama özgürlüğü kısıtlanan müvekkil dernek üyelerinin bulunduğuna işaret edildi.
INETD’in yaptığı etkinliklere ait videoları Youtube üzerinden de dağıttığı belirtilen dilekçede, ayrıca kararın derneğin amacı olan internetin yaygınlaşmasına engel teşkil ettiği ifade edildi.
Dilekçede, şunlar kaydedildi:
”Uygulanan tedbir kararının, karara temelini oluşturan zararlı bulunan 10 videoya erişimi kısıtlama konusunda hiçbir etkisinin olmaması, buna karşılık hem Türkiye’nin uluslararası saygınlığı, hem yurttaşlarımızın kendilerini geliştirmelerine, tanıtım ve eğitim yapmalarına kısıtlama getirmesi; tedbir kararının ülkemize zarar vermesine sebep olmaktadır.”
Söz konusu kararın temel hukuk kurallarına, Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve direktiflerine, ceza yargılama usulü ve esaslarına aykırı olduğunun iddia edildiği dilekçede, ayrıca internet vasıtası ile ilgili suçların bilişim suçu kapsamında olduğu ve basın savcılığını ilgilendirmediği de ifade edildi.
-”YASAKLI DIŞINDAKİ VİDEOLARA ENGEL”-
Youtube sitesine erişimin engellenmesini içeren mahkeme kararının yasaklananların dışındaki videolara erişimi engelleme sonucu getirdiği belirtilen dilekçede, şöyle denildi:
”İnternetin yapısının, biraz becerikli birinin, interneti toptan kapatmak dışında alınan bütün tedbirleri aşarak arzulanan içeriğe erişebilmesi imkanı sağladığını hatırlatmak isteriz.
Öte yandan Youtube’ta Atatürk ile ilgili 60 bin üzerinde video vardır. Bir avuç video yüzünden 60 bin Atatürk’ü savunan, ona sahip çıkan videoyu yasaklamak ne kadar yararlı olacaktır? Bir avuç videoya erişim, tam adresini bilmeyen biri için mucizeye kalmıştır. Erişim yasağının 2 yılı aşkın bir süredir sürmesi, Youtube’u kullanmak isteyen tüm yurttaşlarımızın iletişim, ifade özgürlüğü, iş yapma, tanıtım, öğrenme, eğlenme ve örgütlenme haklarına sınırlama getirmektedir.”
Dilekçede, koruma amacıyla alınan, geçici olması gereken tedbir kararının, yargılama yapılmadan kesinleşmiş gibi uygulandığı da belirtilerek, ”Şayet bir suçlu varsa, bu o videoları koyanlardır. Youtube yetkililerine dava açılması bir yere kadar anlaşılabilinir. Ama, erişimi engelleme kararı bu ikisine dava açmadan, Türk vatandaşlarının cezalandırılması ile sonuçlanmıştır. Biz TC vatandaşları olarak suçumuz olmadığı halde cezalandırılıyoruz. Bizim adil yargılama hakkımız da kısıtlanmaktadır” ifadelerine yer verildi.
-”YASAK KOLAYCA DELİNİYOR”-
Dilekçede, Youtube yasağının kolayca delindiğinin herkesçe bilindiği de vurgulanarak, şunlar kaydedildi:
”Başbakan’ın ‘Ben Youtube’a giriyorum, siz de girin’ sözü basın ve TV’de yer aldı. Cumhurbaşkanı, Başmüzakereci ve Devlet Bakanı Egemen Bağış ve hatta Ulaştırma Bakanı ve BTK Başkanının yasağı eleştiren demeçleri var. Basın ve TV’de yasağın nasıl delineceği haber bültenlerinde ve başyazarların köşe yazılarında anlatıldı.
Öte yandan, bu yasak, ülkemizi AB, AGİT, ve benzeri ortamlarda eleştirilmesine neden olmakta, ülke imajına ciddi zararlar vermektedir. Bunun ekonomik değeri milyarları bulmaktadır. Yasağın, verilen 10 video açısından, pratik hiç bir artısı olmadığını bir kere daha hatırlattıktan sonra, orantılılık açısından böyle kararın Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve AİHM kararları ışığında hiç verilmemesi gerektiğini hatırlatmak isteriz.”
Dilekçede, eğer yasaya aykırı bir içerik varsa yalnızca o içeriğin engellenmesinin sağlanmasının olması gereken yasal uygulama olduğu da savunularak, ”Devlet URL filtrelemesi denilen sadece belirlenen nesnelere erişimi engelleyen yapıyı kurabilir. BTK bunu yapacak idari, mali ve teknik beceriye sahiptir” ifadeleri de yer aldı.
Ümit Kıvanç – “Hain internet ve Türk sağının kaymayan ekseni ” başlıklı yazısı – Taraf Gazetesi
AÇIN TÜRKİYE’NİN ÖNÜNÜ 26.06.2010
Ümit Kıvanç: Hain internet ve Türk sağının kaymayan ekseni
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a özel bir gıcığım yok. Belki olmalıymış, bilemiyorum. Olsaydı şimdi ikinci sarıyı görecek ve sonraki maçta yeralamayacaktı.
YouTube yasağı ve Google ile papaz olma vaziyetlerine dair söylediklerine bakarak, bu bakanımızın, Türkiye Cumhuriyeti devlet geleneğini, mantığını ve ‘devlet yöneticisi’ psikolojisini ve daha başka, değiştirilmesi teklif dahi edilemez kültür varlıklarını şahsında cisimleştirdiğini görüyoruz. ‘Türk devlet adamı nedir, nasıl çalışır’ bahsinde genç nesillere yönelik bir eğitim programının Ulaştırma Bakanı tarafından yürütülüyor olması, aynı zamanda, devletimizi yöneten kıymetli şahısların, görev alanlarına ve tanımlarına bakmaksızın her türlü hizmete nasıl canla başla koştuğunu da kanıtlıyor. Millî Eğitim yetkililerinin de, Ulaştırma Bakanı’nın bu jestine, YouTube ve Google’ın Türkiye üzerindeki kirli emellerini anlatan, Sarı Gelin gibi belgeseller yaptırıp okullara dağıtarak karşılık vermesini umuyoruz. YouTube’un adını ‘Yunus Emre Türkçesi’yle hızla artarda söylerseniz ‘yutup’ sesine ulaşacağınıza, buradaki açık emperyalizm çağrışımına dikkatinizi çekerim. Ne demek yutup? Bölmek parçalamak bitti, sıra yutmaya mı geldi? Filan yani… Buradan başlanabilir meselâ belgesele. Sarı Gelin’den daha sahtekârca olmaz en azından.
Muhterem Bakan, ‘Bu site Türkiye Cumhuriyeti ile uğraşıyor, yasakladık, üst mahkemeye itiraz bile etmediler, her yerde yerel sürüm yapıyorlar, burada yapmıyorlar, vergi ödemiyorlar, telefonumuza çıkmıyorlar…’ falan, bir sürü laf söylemiş.
Cevabını, Radikal’in görüştüğü hukukçular vermiş. Bilgi Üniversitesi Bilişim Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz’in dedikleri şunlar: ‘Bakan Yıldırım’ın söylediklerine katılmıyorum. Google ya da YouTube’un özellikle bizimle uğraştığını sanmıyorum. YouTube hakkında verilen mahkeme kararına iki hafta önce itiraz ettik. Mahkeme itirazımızı reddetti. Almanya, İngiltere ve Fransa’da YouTube’u test ettim. ‘Lokal versiyonu mu, global versiyonu mu kullanmak istiyorsunuz’ diye soruyor. YouTube bu ülkelerde yaptığı anlaşmalarda hukuki olarak sadece lokal versiyondan sorumlu. Global versiyona karışmıyor. YouTube, bunu Türkiye’ye önerdi. Ancak Türkiye kabul etmedi. Türkiye, illâ global versiyondan da bu videoların kaldırılmasını talep etti. Problem de buradan kaynaklanıyor. Türkiye, burada ofis açmalarını istiyor. Ancak hiçbir uluslararası organizasyona ‘gelip burada ofis açın’ diyemezler. Obama, ‘Koç, Sabancı gelip burada ofis açacak’ diyemez. Bu tartışma bu tip açıklamalarla çözülemez.’
Bilişim hukuku alanında çalışan avukat Başak Purut da şöyle konuşmuş Radikal’e: ‘Bakan Yıldırım açıklamalarıyla kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor. Neden sadece Google’a bunlar yapılıyor? Türkiye’de yurtdışından iş yapan binlerce site var. Vergi mükellefi değiller. ‘Google’ı yasaklayayım, hizaya getirelim, diğerlerine gözdağı olur’ diye mi yapılıyor, bilmiyorum.’
Bu yazıyı okuyor olsaydı, bakan Yıldırım’ın soracağı ilk soru şu olurdu herhalde: ‘Neden bu hukukçulara inanıyorsun da benim dediğime inanmıyorsun?’
Ben de şu soruyla cevap verirdim: ‘Sizce neden acaba?’
Binali Yıldırım aslında baklayı ağzında tutmamış, hakkını vermek lâzım. Şöyle demiş: ‘Tıpkı ilaç gibi, internetin de hem yararı hem zararı var. Biz temiz kullanılmasını sağlamaya çalışıyoruz.’
Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir sansürcü, özel, olağandışı durumlar haricinde başka türlü konuşmaz zaten. Fakat buradaki asıl mesele sansür değil. Dünya çapında yaşanmış bir değişimi ve yeni bir iletişim ve sosyal ilişki tarzını kavrama konusunda bizi yönetenlerin gösterdiği akıl almaz beceriksizlik. Ne internetin ne olduğu ve dünyaya ne gibi değişiklikler getirdiği (sadece olumlu yanlarını kastetmiyorum) hakkında herhangi bir fikirleri var ne de attıkları adımlarla nereye varacaklarını öngörebiliyorlar.
YouTube şunu yapmış, Google bunu yapmış, hepsi hikâyedir, muhterem okurlar. Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri, internetle ilgili olarak sadece bir hususu fark etmişler, bu yüzden telaşa düşmüşlerdir: İnternet onlara ele avuca sığmaz görünüyor. Bu onları müthiş tedirgin ediyor.
Karşı çıktığın bir fikre, içeriğini, mesajını beğenmediğin bir sanat eserine ya da zırvalığa aynı yöntemlerle cevap verebileceğin, bütün bunların aynı ortamda bulunabileceği, üstelik sana anlamsız ya da zararlı görünen ama başkalarının bayıldığı şeylerin de orada yeralabileceği düşüncesi de, öte yandan, devlet yöneticilerimizin uykularını kaçırıyor, onları Japonya karşısındaki Danimarka takımına benzetiyor. Türkçeden her türlü çoğul takısını kaldırsak hepsi rahat edecek.
İşin bir de başka boyutu var: Şimdiye kadar, Ulaştırma Bakanı ya da herhangi bir devlet yetkilisinin, internette ‘Türk gençleri’nin Kürtlere, Ermenilere ‘karşı’ yürüttüğü, iğrenç hakaretlerle, tehditlerle dolu faaliyetten rahatsızlık duyduğuna dair tek laf işittiniz mi? Hrant’ın üstüne gazete örtülmüş cesedinin fotoğrafını amblem yapan ‘Türk İntikam Tugayı’ grubunun yasaklanması için devletin Facebook nezdinde girişimde bulunması ihtimali var mıdır? Ya da ‘En iyi Kürt ölü Kürt’tür’ grubu Binali Yıldırım’da bir rahatsızlık yaratıyor mu? Bunlar yüzündenFacebook’la papaz olur mu Binali Yıldırım? Yoksa jandarmanın eğitim filmleri ‘Türk gençliği’nce, tuhaf ama, övünmek amacıyla ‘Turkish Gladio’ diye sunulduğu için mi YouTube’a kızmış bakanımız?
‘İnternet’in Ulaştırma Bakanı’nın ağzında ulusalcıların ‘Amerikan emperyalizmi’ne benzer bir anlam kazanması yakın herhalde.
Ağzımızı asker değil siviller kapatsın, Türk sağının eksenine bişey olmasın.
The Associated Press: Turkey tightens Internet control in YouTube feud
By SUZAN FRASER (AP) – 25.06.2010
ANKARA, Turkey — Furious over Internet insults of the country’s beloved founder, Turkey has gone on the offensive against Google, tightening a ban on YouTube and cutting public access to a host of Google-owned sites.
Turkey’s communications minister has accused the Internet giant of waging a battle against Turkey and dodging taxes. But the government faces widespread public anger and attacks from the political opposition for restricting freedoms.
Even the president has spoken out against banning internet sites — using his Twitter account — after Turkey restricted access to some Google pages earlier this month.
The controversy is a setback for Prime Minister Recep Tayyip Erdogan’s government, which won plaudits for carrying out democratic reforms but now stands accused of placing Turkey in the same class as countries already notorious for tight Internet controls.
‘If the government doesn’t now put an end to the Internet ban that has extended to certain Google services … Erdogan’s name will be remembered along with that of Internet prohibiter Ahmadinejad,’ wrote Haluk Sahin, a professor of media studies and columnist for Radikal newspaper, referring to Iranian President Mahmoud Ahmadinejad. Iran cracked down on free use of the Internet during its disputed presidential election last summer.
Even for Turkey, exercising control of the internet is not new.
The country began blocking access to websites in 2007, after parliament adopted an a law against cyber crime in an effort to curb child porn, prevent the dissemination of terrorist propaganda and stamp out illegal gambling. Websites deemed to be disrespectful of Turkey’s founder, Mustafa Kemal Ataturk, and of religious beliefs were also outlawed.
Under court order, Turkey’s telecommunications authority banned access to YouTube, the video-sharing site, in May 2008, after users complained that some videos insulted Ataturk. Earlier this month, Turkey expanded the ban to include some Google pages that use the same Internet Protocol addresses as YouTube, to prevent users from circumventing the ban. The search giant Google Inc. is YouTube’s parent company.
Hundreds of internet users have signed an online petition denouncing the ban as an affront to ‘free speech and rights to access information.’ Signatories are calling for the resignation of the telecommunications officials and Communications Minister Binali Yildirim.
Three information technology groups are challenging the ban in courts.
President Abdullah Gul threw his weight behind opponents of the ban in a series of tweets June 14, saying the Internet gag was preventing Turkey from ‘integrating with the world.’ He said he has instructed officials to look into ways of overcoming the ban, including changing laws if necessary.
‘I cannot approve of Turkey being in the category of countries that bans YouTube (and) prevents access to Google,’ the president said.
The opposition Republican People’s Party, which under new leadership is trying to present itself as a viable alternative to Erdogan’s government in elections next year, brought the issue to parliament Thursday.
‘The whole of Turkey is disturbed. Reaction, criticism, protests are increasing by the day,’ lawmaker Emrehan Halici said. ‘Unfortunately, we are again faced with censorship in our country.’
Yildirim, the minister in charge of Internet issues, responded by accusing YouTube of attacks against Turkey.
‘This site is waging a battle against the Turkish Republic but Turkey will never accept it,’ he said.
He accused Google of failing to abide by Turkish laws and failing to cooperate with Turkish authorities.
This month, Yildirim lashed out at Google saying it owed Turkey 30 million Turkish Lira (US$20 million) in taxes for revenue from advertisements placed in Turkey.
Google said in an e-mailed statement that it is ‘disappointed that that this ban remains in place against a safe and lawful international service enjoyed by millions of people around the world.’
‘Google complies with tax law in every country in which it operates,’ Google said. ‘We are currently in discussion with the Turkish authorities about this, and are confident we comply with Turkish law. We report profits in Turkey which are appropriate for the activities of our Turkish operations.’
Erdogan has in the past shrugged off complaints over the YouTube ban. In 2008, he told a journalist: ‘I know how to get around the ban,’ and urged everyone else to do the same. He would not however, disclose which proxy servers he used to circumvent the ban.
Richard Howitt, a British member of the European Parliament and advocate of Turkey’s European Union membership, has warned Turkey that it cannot be considered as a serious candidate as long as the Internet continues to be censored.
Howitt said the ban puts ‘the country alongside Iran, North Korea and Vietnam as one of the world’s worst offenders for cyber censorship.’
The 56-nation Vienna-based security and human rights organization has also called on Turkey to abolish or reform the law that allows it to block Internet sites.
More than 6,000 sites have been banned in Turkey according to Engelli Web, a site that monitors blocked pages.
Inaccessible sites include pornographic pages, some online betting sites, escort services and sites that provide live soccer feeds.
Bakan Yıldırım YouTube’a Savaş Açtı: Bu Site Hukuk Tanımaz, Bizimle Mücadeleye Girişti!:
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, YouTube’u sert eleştirdi: ‘Bu site Türkiye’yle mücadeleye girişti, ama bunu kabul etmeyiz. Bu site birçok ülkede yerli sürüm yapıyor, Türkiye’de yapmıyor, adli işbirliğine yanaşmıyor. Bir parti lideriyle ilgili videonun kaldırılması için arkadaşlarımız girişimde bulundu, telefonlara çıkmadılar.’
25 Haziran 2010 Cuma 08:19 (TurkTime – Radikal)
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, mahkeme kararıyla erişime engellenen paylaşım sitesi YouTube’un, Türkiye’de hukuki yükümlülüklerini yerine getirmemekte ısrar ettiğini belirterek, ‘Bu site, Türkiye Cumhuriyeti ile mücadeleye girişti ama Türkiye bunu kabul etmeyecektir’ dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda CHP’li Emrehan Halıcı, Türkiye’de internet erişimi ile ilgili özgürlüklerin engellendiğini söyledi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise, internetin ‘ilaç gibi, yararı olduğu kadar zararının bulunduğuna’ dikkati çekti. Yıldırım, bu nedenle internetin temiz kullanımını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Yıldırım, internette suç ve suça özendirici yayınların yüzde 98’inin dış kaynaklı olduğunu, bu tehlikeyi önlemek için bazı önlemler almak zorunda olduklarını dile getirdi.
YouTube paylaşım sitesinin Atatürk’e hakaret içeren yayınından dolayı, mahkeme kararıyla erişime engellendiğini anımsatan Yıldırım, buna karşın sitenin yetkililerinin, cezayı durdurmak için bir üst mahkemeye bile itiraz etme gereğini duymadığını vurguladı. Yıldırım, söz konusu paylaşım sitesinin birçok ülkede güvenlik belgesi almasına, vergi dairelerine kayıt yaptırmasına rağmen Türkiye’de bunları yerine getirmemekte ısrar ettiğini anlattı.
Türkiye’nin bunu kabul edip boyun eğmeyeceğini belirten Yıldırım, ‘Bu paylaşım sitesi birçok ülkede yerli sürüm yapıyor ama Türkiye’de yapmıyor. Yine dünyanın birçok ülkesinde adli makamlarla işbirliği yapıyor ama ülkemizde buna yanaşmıyor. Bir siyasi partinin genel başkanı ile ilgili yayımlanan videonun yayından kaldırılması için arkadaşlarımız girişimde bulundu, telefonlara bile çıkmadılar. Bu kadar hukuk tanımaz siteyi hararetle savunanlar var. Bunu kınıyorum’ dedi.
Söz konusu sitenin, IP giriş numaraları aracılığıyla Google’a girişleri de yavaşlatmaya, bu yolla tepkileri artırıp Türkiye’yi dize getirmeye çalıştığını belirten Yıldırım, ‘Bu site, Türkiye Cumhuriyeti ile bir mücadeleye girişti. Türkiye asla bu durumu kabul etmeyecektir. Bu paylaşım sitesinin direktiflerine göre tavır almak yerine, bu sitenin hukuk kurallarına saygılı olmasını sağlamalıyız’ dedi.
Görüşme yapılmış
Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın bu tepkilerine karşın, YouTube yetkililerinin yasağın kaldırılması için geçtiğimiz günlerde Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu ile bir araya geldiği ortaya çıktı. Sessiz sedasız gerçekleştirilen görüşmede iki taraf, Youtube’un engellenmesi ve arama motoru Google’un yavaşlamasına ilişkin karşılıklı kozlarını paylaştı. Taraflar arasında net bir uzlaşma sağlanamazken, tekrar bir araya gelmeleri konusunda mutabakata varıldı.
‘Lokal versiyonu Türkiye istemedi’
Bakan Binali Yıldırım’ın sözlerine bilişim hukuku konusunda uzman olan isimler katılmıyor. Görüşler şöyle:
Bilgi Üniversitesi Bilişim Hukuku öğretim üyesi Doç. Dr öğretim üyesi Yaman Akdeniz: ‘Bakan Yıldırım’ın söylediklerine katılmıyorum. Google ya da YouTube’un özellikle bizimle uğraştığını sanmıyorum. YouTube hakkında verilen mahkeme kararına iki hafta önce itiraz ettik. Mahkeme itirazımızı reddetti. Almanya, İngiltere ve Fransa’da Youtube’u test ettim. ‘Lokal versiyonu mu, global versiyonu mu kullanmak istiyorsunuz?’ diye soruyor. YouTube bu ülkelerde yaptığı anlaşmalarda hukuki olarak sadece lokal versiyondan sorumlu. Global versiyona karışmıyor. YouTube, bunu Türkiye’ye önerdi. Ancak Türkiye kabul etmedi. Türkiye, illa global versiyondan da bu videoların kaldırılmasını talep etti. Problem de buradan kaynaklanıyor. Türkiye, burada ofis açmalarını istiyor. Ancak hiçbir ulusla-rarası organizasyonda ‘gelip burada ofis açın’ diyemezler. Obama, ‘Koç, Sabancı gelip burada ofis açacak’ diyemez. Bu tartışma bu tip açıklamalarla çözülemez.’
Bilişim Hukuk konusunda uzman avukat Başak Purut: ‘Bakan Yıldırım açıklamalarıyla kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor. Neden sadece Google’a bunlar yapılıyor. Türkiye’de yurtdışından iş yapan binlerce site var. Vergi mükellefi değiller. ‘Google yasaklayayım, hizaya getirelim, diğerlerine gözdağı olur’ diye mi yapılıyor bilmiyorum?’ (Radikal)
“Ordular ilk hedefiniz YouTube, ileri” – CNNTurk.com: “EMİN ÇAPA 24.06.2010 16:45:39
‘Ordular ilk hedefiniz YouTube, ileri’
Ey benim sevgili internetkullanamayıcı dert ortaklarım. Bu kadarını ben bile düşünemedim.
EMİN ÇAPA
eminc@cnnturk.com.tr
CNN TÜRK Ekonomi Müdürü
Diğer Yazıları
* ‘Ordular ilk hedefiniz YouTube, ileri’
* Arapsız ya da Almansız yaşayamaz mıyız?
* Google’a karşı omuz omuza
* Internet yasaklansın 2
* Çılgın Türkler
Bir süredir ‘İnternet Yasaklansın’ başlığı altında, interneti yasaklamanın ne kadar saçma olduğunu anlatmak için saçmalayan yazılar yazdım, ama bu kadar tuhafını vallahi de, billahi de düşünemedim.
Şunu bir okur musunuz? ‘Bu site, Türkiye Cumhuriyeti ile bir mücadeleye girişti. Türkiye asla bu durumu kabul etmeyecektir.’
* Emin Çapa’nın ‘İnternet Yasaklansın 1′ yazısı için tıklayın
* Emin Çapa’nın ‘İnternet Yasaklansın 2′ yazısı için tıklayın
* Emin Çapa’nın ‘İnternet Yasaklansın 3′ yazısı için tıklayın
Nasıl yani? Türkiye Cumhuriyeti ile bir internet sitesi arasında mücadele mi dediniz!!!!!!!!!???????? (ünlemler ve soru işaretleri az kaldı, yeni bir noktalama işareti bulmam /uydurmam lazım)
Yahu insaf artık…
Bu kadar da değil.
Tamam yasakladınız…
Tamam yasaklamınızı delmeye fırsat tanıyanları da bloke ettiniz…
Ama insaf edin, yasağınızı savunurken böyle bir cümle kurulur mu?
YouTube kim ki? İnternet sitesi…
Ne yapacağız, savaş mı ilan edeceğiz?
Yasakçı zihniyetleri normal sayan bazı okurlara da bir uyarı da bulunayım.
Dünyada en tehlikeli şey, ‘bunları sizi korumak için yapıyoruz’ denmesidir.
Beni kimsenin korumasını istemiyorum.
Bakan diyor ki, ‘İnternetin temiz kullanımını sağlamayı hedefliyoruz’..
Çok etkilendim.. Temiz kullanım nedir acaba?
Bakan açık konuşsun, porno mu? Çocuk istismarı mı? Fikirlerin kontrolsüzce ortalıkta tartışılması mı?
Nedir temiz kullanım?
Sevgili arkadaşlar, size iki not vereyim.
1) Hepiniz hatırlarsınız, adamın bir tanesi ‘arayınca Atatürk aleyhine siteler çıkıyor’ diye Google yasaklansın davası açmıştı. Ey …(siz anlarsınız) kardeşim, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçemeyen arkadaşım.. Dünya 21. yüzyıla girdi. Sen daha ‘Atatürk Türkiyesi’ne gelememişsin.. Senin bu dediğin, Abdülhamit döneminde, gazetelerden bir tanesi ‘Sultanahmet Çeşmesi önünde dua eden adam’ posteri verince sansürcülerin, ‘adam ellerini açmış, Sultan Abdülhamit döneminde işimiz Allaha kaldı diyor, yayınlanamaz’ demesine benziyor.
2) Amerika Birleşik Devletleri’nde çok çok önem verilen ve ifade özgürlüğünün nereye vardığını gösterdiği için hukuk fakültelerinde okutulan bir dava vardır. Porno kralı Larry Flynt’le ilgili açılan davada ABD Anayasa Mahkemesi, ‘pornonun da ifade özgürlüğünden yararlanacağına, yasaklanamayacağına, çocukları korumak için başka tedbirler alınması gerektiği’ne karar verdi. Burada pornoyu savunma durumuna düşmek istemiyorum ama, lütfen TÜRK HALKI CAHİLDİR, ONLARI KORUMAMIZ LAZIM ANLAYIŞINA SON VERİLSİN. BEN CAHİL DEĞİLİM. BENİ KORUMAYA ÇALIŞAN HERKESTEN DAHA KÜLTÜRLÜ, BİLGİLİ, AKILLIYIM. TÜRK HALKININ SALAK OLMADIĞINI KABUL EDİN.
Gün geçtikçe nefes almanın zorlaştığı bir ülke değil, asıl sorunlarına azimle eğilen bir ülke haline gelebilir miyiz artık lütfen!!!!!!!!??
Sayın Bakan, eğer internete eğilecekseniz ‘lütfen hız nasıl artırılır, fiyat nasıl düşürülür, her eve internet nasıl sokulur’ konusuna eğilin.
Eğer hala boş vaktiniz varsa ilgilenecek çok önemli bir mesele var; memleketin her yeri kanıyor? En büyük sorunumuz işsizlik bile unutuldu, akan kanlardan. Lütfen vaktinizi bizi ‘internet zararlılarından korumaya’ değil, patlayan bombalardan, terör saldırılarından korumaya ayırın.