Cyber-Rights.Org.TR

Archive for the ‘Article 301’ Category

Google sansürledi – Milliyet.com.tr

Monday, March 22nd, 2010

Bu haber doğru mu?

Google sansürledi – Milliyet.com.tr

21 Mart 2010

Arama motoru Google, Atatürk ve Türklüğü aşalayıcı içeriği kısıtlama kararı aldı. Artık, bu türdeki videolar, google.com.tr adresinden erişime yasak olacak.

Benzer uygulamalar Almanya, Fransa ve Polonya’da da var. Bu ülkelerde Nazi propagandası yapan içeriğe giriş yapılamıyor.

(CNN)

Banned … by Google
By David Goldman, staff writerMarch 20, 2010: 6:08 PM ET

NEW YORK (CNNMoney.com) — In Turkey, it’s a crime to defame the country’s founder, Mustafa Kemal Ataturk or to ridicule “Turkishness.” So Google restricts access to videos that the government of Turkey deems illegal on google.com.tr.

In Germany, France and Poland, it is illegal to publish pro-Nazi material or content that denies the Holocaust. To comply with those countries’ laws, Google (GOOG, Fortune 500) does not display links to those sites on its search results pages on the company’s German site google.de, French site google.fr or Polish site google.pl.

And in Thailand, denigrating the Thai monarch is against the law, so Google blocks YouTube videos in Thailand that ridicule King Bhumibol Adulyadej.

Google controls nearly two-thirds of the world’s search results, making it the Internet gateway for most people. As a result of that clout, Google’s censorship policies are closely watched.

That heady responsibility is also one of the reasons why Google may exit China, which has stringent censorship rules. (more…)

Todays Zaman: OSCE concerned over ban on internet freedoms in Turkey

Tuesday, February 2nd, 2010

OSCE concerned over ban on internet freedoms in Turkey

02 February 2010, Tuesday
ABDULLAH BOZKURT STRASBOURG

zaman.jpg

A senior official at the world’s largest intergovernmental organization focusing on media freedoms has lambasted Turkey for imposing restrictions on Internet sites and criticized media accreditation methods to ban reporters from attending press conferences.

The Organization for Security and Cooperation in Europe (OSCE) media representative Miklos Haraszti told Today’s Zaman in Strasbourg last week that Turkey needs to reform or abolish Law 5651, commonly known as the Internet Law, which restricts access to popular Web sites including video-sharing Web site YouTube. He also warned that changes made to notorious Article 301 of the Turkish Penal Code (TCK), which makes it a crime to attack the Turkish nation in the media, are inadequate and that the government simply needs to get rid of that law.

‘It puts Turkey in bad company with countries like Iran and China, though Turkey is basically a free country,’ Haraszti said, stressing that Turkey should either reform or abolish the Internet Law in its current form. He warned that the practice is simply not in line with OSCE commitments and other international standards on freedom of expression. ‘The government does have tools to go after illegitimate sites and punish those who violate laws. But do not block whole access to Web sites. It is not solving problems,’ he remarked.

The OSCE has recently issued a report on restrictions on the Internet in Turkey and criticizes current practices. ‘At present, 3,700 Internet sites are blocked in Turkey, including YouTube, GeoCities and Google sites. Even as some of the content that is deemed ‘bad,’ such as child pornography, must be sanctioned, the law is unfit to achieve this. Instead, by blocking access to entire Web sites in Turkey, it paralyzes access to numerous modern file-sharing or social networks,’ Haraszti stated, when announcing the report.

With respect to the amended Article 301, Haraszti emphasized that the government had not done enough in reforming the law. ‘Basically it was not a reform. The decision making was moved from the judiciary to the political level. That benefitted journalists because much less or no cases were allowed to proceed,’ he said. According to the amended law, any case brought against writers and media professionals requires the approval of the justice minister.

Article 301 criminalizes insulting ‘the Turkish nation.’ Before the current government passed an amendment, the crime of ‘insulting Turkishness’ was far more serious and broadly prosecuted, which led to the conviction of numerous intellectuals for criticizing the nation and the state. The government’s recent changes to the TCK now require the justice minister’s approval to take someone to court over Article 301 violations, thus eliminating prosecutorial discretion.

The OSCE media representative argued that this is not a solution. ‘The law is still there. The government cannot dictate solutions in every law. For now, the government has undertaken the political responsibility, and they are holding the [line] tight. But it cannot go on forever like this,’ he underlined, urging the complete abolishment of the notorious article.

Haraszti further noted concern over the usage of media accreditation as a censorship tool against media outlets. ‘Obviously we have concerns over these matters and noted it in our reports,’ he said. The Zaman Media Group, which also publishes Today’s Zaman, has not been allowed to cover the press briefings by the chief of General Staff because the group was not extended accreditation by the military.

Zaman: YouTube yasağı ve akreditasyon Türkiye’yi üçüncü sınıf yapıyor

Tuesday, February 2nd, 2010

Zaman: YouTube yasağı ve akreditasyon Türkiye’yi üçüncü sınıf yapıyor

Abdullah Bozkurt Strasbourg, 02 Şubat 2010, Salı

zaman_02022010.jpg

Avrupa Birliği’nin ardından Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı da internet yasakları ve bazı kurumların basına uyguladığı akreditasyon meselesi nedeniyle Türkiye’yi eleştirdi. Today’s Zaman’a konuşan AGİT temsilcisi Miklos Haraszti, bu uygulamaların Türkiye’yi üçüncü sınıf ülkeler kategorisine yakınlaştırdığını söyledi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Türkiye’de internet sitelerine getirilen yasakların teşkilat kriterleri ile örtüşmediğini ve bazı kurumların akreditasyonu bir basın sansürü olarak kullanmasından endişe duyulduğunu bildirdi.

AGİT’in medya özgürlüklerinden sorumlu temsilcisi Miklos Haraszti, Today’s Zaman’a verdiği mülakatta YouTube gibi popüler sitelere erişimi engelleyen 5651 sayılı İnternet Yasası’nın ya değiştirilmesi ya da tamamen kaldırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca 301′inci maddede yapılan değişikliğin de yeterli olmadığını vurgulayan Haraszti, hükümetin bu yasadan kurtulması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’nin basın özgürlükleri açısından esas olarak ‘özgür bir ülke’ olduğunun altını çizen AGİT temsilcisi, ancak internet kısıtlamaları ve yasaklarının ülkeyi, İran ve Çin gibi özgürlüklerin son derece kısıtlandığı üçüncü sınıf ülkeler kategorisine yakınlaştırdığı uyarısında bulundu. ‘Hükümet çocuk pornografisi, kumar gibi internette işlenen suçları takip edebilecek ve suçluları yakalayabilecek yetkilere zaten sahip. Ancak meşru olan bir siteye erişimin tamamen engellenmesi kabul edilemez. Bu, çağdışı bir uygulamadır.’ dedi.

AGİT temsilcisi, değiştirilen 301 No’lu yasa konusunda da hükümetin adım atmasını istedi ve, ‘Bu yasa tamamen kaldırılmalıdır.’ dedi. 301 No’lu yasa ‘Türk milletine ve Türklüğe’ basın yoluyla yapılan hakaretleri suç kabul ediyor ve hapis cezaları getiriyor. Bu madde sebebiyle geçmişte birçok gazeteci ve yazar mahkûm olmuştu. Son yapılan değişiklikle beraber davaların açılması Adalet Bakanlığı iznine tabi kılınmış ve açılan dava sayısı son derece azalmıştı. Haraszti, bu değişiklikle hükümetin siyasi risk aldığını ve karar mekanizmasının adli mercilerden siyasi yönetime geçtiğini söylüyor. ‘Ama yasa hâlâ orada duruyor. Bu geçici bir çözüm. Yasa tamamen kaldırılmalı.’ şeklinde konuştu.

Genelkurmay’ın başta Zaman olmak üzere bazı yayın organlarına akreditasyonu kullanarak basın toplantılarını takip etmeyi yasakladığının hatırlatılması üzerine Haraszti, bu konuda AGİT’te basın hürriyetinin ihlal edildiği konusunda endişeleri olduğunu ve konuyu raporlara yansıttıklarını ifade etti. ZAMAN

Bianet: AGİT’ten Haraszti: Medyayı Ceza Kanunundan Çıkarın – Bianet

Monday, January 18th, 2010

Bianet: AGİT’ten Haraszti: Medyayı Ceza Kanunundan Çıkarın – Bianet

AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Haraszti, ‘Hükümet, medya özgürlüğünde tam yasal güvence getirmek için medyadan ‘olgun olmasını’ bekliyor. Medyaya mütekabiliyet dayatılamaz’ dedi. Bilişim hukukçusu Akdeniz de, ‘İnternet Yasası ya değiştirilmeli ya da yürürlükten kalkmalı’ dedi.

Erol ÖNDEROĞLU – hukuk@bianet.org
İstanbul – BİA Haber Merkezi
14 Ocak 2010, Perşembe

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği ‘Medya Özgürlüğü’ konferansına katılan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Miklos Haraszti, ‘Toplumda çoğulculuk basın özgürlüğünü güvence altına alır’ dedi.

Hukuk Fakültesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin girişimiyle gerçekleşen Konferansın kolaylaştırıcısı Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, AGİT’in sadece ihlalleri izleyen değil ülkelerin altına imza attığı taahhütler ışığında medya özgürlüğünde geliştirici standartların ortaya koymada da etkin bir örgüt olduğunu söyledi.

490-250.jpg

‘Hükümet, içerikten elini çekmeli, nötr kalmalı’

AGİT’deki görevini altı yıldır sürdüren ancak martta görev süresi dolan Haraszti, ‘Türkiye, askeri yönetimlerin etkin olduğu dönemlerle kıyaslanamaz bir noktada ancak tam bir özgürleşme yönünde isteksizlik görüyorum’ dedi. Hükümetin Ceza Yasası’nın (TCK) 301. maddesinin basın özgürlüğüyle bağdaşmadığını bildiği halde siyasi nedenlerle adım atmaya yanaşmadığını söyledi.

‘İster Kemalist, ister dini, isterse ulusal bir bağlamda olsun hükümet, ifade özgürlüğünde içerikten elini çekmeli. 301. madde işte bu tarafsızlığı gölgeliyor. Hükümetlerin, Ceza Yasası’ndaki sorunlar Medeni Yasayla çözülebilecekken, ceza yasasıyla çözmede ısrar etmesi yanlış. Basın faaliyetlerini suç olarak görülmesi kabul edilemez.

‘Hükümetin ‘önce medya olgun olsun ondan sonra basın özgürlüğüne yasal güvence getirelim’ yaklaşımı yanlış. Ancak tam özgür bir medya tam bir sorumluluk üstlenebilir. Medyaya mütekabiliyet dayatılamaz.’

Taraf gazetesi ve Doğan Grubu’na yönelik uygulamaları eleştiren Haraszti, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Doç Dr. Yaman Akdeniz’in bir AGİT belgesi olarak hazırladığı ‘Türkiye’de İnternet Sansürü Raporu’ndaki tavsiyelere uygun olarak Türkiye’yi 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda reform yapmaya da çağırdı.

‘Kültürel anlayış, karşılıklı olmalı’

Haraszti, 56 AGİT ülkesinin kendilerine özgü sorunları olduğuna işaret etti; İrlanda’nın ‘dine saldırı’yı cezalandıran düzenlemesinin yürürlükten kaldırılmasını talep ettiklerini aktardı. Benzer şekilde, Pakistan’ın İslam Kalkınma Örgütü (İKÖ) kanalıyla Birleşmiş Milletler nezdinde bu anlamda yaptığı girişimlerin de çözüm getiremeyeceğini bildirdi: ‘Düşüncenin cezai bağlama oturtulması dışındaki çabalara ağırlık verilmeli.’

Danimarka’daki karikatür krizinin, medyanın küreselliğini ve kültürel alanda farklı okur kitlelerinin varlığını hatırlattığını kaydeden Haraszti, ‘Karşılıklı kültürel anlayış gerçekten karşılıklı olmalı. Ancak Danimarka’daki gazete, Müslüman dünyadan gelen tepkileri de dikkate almalıydı’ şeklinde konuştu.

Akdeniz: İnternet Yasası ya değiştirilmeli ya kaldırılmalı

Raporunu özetle değerlendiren Yaman Akdeniz ise, Türkiye’de bir buçuk yıldır erişime kapalı olan youtube sitesinin yetkililerinin, Türkiye’de ofis açmaya yanaşmamalarının bir nedeninin de, ‘her gün mahkeme ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın gelecek erişim engeli ve benzeri taleplerle uğraşmak istememeleri’ olduğunu söyledi.

TİB’in 5651 Sayılı Yasada belirtilen ‘katalog suçlar’ dışında da Özgür Gündem, Keditör, Günlük gazeteleri ve Richard Dawkins’e ait siteleri Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve hakarete dair düzenlemelere dayanarak erişime kapattığını anımsatan Akdeniz, ‘5651 Sayılı Yasa ya revize edilmeli ya da yürürlükten kaldırılmalıdır’ dedi. (EÖ)

OSCE conference: Get Rid of Penal Code for the Media – Bianet

Monday, January 18th, 2010

OSCE conference: Get Rid of Penal Code for the Media – Bianet

OSCE Representative on Freedom of Media Haraszti critisized in the recent conference: ‘The government waits for a ‘mature’ media before granting full legal implementation of freedom of media’. IT lawyer Akdeniz demanded: ‘The internet law should be amended or abolished’.

Erol ÖNDEROĞLU – hukuk@bianet.org
Istanbul – BİA News Center
15 January 2010, Friday

‘Pluralism in society guarantees freedom of press’ said Representative on Media Freedom Miklos Haraszti from the Organization for Security and Cooperation in Europe (OSCE) in the ‘Freedom of Media’ conference held at Bilgi University in Istanbul on 14 January.

The conference was initiated by the Human Rights Law Application and Research Centre of the Bilgi University Law School. Faculty member Prof. Dr. Turgut Tarhanlı indicated that OSCE does not only monitor violations of media freedom. Furthermore, the organization effectively puts forth the development of standards of media freedom in the perspective of commitments signed by the member states.
‘Government should keep their hands off media contents

Haraszti will finish his duty this March after being with OSCE for the last six years. He stated, ‘At a point where Turkey cannot be compared any more to the times of military administration, I nevertheless observe unwillingness towards full liberation. Although the government is aware of the discrepancy between article 301 of the Turkish Criminal Code (TCK) and freedom of press, political reasons prevented the undertaking of measures’, Haraszti argued.

‘The government should keep their hands off media contents within the scope of freedom of expression, regardless of Kemalist, religious or national contexts. It is article 301 that casts a shadow over this neutrality. If problems in the Criminal Code can be solved by the Media Law, the government is mistaken to insist on a solution within the criminal law. Exhibiting press activities as crimes is unacceptable’, Haraszti explicated.

‘The government’s approach of stalling legal guarantee of press freedom until ‘the media becomes more mature’ is wrong. In fact, only a fully liberated media can carry full responsibility. Reciprocity is nothing that can be imposed on the media’ Haraszti said and moreover criticized the implementations imposed on Taraf newspaper and the Doğan Group.

‘Cultural understanding should be mutual’

Haraszti pointed out that the 56 member states of OSCE all have their specific problems. In Ireland, for instance, the organization required to abolish the regulation on punishment for ‘attacks on religion’. He also told the audience about the similar case of Pakistan, where the United Nations was not able to solve the problem despite an initiative carried out via the Islamic Development Organization (IDO). ‘Efforts should be concentrated on other issues but thinking in terms of penalties’.

Haraszti also mentioned the caricature crisis in Denmark, which highlighted the media’s diverse readership considering global and cultural areas. ‘A mutual cultural understanding should be really mutual. The Danish newspaper had to consider the reactions coming from the Muslim world’, he said.

Akdeniz: Internet law should be amended or abolished

Bilgi University faculty member Assoc. Prof. Dr. Yaman Akdeniz prepared a report on ‘Turkey and Internet Censorship’ commissioned by OSCE. He called Turkey for reforms of law no. 5651 on the ‘Regulation of Publications on the Internet and Suppression of Crimes Committed by means of Such Publication’ according tot he proposals he made in his report.

Akdeniz gave a brief summary of his report. He drew attention to the internet site youtube which has been blocked to access for one and a half years now. According to Akdeniz, youtube officials refrain from opening an office in Turkey because ‘they do not want to deal with obstacles such as access bans and similar demands frequently issued by courts and the Telecommunications Communication Presidency (TİB)’.

Akdeniz also reminded that apart from TİB’s referring to ‘catalogue crimes’ regulated in law no. 5651, access has been blocked to Özgür Gündem, Keditör, Günlük newspapers and websites belonging to Richard Dawkins by implementing regulations related to insult. Akdeniz claimed, ‘Law no. 5651 should either be revised or abolished’. (EÖ/VK)

Bianet: Düşünce Özgürlüğü Buluşması’nda 11 Kişi Baskıya Tanıklık Etti – Bianet

Monday, May 25th, 2009

Bianet: Düşünce Özgürlüğü Buluşması’nda 11 Kişi Baskıya Tanıklık Etti – Bianet

Düşünce Özgürlüğü İstanbul Buluşması’nda Prof. Tarhanlı, uluslararası ifade özgürlüğü standartlarının özellikle inanç temelinden yeniden tartışmaya açıldığını söyledi. Alınak, Seropyan, Demirer, Dilipak, Baykal, Özkan, Özdabak, Tursun, Baransu, Bengisu ve Selek tanıklık etti.

Erol ÖNDEROĞLU, hukuk@bianet.org
İstanbul – BİA Haber Merkezi
25 Mayıs 2009, Pazartesi

Düşünce Suçuna Karşı Girişimi’nin 22-24 Mayıs günlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği Düşünce Özgürlüğü için 6. İstanbul Buluşması, düşünceleri nedeniyle Türkiye’de baskılarla karşılaşanları, Avrupalı ve Karadeniz bölge ülkelerindeki hak savunucularını bir araya getirdi.

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Turgut Tarhanlı, açılış konuşmasında, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra özellikle güvenlik meseleleri etrafında ifade özgürlüğünü sınırlarının tartışmaya açıldığını, son olarak da evrensel insan hakları standartlarının dini değerlerin korumaya alınması yönünde girişimlere sahne olduğunu söyledi.
Tarhanlı: AİHM kararlarını da tartışabilmeliyiz

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatlar itibariyle, kültürel ve sanatsal konularda, politik düşünce açıklamalarına göre daha az özgürlükçü kararlar alabildiğini ifade eden Tarhanlı, AİHM kararlarının da insan hakları savunucularınca tartışılmasının yararı olabileceğini açıkladı.

“Türkiye’den tanıklıklar” bölümünde söz alan eski milletvekili Mahmut Alınak, Deniz Gezmiş, Musa Anter ve Vedat Aydın’ın isimlerinin sokaklara verilmesini istediği için “suçluyu övmek” iddiasıyla cezalandırıldığını açıklayarak, yasaklara değindi:

“1973′te savcı bana, ‘Demokrasimiz daha genç, zorlamayın!’ demişti. Bekledim ki demokrasi büyüsün ama o hiç büyümedi. Kürtlüğümüzü, Kürtçe’mizi ruhumuzda prangalayarak büyüdük.”

Agos gazetesi eski imtiyaz sahibi Serkis Seropyan da, Hrant Dink’in Reuters Ajansı’na söylediği “Dört bin yıldır bu topraklarda yaşayan halk ortadan yok oldu” sözlerini diğer gazetelerden aktarmalarına karşın yalnızca kendilerinin yargılanıp mahkum edildiğini söyledi.
Demirer: İtiraz etmekten vazgeçmemeli

Yazar Temel Demirer, Dink’in soykırımı tanıdığı için öldürüldüğünü ifade ettiği için halen “Türk milletini aşağılamak”tan yargılandığını kaydederek, “Ben devletin diliyle konuşmadım, benim suçum bu” dedi.

“Sarık ve Cübbe” başlıklı yazısında “askeri kuvvetlerini aşağıladığı” gerekçesiyle yargılanan yazar Abdurrahman Dilipak ise, Adalet Bakanlığı’nın kovuşturma izni vermediğini söyledi ve ekledi: “Ancak siyasi irade başka bir kişi için izin verebilir. Bu iktidar vermezse bile bir başka iktidar bu düzenleme yürürlükte kaldığı sürece izin verebilir.”

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Ceren Baykal da, 301. maddeyle yürütülen soruşturma ve davalara bakanlık izni getirilmesinin yıllardır kendilerine söz edilen “erkler ayrılığı” ilkesine aykırı olduğunu açıkladı.

Vicdani retçi Doğan Özkan, hapisten para cezası verilmesiyle sonuçlanan yargılamasını özetledikten sonra, sözlerini “Askere gitmeyin, hiçbir işlem yapmayın” diyerek tamamladı.
Özdabak, Baransu, Tursun da tanıklık etti

Karikatürist Halil İbrahim Özdabak “Guguk” karikatürü nedeniyle yargılandıktan sonra beraat ederken kendisine “kıl payı” kurtulduğunun söylendiğini ifade ederek, “Her gün çiziyorum ama aklımda yine o kılpayına yaklaşmamaya çalışmak var” dedi.

Mehmet Tursun ise, oğlunu öldürenlere ilişkin yargılamaya dair düşünceleri ve tepkilerinden hapisle yargılandıklarını ifade etti; “Polis şiddetine karşı seferberlik ilan ediyoruz” dedi.

Taraf muhabiri Mehmet Baransu, hakkında 22 dava açıldığını, yedi soruşturma yürütüldüğünü söyledi; Özden Örnek ve Dağlıca haberinden açılan davalara 12 Haziran’da devam edileceğini ifade etti.
Lambda’dan Bengisu: Tehdit sürüyor

Lambdaİstanbul Derneği’nin kapatılma girişimlerini anlatan Bora Bengisu da, yargının derneğin kapatılmamasına karar verdiği kararında dahi “eşcinselliği yaygınlaştırmaya çalışırlarsa kapatırız”dair tehdit bulunduğunu, bu nedenle de kararı temyiz edeceklerini açıkladı.

Mısır Çarşısı davasından hakkında müebbet hapis cezası istenen sosyolog Pınar Selek’e ise babası ve avukatı Alp Selek tanıklık yaptı: “Ajan olmayı reddettiği için başına getirilen bir olay bu.” (EÖ)

Investigation Ruled Out for Signatories to The Apology to Armenians

Thursday, January 29th, 2009

Investigation Ruled Out for Signatories to The Apology to Armenians: “The Ankara Chief Public Prosecutor’s Office has rejected a call to open a case against the apology campaign under Article 301.”

(Via Latest Bianet/English News.)